AKEL Kurultayı ve KKTC Başbakanı

KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer benim çocukluk arkadaşım. İkimizde Mağusa’lıyız ve aynı yaş grubundayız. Politikaya atılımlarımızda neredeyse aynı yıllara rastlar. Buna karşın siyasi görüşlerimiz taban tabana zıttır. O orta çizginin solunda ben orta çizginin sağında yer alırız. Yıllar içinde ne o yer değiştirdi ne de ben. İkimizde ilkelerimize ve inançlarımıza sadık kaldık.


Ben kendisini iyice tanıdığımı sanıyordum ama yanılmışım. Bunu itiraf etmem gerekir.


Başbakanımız bilindiği gibi 1970’deki kuruluşundan beri CTP’nin saflarında yer aldı ve politik yeteneği, güzel konuşması ve siyasi taktisyenliği ile en alt kademeden adım adım yükselerek bileğinin gücü ile CTP genel Başkanlığına kadar yükseldi. Şimdi de CTP iktidarında KKTC Başbakanı.


14 Nisan 1941 yılında kurulan AKEL ile CTP’nin dostlukları 1970’li yılların başlarında başlar.


AKEL, 1941 yılında 2.ci dünya savaşı sırasında adanın hakimi olan İngiltere’nin, Kıbrıs’lı Rum ve Türk işçileri, en kötü şartlarda bir sigara parasına çalıştırmasına mani olmak ve hem Rum işçilerin hem de Türk işçilerin haklarını ortaklaşa korumak için kurulmuş bir işçi partisidir.   


Aynı şekilde, 1970 yılında kurulan CTP’de, tabanını Kıbrıs’lı Türk emekçilere yaslamış bir işçi partisidir. KKTC’de Sendikalaşmanın temellerini atmış, işçi haklarını olabildiğince en üst düzeye çıkarmayı başarmış ve adada Rumlarla Türklerin barış içinde yaşayabileceğini ilke edinmiş bir siyasi partidir.


1974 Barış Harekâtı öncesinde ve sonrasında AKEL ile CTP, her tür olumsuz koşullara rağmen beraber çalışmalarını ve işbirliklerini devam ettirmişler, zamanı geldiğinde ve her uygun fırsatta da, “Kıbrıs adasında Rumlarla Türklerin barış içinde yaşayabileceklerini” dile getirmişlerdir.


Hatta o dönemin gazetelerinde, CTP’nin yayın organı olan “Yenidüzen” gazetesinin basılabilmesi için AKEL’in para veya matbaa makinesi gönderdiği iddiaları bile yer almıştır. (Bu konuda benim her hangi bir somut bilgim veya belgem yoktur)


Perşembe günü Kıbrıs Rum tarafında AKEL’in 20.ci kongresinin açılışı yapıldı. Bu kongreye doğal olarak Kıbrıs’ın güneyindeki siyasi partilerin tümü de katılırken, kuzeydeki yani KKTC’deki bazı siyasi partilerin temsilcileri de katıldı. 


AKEL’in şu anda Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Meclisindeki en fazla sandalyeye sahip (20/56) parti olması, Papadopulos hükümetine destek veren koalisyonda, “Ana İktidar Partisi” olarak yer alması,  kongrenin önemini bir kez daha arttırdı.


Bu kongreye KKTC Başbakanı Sayın Ferdi Sabit Soyer’de katıldı.


İlk sözü alan AKEL Genel sekreteri ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Meclisi  Başkanı  Dimitris Hristofyas,  davetliler ve 1500 delege önünde uzun uzadıya konuştu.  Konuşmasında AKEL’in bugünkü Rum yönetimindeki rolüne işaret ederek, Kıbrıs konusunda izlenen politikanın doğru olduğunu, “uzun zamana yayılmış bir çözüm” istemediklerini, “Annan planında az ancak özlü değişiklikler” talep ettiklerini ve  Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in gözlerinin içine baka baka da “Kıbrıs’lı Türklerin uzlaşmaz olduklarını” ve  Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın da “İkinci bir Denktaş” olduğu yönünde eleştirilerde bulundu.


Sayın Başbakan, bu sözler üzerine geçmişteki CTP-AKEL dostluğunu, AKEL’in kendi çıkarları için kullandığını ve gelecekte de tepe tepe kullanacağını fark ederek, beraberindeki heyet ile kongreyi hemen ve derhal terk etti.


Libya’da bir bedevi çadırında yapılan toplantıda, Kaddafi Türkiye’ye dil uzatırken kılını bile kıpırdatmayan Erbakan’ın aksine, geçmişteki tüm iyi ilişkilerine ve kişisel dostluklarına rağmen, Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in bu sözlerden sonra beraberindeki heyet ile kongreyi derhal terk etmesi  ve açılış etkinliğinden ayrılması bence son derece takdir edilecek kişilikli ve onurlu bir davranış.


AKEL’in kurultayı vesilesi ile AKEL ve Papadopulos’un başkanı olduğu DIKO  aralarındaki işbirliği yeminini tazelediler ve konuşmaları sırasında her iki partinin liderleri olan Hristofyas ve Papadopulos, aynı terminolojileri kullanıp aynı ilkeleri savundular. 


İlkeleri belli…


Görüşmelerde ne yapıp edip “Rumların çoğunluk haklarına, Türklerin de azınlık haklarına sahip oldukları” bir devleti dünyaya ve Annan’a kabul ettirmek. 


______________


* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 + six =