AKEL ile protokol gerçek mi?

Dünkü Doğu Akdeniz Üniversitesi ile ilgili makalemin kaynağı olan arkadaşımdan sabahın erken saatlerinde yine telefon aldım. Dün sözünü ettiği ve büyük endişe duyduğu konuyla ilgili verdiği bilgileri gazetede makale olarak okuduğunu ve teşekkür etmek için aradığını zannediyordum. Maalesef öyle olmadı. Endişeli ses tonu nedeniyle farklı bir olaydan söz edeceği açıktı.

Çok hayati bir konuda görüşmemiz gerektiğini, telefonda anlatamayacağını, bu arada bir konuda da benden özür dilemek istediğini belirterek hemen yola çıktığını sözlerine ekledi. Sözü biter bitmez de telefonu kapanmıştı.

DAÜ ile ilgili verdiği bilgilerde acaba bir yanlışlık ya da yanlış anlama mı var diye düşündüm. Önemsemedim. Kahvaltımı hazırlamak için kalktım, çaydanlığı ocağa koydum, evden çıkarak gazetelerimi almak için yola çıktım. Geçit gazete bayisinden gazetelerimi aldım. Dano’ya uğrayarak taze bir simit aldıktan sonra eve döndüm. Kahvaltı sofrasında bir süre gazetelere göz gezdirdikten sonra kapım çaldı. Kapıyı açtığımda karşımda duran meraklı arkadaşım yine telaş içindeydi.

Gel bakalım içeri, çayını dökelim dedim. “Bırak şimdi çayı, çok önemli gelişmele var” dedi. Dünkü haberin yanlış çıktı değil mi diye sorunca, yüzü birden ekşidi. Bende yalan haber olmaz, dedi.

Anlat bakalım deyince, başladı heyecanla anlatmaya.

“Geçen ay Rum tarafına gitmeye karar verdim. Çevremde devletten okkalı maaş çeken bazı memurların salatalıklarını bile Rum marketlerinden almalarının kaynağını yerinde öğrenmem gerek diye düşündüm. Ancak bunu dostlarımdan saklamalıydım. Benim de özenti olarak Rum kesimine geçtiğimi düşünmelerini istemedim. Bu konuyu sakladığım için özrü dilerim.”

Özrünün Rum tarafına geçmesi ile ilgili olduğunu belirttikten sonra, benim konuşmamı bekledi. Bunun abartılacak ya da ayıplanacak bir şey olmadığını, önemli olanın vatanını ve milli çıkarlarını özümsemek, savunmak ve Rum işbirlikçisi olmamak olduğunu söylediğimde içi biraz rahatlamıştı.

“Peki, anlatacağın önemli konu neydi” demeye kalmadan konuşmaya başladı. İyi ki Rum kesimine geçmişim de bazı gerçekleri gözlerimle görme, kulaklarımla duyma olanağı bulmuşum dedi. Ne oldu diye sorduğumda başladı anlatmaya :

“Bir cafede oturdum. Biraz sonra yanıma bir grup geldi. İçlerinden bazılarını çok iyi tanıyordum. Siz de tanırsınız. Türkçe konuşuyorlardı. AKEL ile görüşmeye gelmişler. AKEL ile partileri arasında bir Protokol imzalanmış. 1 yıla kalmadan KKTC tarihe karışacak, Birleşik Kıbrıs kurulacak diye konuşuyorlardı. Yüzleri gülüyor, mutlu görünüyorlardı. Bir ara aralarından birisi gülmeye başladı. Be gardaş, aylardır koftiden müzakere yaparlar, biz protokolü imzaladık, görüşmeler boşa gitti. Yarın görüşmelerdeki bütün sonuçlar bir yana bırakılacak, bir ülke çıkıp yeni plan sunuyor gibi yapacak, bizim protokol ortaya çıkacak. Bunca uğraşan çocuklara yazık oldu be gardaşlar, dedi. Demek ki, AKEL ile bir parti anlaşmış, bu anlaşmadaki gibi bir plan ortaya çıkacak. Bu plana göre ise çözüm olarak yeni bir devlet kurulmayacak, mevcut olan Rum Yönetimine katılım olacakmış.”

Arkadaşıma döndüm ve “inanmam” dedim. Bu kadar insanı, kurumu, Cumhurbaşkanlığını, Meclisi, görüşmelerde yer alan diplomatları kandıramazlar. Yanlış duydun ya da gerçek değil, birileri seni işletmiş dedim. Bekleyip göreceğiz dedi. Bekleyelim ve görelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.