AK Parti Kongresi Dönüm Noktası mı?

Almanya’da gündeme gelen son eyalet seçimlerinde CDU ve Şansölye Merkel başarılı olamasalar da SPD de kötü sonuçlarını devam ettirdi. Eğer bir teselli ise tek avuntu kaynağı Sol Parti’nin hem Thüringen hem de Saarland eyaletlerinde SPD’nin başbakanlığını sağlayabilecek koalisyon hükümetleri için yeterli oyu almasıydı.

Her ne kadar Sol Parti ile bir koalisyon ekonomi açısından çok riskli bir adım olsa da SPD’nin CDU’ya zorunlu kalmasına alternatif olabilmesi açısından belki de bir şans. 30 Ağustos Pazar Günü iç eyalette gerçekleştirilen seçimlerde CDU parlak sonuçlar alamadı diye sevinmek ise bir tür “dereyi görmeden paçaları sıvamak” olur. Çünkü 27 Eylül tarihinde yapılacak olan Almanya Genel Seçimi ile ilgili kamuoyu yoklamalarında ibre maalesef CDU/CSU ve FDP Koalisyon Hükümeti ihtimalini göstermekte. Bu da hem Türkiye hem de KKTC için talihsiz bir gelişme. Hala “FDP’nin beklendiğinden az, SPD’nin de beklendiğinden daha çok oy almaları” için dua etmek boşa olmaz. Az da olsa SPD’nin CDU ve CSU ile olan koalisyonu devam ettirme şansı var.

AB genelinde sağ partilerin ve bunların arasında da Türkiye ve de dolayısıyla KKTC ile sorunlu olanların güçleniyor olması Türkiye’deki gelişmeleri daha da dikkatli izlememizi gerektiriyor. Çünkü böylesine zor bir dönemde Türkiye’nin hata yapma “lüksü” yok aslında!

“Alevi Açılımı” konusunda hayal kırıklığı yarattığını üzülerek belirtmek zorunda olduğum AK Parti Hükümeti belki de onlarca yılın hatası sonucu çözülemez bir hale gelen “Kürt Sorunu” ile ilgili gerçekleştirdiği “Açılım Politikası” ile belki de çok doğru ve de cesur bir adım attı. Çünkü bu sorun ancak parlamenter sistemin sunduğu olanaklarla başa çıkılma ihtimali olan bir “dert”. Hükümet bu konuda bir TC Hükümeti için en riskli adımı attı. Son günlerin kamoyu yoklamaları da bunu göstermekte. Bir de buna Ermenistan ile sınırların açılmasının tartışılmasını eklersek belli çevrelerin ne tür söylemlerle piyasaya çıkacağını tahmin etmek zor olmasa gerek.

AK Parti tarafından yaptırıldığı söylenen üç ayrı kamuoyu yoklamasının ikisinde AK Parti hala birinci parti ama “kan kaybetmekte”. Üçüncü kamuoyu yoklamasında ise ikinci parti konumunda. “Kürt Açılımı” tarafsız gözlemcileri haklı çıkarırcasına şu anda “kaybettiren” bir politika. Elbette yarın “kazandıran” olma ihtimali de var. Ama şu anda AK Partili milletvekillerinden bazıları kendi kentlerinde “sokağa çıkamamaktan” dert yanmakta iseler bu durum Türkiye’de bu konunun ne kadar zor olduğunu kanıtlamakta.

Bir milletvekili dostumdan duyduğuma göre onun deyişiyle “artık hurdaya çıktı diye tanımlanabilecek bir eski amerikan otomobile benzeyen” Ülkü Ocakları” bile canlanmış durumda. MHP kendisinden beklenen misyonu yerine getiriyor. CHP ise maalesef her zamanki büyük hayal kırıklığını yaşatmakta.

Türkiye’nin bu derece karmaşık iç politik durumu Dış Politika açısından da elini zayıflatıcı bir durum. Sürekli yıpranan bir hükümet, gidişatı iyi olmayan bir ekonomi ve her an istismar edilmeye müsait provakasyon ortamı Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada güçlenmesini istemeyenleri sevindirmekte. Kıbrıs’ta adil çözüm istemeyen Rum Kesimi gelişmeleri dikkatle izlemekte ve kılıcını bilemekte.

İşte böyle bir ortamda tam bir ay sonra 4 Ekim Pazar Günü iktidar partisinin kongresinde yönetimi oluşturacak şahıslar partinin ne yönde yola devam edeceğinin de işareti olacaklar. Farklı beklentiler ve kaygılar söz konusu. Örneğin “ılımlılar mı” ya da “radikaller mi” yönetimde öne çıkan isimler olacak? Alevi bir isim yönetimde yer alacak mı? Açılım politikasına detsek verenler mi ya da bu politikadan sıkıntılı olanlar mı güce sahip olacak?

Bu ve daha bir çok başka sorunun cevabını 4 Ekim Pazar Günü biliyor olacağız. Hem Türkiye hem de KKTC için bir dönüm noktası olabilir 4 Ekim 2009!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.