Akın Olgun’dan Kül Sesleri

Akın Olgun’un ikinci öykü denemesi Kül Sesleri okurla buluştu. İngiltere’de yaşayan yazar Kül Sesleri’ni, “bütün acıların birbirine devrettiği bir fısıltı” olarak tarif ediyor ve ekliyor, “Hiç farkına varmasak da, acıların taşıdığı fısıltılar, tenimizin diken diken olduğu o anların içinde yaşamaktadır.”

Hakikati olan her şey bir öyküdür. Bir sohbet sadece konudan, konulardan ibaret değildir bu yüzden. İnsanın içini gıdıklayan, ürperten, şaşırtan, kızdıran tüm duyguların bir bütünüdür öykü. Kendiniz olduğunuz, kendinizi bulduğunuz, bir başkasını hatırladığınız, hatırlattığınız ve içinizde gezinmesine izin vererek, kucak açtığınız şeylerin toplamı.
Rüzgârın savurduğu bir kül mesela;
O bir ateşten, bir yangından arta kalanlardan ibaret değildir sadece.
Küller küllerle buluşur, küller küllerle konuşur, küller küllendiği yeri anlatır.
Çığlıktır kül. Yerinden, yurdundan edilmişliktir.
Nerede bir birine sarılmış, dolanmış küller görürseniz, bilin ki onlar birbirlerinin acılarına tutunanlardır.
Son sözlerdir. Hiç söylenmemiş, saklanmış olanın yürekten itirafıdır.
Mırıltıdır küller, fısıltıdır ve bütün fısıltılar gibi geride kalanlara düşen gözyaşlarıdır.

Siz hiç külleri birbiriyle konuşurken gördünüz mü?
Bir külün çığlığını işittiniz mi?
Üzerinize hiç kül yağdı mı?
Hani bir kutlamanın parçası olarak, yüksekten başınızın üstüne konfetiler düşer ve hayranlıkla izlersiniz ya.
Hani yılın ilk kar tanelerinin lapa lapa gökyüzünden düştüğünü görünce avuçlarınızı açıp, kirpiklerinize takılan ilk tanelerle o anı tadarsınız ya. Öyle bir an işte…

***

Kitap, Akın Olgun’un ikinci öykü denemesidir. Duyduğu, tanık olduğu, etkilendiği gerçek yaşam kesitlerini yeniden kurgulayarak öyküleştirmiştir.
Öykülerinin hiçbiri için mekân, zaman ve yer belirtmemeye özen göstermiştir.
Dünyanın herhangi bir yerinde, benzer yüzlerce, binlerce hikâyenin bir parçası olduğumuz duygusunu temel almış, dünyanın tüm ötekilerinin ve hikâyelerinin aslında hepimizden parçalar taşıdığı düşüncesine dikkat çekmek istemiştir.
Olgun, Kül Sesleri’ni, “bütün acıların birbirine devrettiği bir fısıltı” olarak tarif ediyor ve ekliyor, “Hiç farkına varmasak da, acıların taşıdığı fısıltılar, tenimizin diken diken olduğu o anların içinde yaşamaktadır.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.