‘Akıllı tahta’lar geliyor…

‘Akıllı tahta’lar geliyor…

0
PAYLAŞ

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Her Eve İnternet, Her Eve Bilgisayar” kampanyasının başlatılması dolayısıyla Sheraton Otel’de düzenlenen toplantıda yaptığı konuşma bana yeni başlayan eğitim – öğretim yılında çocuklarımızı nasıl eğittiğimiz gerçeğini düşündürttü. Türkiye’deki eğitim – öğretim sisteminin sorunlarını tek tek sıralamak istesem, biliyorum ki işin içinden çıkamam. Liste uzadıkça uzar. Ben sadece bir noktaya değinmek istiyorum. Başbakan Erdoğan’ın da değindiği bir noktaya; bilgisayar ve internet kullanımına.


Erdoğan bu toplantıda, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kalkınma ve reformun ölçüsünün vagon ile lokomotifle özdeşleştiğini, yani o günün muasır medeniyet sembolünün demir yolu ağı olduğunu, bugün ise muasır medeniyet sembolünün bilgisayar ağı olarak değiştiğini söyledi.


Aynı toplantıda bilişim ve iletişim teknolojilerine özel bir önem verdiklerinin altını çizen Erdoğan, okulların büyük bir kısmını ADSL ile hızlı internet imkanına kavuşturduklarının ve bilişim teknolojileri sınıflarını kurduklarının müjdesini verdi ve ekledi: “Bütün okullarımızı bu yıl sonuna kadar bununla donatmış olacağız. Bugün artık okullarımızı sadece kara tahtalarla değil, son bilgisayar teknolojisiyle destekleyeceğiz.”


Edirne’den Van’a kadar bütün okullara bilgisayar ve internet taşıyacaklarını iddia eden Başbakan’ın bu sözleri beni mutlu etti ama, Türkiye’nin kalbi kabul edilen İstanbul’daki bir Anadolu lisesinde, sınıflardaki kara tahtayı “interaktif tahta” ile değiştirmek isteyen yöneticilerin ne denli sıkıntı çektiklerine tanık olduğum için çok da iyimser olamadım doğrusu. Bu teknolojiye her anlamda en kolay ulaşacak insanların bulunduğu şehirlerin başında yer alan İstanbul’da dahi bu sorun çözülememişken Türkiye’nin diğer illerinde nasıl çözülecek? Kaldı ki, Van’daki bir okula çalışıp çalışmayacağı belli olmayan ya da eski sürüm bir bilgisayar göndermekle bilişim ve iletişim teknolojisi kullanılmış olur mu?  Bilgisayar bir derslikte durduktan ve kimse onu kullanamadıktan sonra çağı yakaladık diyebilir miyiz?


Gelelim yeğenimin gittiği okul olduğu için tanık olduğum, İstanbul Güngören’deki Ergün Öner – Mehmet Öner Anadolu Lisesi’ndeki yöneticilerin “interaktif tahta”ya geçmek uğruna verdikleri çabaya. Yöneticiler ve öğretmenler artık her okulda kullanılması gerektiğine inandıkları “interaktif tahta”yı sınıflara getirmek istiyor ama, bir türlü maddi desteği sağlayamıyorlar. Çünkü veliler ellerini ceplerine atıp okula yardım yapmaktan korkuyor. Verdikleri ya da verecekleri paranın nereye gideceği konusunda eski yıllardan kalan korkuları var. Geçmiş yıllarda bu tür suistimaller yaşandığı için bu konuda onları kimse suçlayamaz elbette.


Benim anlayamadığım ve kabullenemediğim nokta şu: Büyük bir kısmı eğitimli olan bu veliler birey ve toplumların gelişmesinde en önemli faktörün eğitim olduğuna inanıyor ancak, neden çağı yakalamak için bilişim teknolojisine dört elle sarılmak gerektiğini kabul etmek istemiyor? Üniversite mezunu veliler bile çocuklarını bilgisayardan uzak tutmaktan yana bir tavır sergiliyor ve “Biz kara tahtalarla okuduk, çocuklarımız da okusun” diyebiliyor. Artık dünyanın her yerinde yavaş yavaş geleneksel kara tahtaların yerini “interaktif tahta”lar alıyorken, bu gerçeği görmekten korkuyor.


Türkiye’de de kara tahtaların yerini interaktif, bir başka deyişle “akıllı tahta”lar almaya başladı ama, ne yazık ki birçok konuda olduğu gibi bunu da içimize sindirerek değil, zorunluluktan yapıyoruz. Nasıl Başbakan’ın bu kampanyayı başlatması, AB uyum sürecindeki Türkiye için zorunluluk olarak görülüyorsa, belli sayıda okula bu tahtaların dağıtılması da aynı şekilde görülüyor. Bildiğim kadarıyla eylül 2006’ya kadar Avrupa Birliği MEGEP Projesi’nin ve Dünya Bankası’nın desteği ile 2 binden fazla “interaktif tahta” okullara gönderildi ve kullanılmaya başlandı.


Eee fena da olmadı hani. Çünkü eğer hakkıyla kullanılırsa “akıllı tahta”larla bilgisayarda yapacağınız birçok şeyi yapabiliyorsunuz. Çünkü tahtanın yüzeyi, bilgisayarınıza ve dijital projektörünüze kolayca bağlanarak bilgisayar görüntüsünü yansıtıyor. Böylece bilgisayar uygulamalarınızı tahta üzerinde  kontrol edebiliyorsunuz. Notlarınızı alıp, çalışmalarınızı kaydederek tüm bu çalışmaları istediğiniz zaman, istediğiniz biçimde, istediğiniz kişilerle  paylaşabiliyorsunuz. “Akıllı tahta”nın hafızası oldukça güçlü olduğu için, yazılan veriler depolanabiliyor ve öğretmen tahtayı sildikten sonra tekrar aynı konuya dönmek istediğinde tek bir tuşa basması yeterli oluyor.


CeBit’te pek çok firma bu ürünü tanıttığı için birçok okul ve iş yeri yöneticisi bu tahtalarla tanıştı. Tanışmaktan da öte, pek çok firma ve belki de özel okul bu ürüne sahip oldu. Ürünün fiyatı 3 bin dolarla 10 bin dolar arasında değiştiği için Ergün Öner – Mehmet Öner Anadolu lisesinde olduğu gibi devlet okulları şimdilik sınıflarında bu tahtaları görmeyi sadece hayal ediyor. Tabii şimdilik…


 

BİR CEVAP BIRAK