Akdeniz’in suları özel şirkete!

‘Boşa akıyor’ gerekçesiyle kullanım hakkı özel sektöre devredilmesi planlanan akarsuların yarattığı tartışma sürerken Antalya’da 59, Isparta’da 56 akarsu santralinin projelendirildiği ortaya çıktı. Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi ve TTKD Antalya Şube Başkanı Hediye Gündüz, enerji üretimi bahanesiyle su kaynakların ticarileştirileceğini öne sürdü.
Üzerinde HES yapılması düşünülen akarsular arasında, Köprüçay, Kovada, Boğa Çayı, Alakır Çayı, Kargı Çayı’nın yanı sıra yaban hayatı koruma sahası olan Kıbrıs Deresi de bulunuyor.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın satışa çıkardığı 52 adet akarsu santrali için teklif verme süresi 19 Şubat’ta bitiyor. Ancak kamuoyunda tartışma yaratan HES projelerine yönelik tepkiler de giderek artıyor. 17 Ocak’ta Rize’nin İkizdere ilçesinde bir araya gelen 81 ilin temsilcisi Türkiye Su Meclisi’ni kurdular. Bir de manifesto yayınlayan Türkiye Su Meclisi, seçilen yürütme kurulu ve diğer organlarıyla “su boşa akıyor” gerekçesiyle kullanım hakkı özel şirketlere devredilmesi planlanan su kaynaklarının korunması için mücadele başlatıyor.

AMAÇ ENERJİ DEĞİL, SUYU PAZARLAMAK!

Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi ve TTKD (Türkiye Tabiatını Koruma Derneği) Antalya Şube Başkanı Hediye Gündüz, Türkiye genelinde 1600 HES (Hidro Elektrik Santrali) yapılmasının planlandığını belirterek en önemli yaşam kaynağı olan derelerin büyük risk altında olduğuna dikkat çekti. HES’lerin ana amacının elektrik üretmek olarak gösterildiğini belirten Gündüz, bu amacın ve planlamanın çevre mantığıyla örtüşmediğini öne sürdü. Dünyada alternatif enerji kaynaklarının kullanımına yönelik önemli adımlar atıldığına dikkat çeken Gündüz, Almanya’nın enerji ihtiyacının yüzde 17’sinin rüzgârdan elde edildiğini söyledi. Gündüz, “ bütün dünya alternatif enerji kaynaklarına yönelirken Türkiye’de 60 yıl öncesinin modelleriyle enerji yatırımı yapmak, çağın gerisinde kalındığının göstergesidir. Buradaki asıl amaç enerji yatırımından çok suyun şirketler eliyle pazarlanmasıdır. HES’lerin arkasında kullanımı kamuya ait olan su kaynaklarının şirketlere devredilmesi amacı yatıyor” dedi.

AKDENİZ’İN SULARI ÖZEL SEKTÖRE

Antalya’da 59, Isparta’da 56 HES ruhsatının projelendirildiğini belirten Gündüz, bunun bölgenin bütün akarsularının özel şirketlere devredilmesi anlamına geldiğini söyledi. Dereler üzerine yapılacak inşaatların su kaynaklarının yanı sıra Torosların endemik zenginliğine de büyük zarar vereceğinin altını çizen Gündüz, “Eğirdir ve Kovada göllerini besleyen su kaynaklarının yok olmasının yanında bölge çiftçisi de HES’lerden büyük zarar görecek. Özellikle Köprüçay üzerine kurulacak HES’lerden, hem rafting yapan turizmciler hem de milli park alanı olumsuz etkilenecektir” diye konuştu.

PROJELER GERÇEKÇİ DEĞİL

Su Yapıları Mühendisi Sabri Koç, HES’lerin havza temelli ekolojik planlamalar yapılmadan projelendirildiğini söyledi. HES’lere 2003 yılından itibaren giderek artan bir yönelim olduğunun altını çizen Koç, doğrudan enerjiyle ilgisi bulunmayan yatırımcıların yerli ve yabancı ortaklıklar kurarak sektöre girdiğini anlattı. Bu girişimlerin ranta yönelik bir saldırı olduğunu öne süren Koç, “belirli menfaat gruplarına yönelik ihaleler yapılıyor” diye konuştu. Ön incelemesi yapılmış 2 binin üzerinde HES projesi olduğunu iddia eden Koç, bu projelerin gerçeklikten yoksun olduğunu söyledi.

BİR NEHİRE 20 SANTRAL KURULABİLECEK!

Yıllarca görev yaptığı DSİ’de su yapıları inşa eden Sabri Koç, HES’lerin su kaynaklarının doğal karakterini bozarak kirleteceğine dikkat çektiği konuşmasını şöyle sürdürdü: “Suyun kulanım hakkını elde eden firmalar, sözleşme gereği kiraladığı su kaynağının yüzde 10’unu sulama suyu olarak bırakacak. Ancak bu oranın neye göre belirlendiği belli değil. Bırakılan su, sucul hayatın devamlılığı, tarımsal sulama ve balıkçılık açısından yetersiz kalacak.
Yüklenici firmalar, kiraladıkları nehir boyunca her 4-5 kilometreye bir tane ortalama büyüklükte HES kurabilecekler. Örneğin 76 kilometre uzunluğundaki İkizdere Vadisine 20 tane HES kurulabilecek.”

YETKİ MERKEZİ YÖNETİMDE

Temiz enerjiye ve enerjide dışa bağımlılığı bitirecek üretime karşı olmadığının altını çizen Koç, HES’lerin, Karadeniz, Akdeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine üçte bir oranında dağılım gösterdiğini belirterek “bu projelerin yöre insanının onayı ve yeterli planlama olmadan yapılmasına karşıyız. HES’ler konusunda ruhsatlama ve denetim yetkisi merkezi yönetimin elinde. ÇED süreçleri masa başında değerlendiriliyor. Kopyala yapıştır mantığıyla gerçekçi olmayan raporlar hazırlanıyor” diye konuştu.

SUYUN TİCARİLEŞMESİ YOKSULLUĞU ARTTIRIYOR

Bölgede projelendirilen HES’lerle ilgili sorularımızı yanıtlayan Süleyman Demirel Üniversitesi İİBF Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. İsmail Gökdayı ise HES’lerin 20 ila 40 yıl gibi bir ömre sahip olduğunu belirterek kurulacak santrallerin iklim dengesini değiştireceğine dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da toplanan Dünya Su Forumu’nun suyun ticarileştirilmesi amacını taşıdığını belirten Gökdayı, suyun ticarileşmesinin, gelişmiş ülkelerin ekonomilerini büyütürken, gelişmekte olan ülkelerdeki yoksulluğu arttırdığını söyledi.

YARARDAN FAZLA ZARAR

Alternatif enerji kaynakları alanında bilimsel çalışmalar yürüten Gökdayı, HES’lerin yöre köylülerine geçici iş olanakları sağlayacağının öne sürüleceğini ancak bu santrallerin olumsuz etkilerinin uzun vadede görüleceğine dikkat çekti. HES’lerin doğaya olan etkilerini bir örnekle açıklayan Gökdayı, “Karacaören HES kurulmadan önce buradaki su kaynağına gelen bir tür yılan balığı, Meksika Körfezi’nden Akdeniz’e kadar 14 bin kilometrelik mesafeyi aşıyordu. Çünkü buradaki sular yumurtalarını bırakmak için doğal ortam sağlıyordu. Barajın yapılmasıyla birlikte bu yılan balığı türü baraj gölüne hapsoldu ve denizle olan bağı tamamen koptu. Geçmişte Eğridir Gölü’nde de benzer sorunlar yaşandı. Bu tür ekonomik temelli projelerde ekosistemden ödünler verilebiliyor ancak bunun yaratacağı tahribat getirisinden fazla oluyor” diye konuştu.

LİBERAL POLİTİKALAR ÜRETİCİYİ EZİYOR!

Yoksullukla boğuşan bölge köylülerinin, istihdam yaratacağı düşüncesiyle HES projeleri karşısında direnme şansının bulunmadığına işaret eden Gökdayı, Turgut Özal döneminde başlatılan liberal ekonomi politikalarının Türk üreticisini sürekli ezdiğini öne sürdü. Gökdayı, “kaynakları kısıtlı olan AB, gıda ve suda Türkiye’ye muhtaç durumda. Bu nedenle bazı bankalar çiftçilere sınırsız kredi olanakları sağlayarak üreticiyi ipotek altına alıyorlar. Özellikle Ege Bölgesinde verimli topraklar yabancı varlıkların eline geçiyor” diye konuştu.

İŞTE AKDENİZ’DE PROJELENDİRİLEN SU KAYNAKLARI

DSİ’nin verilerine göre 19 Ocak 2010 tarihi itibariyle Akdeniz bölgesinde hazırlanan HES projelerinin uygulanacağı su kaynaklarından bazıları şöyle sıralanıyor:

ANTALYA

Dim Çayı, Balıkçayı, Gönendere, Alakır Çayı (2 adet), Manavgat Çayı (3 adet), Boğa Çayı, Gevne Çayı (2 adet), Aksu Çayı, Finike Çayı, Gömbe Çayı, Akçay Deresi, Aykırtça Deresi, İtice Deresi, Taşatan Dere, Kuru Dere, Çürüş Çayı, Karaman Çayı, Kıbrıs Deresi, Karpuz Dere, Çenger Dere, Koca Dere, Ağva Çayı, Kocaçay, Kargı Çayı, Cerle Dere, Köprüçay, Aksu Deresi, Küçük Çay, Kargı Çayı, Alara Çayı, Alara Çayı, Doyran Çayı, Demre Çayı.

ISPARTA

Kartoz Çayı, Isparta Çayı, Ağlasun Çayı, Çukur Çayı, Gökpınar, Gelen Çayı, Kovada Çayı, Küçüksu Deresi, Aksu Çayı, Köprü Irmağı, Elsazı Çayı.

MUĞLA

Kargı Çayı, Yukarıçay (2 adet), Kargıcık Deresi, Kargı Çayı, Eşen Çayı, Kızıldere, Çayhisar Deresi, Yukarıçay, Eşen Çayı, Seki Çayı, Delikpınar Ulaşdere, Karaçay Çayı, Çal Dere, Derin Deresi, Dikilitaş Deresi, Sarhoş Çayı.

FOTOĞRAF: Gömbe Uçarsu ve Yrd Doç. Dr. İsmail Gökdayı

______________________

* Yusuf Yavuz- yusuf_yavuz2004@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.