Açık olmak

Bir şeylerin üstünü kedi pisliğini örter gibi örtmek zorunda değilseniz açık olursunuz. Üstünü sıkı sıkı örtmeniz gereken bir şeyleriniz varsa açık olmanız zordur. Boşluklarını eksiklerini yanlışlarını ortaya döken insanlar yok mu? Vardır elbet neden olmasın. Bu durum gönül genişliğiyle ilgili değilse yırtıklıkla ilgilidir. Yırtıklık da sonunda bir yaşam biçimidir, bir insan olma biçimidir. Şu ortamda ahlaksızlık geçerli olduğu için ben de ahlaksızlığı seçtim diyecek kadar yırtık insanlar vardır. Çalıp çırpma konusunda hiçbir olanağım yok, olsaydı ben malı çoktan götürmüştüm diyen insanlar da gördük. Kendilerini açık açık ortaya koyabilen zayıf kişilikler rahat insanı oynarlar. Ama rahat olmadıkları bellidir. Onlar genelde eksiksiz görünmeye çalışırlar. Oyunlarını iyi oynayamadıkları zaman, kirli çamaşırları ortaya döküldüğü zaman sinirli ve saldırgan olurlar.

İnsanların ben neyim demeden başkalarını küçük görmeleri bir savunma biçimidir. Birilerini küçük görelim ki kendi küçüklüklerimizi gizleyebilelim: bu yolda en temiz davranışları bile kirli gösterme konusunda ustalaşmış kimseler vardır. İyiliksever bir adamı nasıl küçük düşüreceksiniz? Çok kolay. Onun bu iyilikleri kendi çıkarı için ya da ona buna güzel görünmek için yaptığını söylersiniz olur biter. O adamın iyilikçiliği bir çeşit rüşvetçiliktir derseniz insanlar inanırlar. İnsanlar genelde inanmaya yatkındırlar. Önemli olan küçüklüklerimizin üstünü örtmektir. Bir dostunuza belli bir neden yokken aldığınız bir armağanın rüşvet diye değerlendirilmesi ruh sefilliğinin bir göstergesidir. Bazı insanlar, ben de onlardanım, dostlarını küçük armağanlarla sevindirmekten hoşlanırlar. Ancak bu konuda kötü niyetlilerin işe her an burunlarını sokabileceklerini de unutmamak gerekir. Rüşvet nedir? Bir insanın yaşamında etkili olacak kadar hatta yaşamını değiştirecek kadar yüksek ölçüde iktisadi değer taşıyan bir armağandır. Rüşvet denen şey çocukluğumdan beri ahlaksızlıkların en kirlisi gibi görünmüştür bana.

Ahlakın bozulduğu ortamlarda ahlaklı insanların varlığına dayanamamak diye bir sıkıntı vardır. İsterler ki bir kişi bile temiz kalmasın. Hepimiz kirli olursak insan için temiz olmak diye bir durumun olası olmadığını göstermiş oluruz. Ama milyonda bir tane bile dürüst adam kalırsa oyun bozulmuş olur. Onun için böyle ortamlarda birçok insan birçok güzel alışkanlığını geriye çekmek durumunda kalır. Öyle ya, siz bir incelik gösterip bir dostunuzun gönlünü almak isterken ahlaksızlıkla suçlanacaksınız, buna gönlünüz razı olabilir mi? Bu konuda epeyce deneyimimiz oldu. İster istemez yaşadığınız ortamın koşullarını göz önünde tutmak zorundasınız. Giderek iyiden iyiye sakınık oldum. Birilerinin yargılarını çok önemsediğim için mi? Hayır. Durduk yerde salakça tutumlarla yüzyüze gelmemek için. Şimdi birine değil bir armağan vermek, imzalı kitap verirken bile cimri davranıyorum.

Bununla birlikte kendi değerlerimi sıkı sıkıya koruduğumu da söylemeliyim. Toplumun değer yargıları beni ikinci planda hatta sonuncu planda ilgilendiriyor. Toplumun gözünün içine bakan, nasıl etsem de kınanmasam diye iki ölçüp bir biçen insanlardan olmadım hiçbir zaman. İsteyen beni istediği gibi kınayabilir ya da hor görebilir. Benim değerlerim benim değerlerimdir, ben bu değerlerimi doğrudan doğruya bilincimin koşullarından derliyorum. Benim değerlerim iyi kötü bilime yakın duruşumla, felsefeye önem verişimle, sanatın öğrettiklerini hafife almayışımla sağladığım kazanımlardır. Her şeyi çok iyi yaptığımı, her şeyi çok iyi düşündüğümü, eksiksiz bir adam olduğumu söylemeye çalışıyor değilim. Ben yalnızca kendime de başkalarına da olumlu yönelmeye özen gösteren biriyim, genç yaşlarımdan beri bir şeyi eleştirirken bile olumluyu gözden kaçırmamaya bakarım, eleştiriye tutkun kişiliğime karşın birinin kötü yanlarını görmektense iyi yanlarını bulup çıkarmaya bakarım. Bu yüzden ne kin ne intikam bilirim. Bana uymayan adamdan uzaklaşıveririm. Şuna yürekten inanırım: nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Kötü gözle iyi şeyler görmek olası değildir. Her davranışın altında bir pislik araya araya insan sonunda tüm değerlerini yitirebilir. Yalnız kötüyü görmeye kendini alıştırmış insanlar vardır, birinin iyi bir yanına parmak basmaya kalktığınızda size direnmeye başlarlar. Hayır efendim derler, siz o insanı tanıyamamışsınız, o var ya… Dünyaya temiz gözle bakmak temiz bir dünya kurmanın temel koşuludur. Hele insanın dostundan kuşkuya düşmesi hiç bağışlanır bir şey değildir. Ama oluyor bunlar dostlarım, yazık ki oluyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

18 + six =