Aşk mahkûmlarına af

30 Eylül günkü Vatan Gazetesinde -bence ilginç- bir haber gözüme çarptı. Çarpmakla kalmadı, içime sızdı, sızarken de kısmen sızlattı ama çokça da düşündürttü birçok şeyi birden…
Haber şöyleydi:
“5 Yıldan Az Cezalar Evde Çekilsin”
Haberin içeriğini özetleyeyim: Cezaevlerindeki nüfusun 115 bini aşması nedeniyle Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün önerileri doğrultusunda Kanunlar Genel Müdürlüğü’nce bir çalışma yürütülüyor. Bu çalışmaya göre, 3 yıla kadarki cezalarla sınırlı olan denetimli serbestlik uygulaması 5 yıla çıkarılıyor.
Daha haberin başlığını gördüğümde zihnimde “acaba hangi suçlar bu kapsama giriyor” sorusu belirdi. Neyse ki, bu sorumun yanıtı da aynı haberin içindeydi.
Aynen aktarayım:
“Denetimli serbestlik kapsamına girmesi beklenen bazı suçlar şöyle: Yaralama / aile içi şiddet / doku ticareti / cinsel taciz / tehdit / şantaj / kişiyi hürriyetinden yoksun kılma / hakaret / haberleşmenin gizliliğini ihlal / kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması / özel hayatın gizliliğini ihlal / kişisel verilerin kaydedilmesi / hırsızlık (kapkaç, maskeli hırsızlık, yağma, gasp hariç) / mala zarar verme / basit dolandırıcılık / çevrenin kirletilmesi / resmi belgede sahtecilik / suçu ve suçluyu övme / halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama / çete üyesi olmak / ulaşım araçlarının kaçırılması / fuhşa aracılık / kumar / birden çok evlilik / tefecilik / bilişim suçları / görevi kötüye kullanma / kanuna aykırı eğitim kurumu / iftira / yalan tanıklık / suçu bildirmeme / delilleri yok etme / Cumhurbaşkanına hakaret / Türklüğü, devleti, Meclisi, hükümeti aşağılama (301. madde) / halkı askerlikten soğutma / askerleri itaatsizliğe teşvik…”
Ceza ve tutukevlerindeki 115 bin kişiden 15 bininin yukarıdaki suçlardan hüküm giydiği ve dolayısıyla söz konusu kısmi salıvermeden 15 bin kişinin yararlanacağı da haberde yer alıyor. Keşke bu 15 bin kişinin yukarıdaki suçlara göre dağılımını da verselerdi haberde, biz de daha somut verilere dayanarak yorumlar yapabilseydik.
Neyse ki şükretmeyi seven bir yapıdayız. Bu kadarına da şükredip, bu suçların bazılarına göz atalım:
Örneğin; “birden çok evlilik”… Böyle bir suçtan hüküm giymiş insan, çıkınca ne yapacak, nereye, kimin yanına gidecek?
Örneğin; “Cumhurbaşkanına hakaret”… Birisi zamanın birinde çıkıp, “Bulunduğunuz makamın fonksiyonel tuşlarını yitirmiş biri olarak orada oturmaya devam edemezsiniz” demiş olsun ve bu tümce, mahkeme tarafından “hakaret” olduğu hükmüne varılıp, söyleyen kişi 18 ay hapisle cezalandırılmış olsun. Eğer bu çalışma sonucu oluşacak taslak, yasalaşıp onay için önüne geldiğinde Cumhurbaşkanı ne yapacak acaba? “İmzalar” mı dediniz. Elbette imzalar. Çünkü affetmek büyüklüktür!..
Örneğin; “aile içi şiddet”… Sahi, “aile içi şiddet”ten hüküm giymiş kişi çıktığında yine “aile içi”ne mi dönecek? Dönsün dönsün, nasıl olsa “aile içi şiddet”e dönmüyor, “aile içi”ne dönüyor…
Örneğin; “fuhşa aracılık” ya da “cinsel taciz”… “Cinsel taciz” suçlusu serbest kalması durumunda ne yapacağını pek bilemiyorum(!) ama birinci suçtan serbest kalan kişinin kesinlikle bir “aracı kurum”da istihdam olanağı bulacağını söyleyebilirim!..
“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”… Bakın bu çok ironik geldi bana. Hürriyetinden yoksun kalmamak için bir başkasını hürriyetinden yoksun kılman gerekiyor, gibi bir durum söz konusu –ki, tam bizlik bir uygulama!..
“Haberleşmenin gizliliğini ihlal”, “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması”, “Özel hayatın gizliliğini ihlal”, “kişisel verilerin kaydedilmesi”… Nedendir bilmem ama söz konusu “kısmi af” kapsamındaki bu suçları okuyunca çok güldüm. Sahi sizce neden gülmüş olabilirim?..
Neyse, daha da uzatıp fazla vaktinizi almayayım.
Yazımı da haberde eksikliğini hissettiğim küçük bir ayrıntıyla bitireyim.
Yıllar önce arabesk bir şarkı dinlemiştim İbrahim Tatlıses’ten.
İşte nakarat kısmı:
Yanıp da sönmeyen bir ateş oldum
Bizi söndürecek su yok mu YARAB
Zalimler aşkına mahkûm olmuşum
Aşk mahkûmlarına af yok mu YARAB
Kim derdi ki, yıllar önce birkaç kez kulağıma çalınan bu şarkıyı tekrar hatırlayacağım.
Hayat işte, çıkarıp getiriyor insanın karşısına hiç umulmadık bir anda…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.