AKP ‘çılgın projeler’ için hangi bakanlığı kurdu

AKP ‘çılgın projeler’ için hangi bakanlığı kurdu

0
PAYLAŞ

Başbakan Erdoğan’ın açıkladığı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığıyla ilgili tartışmalar seçimlerin hemen ardından iyice hızlandı. Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden yapılandırılan bakanlıkla ilgili tartışmaların başında, seçimlerden güven tazeleyerek iktidarını pekiştirerek çıkan AKP hükümetinin imar rantına yönelik yeni alanlar yaratacağı iddiaları geliyor. Bünyesinde İmar ve Planlama Genel Müdürlüğü, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü, Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü gibi birimlerin oluşturulduğu yeni Bakanlıkla ilgili en çarpıcı değerlendirme ise Doç. Dr. Yücel Çağlar’da geldi. Türkiye ormancılığı ve çevre tartışmaları konusunda önemli çalışmalara imza atan Çağlar, 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yle şekillendirilen yeni bakanlığın, Başbakan Erdoğan’ın ‘çılgın proje’leri için uygun bir ‘çevre yönetimi’ yapısı oluşturacağını savundu.

ESKİ TOKİ BAŞKANI BAYRAKTAR’IN ADI YENİ BAKAN OLARAK GEÇİYOR

AKP’den Trabzon Milletvekili seçilerek meclise giren TOKİ eski Başkanı Erdoğan Baraktar’ın başına getirileceğine kesin gözüyle bakılan yeni bakanlıkla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapan Doç. Dr. Yücel Çağlar, söz konusu kararnameyle ‘ucube’ bir çevre yönetimi yapısının oluşturulduğunu öne sürdü. Çevre yönetimi alanında Türkiye’de köklü sayılabilecek hukuksal ve kurumsal düzenlemeler yapıldığını ve alanda kimi yanlarıyla ‘olumlu’ sayılabilecek yapılar oluşturulduğunu dile getiren Çağlar, “Ancak ‘çevre yönetimi’, özellikle 2000’li yıllardan bu yana yapılan düzenlemelerle, kamu yönetiminin deyiş yerindeyse bir ‘kenar süsüne’; AB’ye üyelik sürecini kolaylaştırabilecek ‘uyum’ araçlarından birisine, ülkelerarası anlaşmaların gereği olarak varlığına katlanılan bir yapıya dönüştürülmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

UCUBE ÇEVRE YÖNETİMİNİN ALT YAPISI OLUŞTURULDU

AKP’nin, genel seçim arifesinde 2003 yılından bu yana ‘çevre yönetimi’ alanında sergilediği keyfilikler ve akıl dışılıklara, çevresel değerlerin sınırsızca talan açılmasına yeni boyutlar kazandırabilecek bir düzenleme yaptığını savunan Çağlar, “AKP, 8 Haziran 2011 tarihinde yürürlüğe koyduğu 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yle, Başbakanın söylemiyle ‘ucube’ bir ‘çevre yönetimi’ yapısı oluşturulmuştur” ifadelerini kullandı.

İşte Doç. Dr. Yücel Çağlar’ın yeni bakanlıkla ilgili değerlendirmesi…

ÇILGIN PROJELERİ YAŞAMA GEÇİRME BAKANLIĞI

“Hakkını teslim etmek gerekir; AKP, hedeflediği ekonomik, toplumsal ve kültürel yapıları birer bire oluşturuyor. Başka bir söyleyişle, AKP’nin gerçekte bir ‘projesi’ var. Bugüne değin yapılanlar ve yapmaya çalışılanlar, hemen hemen her alanda bu ‘projenin’ gerekleri olarak tasarlanmakta, Başbakanın söylediği gibi ‘sindirte sindirte’ de yaşama geçirilmektedir. ‘Çevre’, ‘orman’ ve ‘şehircilik’ alanlarının aynı siyasal sorumlunun yönetime bırakılması da Başbakan’ın genel seçimler öncesinde kamuoyuna açıkladığı ‘çılgın projelerinin’ sorunsuz olarak yaşama geçirme düşüncesinin bir ürünüdür. Çünkü bu ‘projelerle’ öngörülen kentleşmeler ancak çevre, özel olarak da orman yıkımlarıyla yaşama geçirilebilir. Bu kapsamda özellikle İstanbul ve kısmen de Ankara için düşünülenlerin yaşam geçirilebilmesinin hemen hemen tek engeli çevre ve orman korumacı kısıtlardır. Ancak, çok yakın bir gelecekte, başta Anayasanın çevrenin korunması ile ilgili 56, ormanların ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerin korunması ve devlet tarafından işletilmesi ile ilgili 169. maddesi başta olmak üzere kısıtlayıcı hukuksal düzenlemeler de yürürlükten kaldırılacaktır. Böylece, söz konusu ‘çılgın projeler’ de tüm çevresel maliyetleriyle tek bir bakanın yönetiminde kolaylıkla yaşama geçirilebilecektir.

AKIL DIŞI YÖNETİM YAPISI KARARNAME İLE PEKİŞTİRİLECEK

Bilindiği gibi, ‘çevre sorunu’ sayılan oluşumlar temelde yaşama biçimlerinin bir sonucu olarak gündeme gelir; yaşama biçimleri ise, yine temelde, ekonomik, toplumsal ve kültürel değişme ve gelişme politikalarının sonuçlarıdır. Dolayısıyla, bu politikalara dışsallaşmış, daha açık bir söyleyişle, bu politikaları yönlendiremeyecek ‘çevre yönetimi’ yapıları ülke yönetiminin, deyiş yerindeyse ‘kenar süsleri’ olmaktan öteye geçemez. Ülkemizde, otuz yılı aşkın bir süredir böylesi ‘çevre yönetim’ yapısı yürürlüktedir. 636 sayılı KHK’yle bu akıl dışı ‘çevre yönetimi’ yapısı iyiden iyiye pekiştirilmiştir:

‘YIKICI ŞEHİRCİLİK’ KARARLARI SİYASAL SORUMLULUĞA BAĞLANDI

-Ormancılık, temelde, ‘orman’ sayılan yerlerde, ağırlıkla da orman ekosistemlerinde yürütülen etkinliklerdir ve bu etkinlikler orman ekosistemlerinin yıkımına da yol açabilir onarımına da. Bu nedenle, ‘orman’ sayılan yerlerin yönetiminde yıkıcı etkileri olabilecek karar süreçlerini kolaylaştırabilecek yapılardan kaçınılması gerekir. 636 sayılı KHK’de bu gerek yerine getirilmemiş, aksine, yıkıcı etkileri olabilecek ‘şehircilikle’ ilgili karar süreçleri’ de aynı siyasal sorumluluğa bağlanmıştır.

ÇEVRE YÖNETİMİ, KENTLEŞME KARARLARINA UYDURULDU

-‘Çevre sorunu’ sayılan oluşumların bir kısmı kentleşme biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, ‘çevre yönetiminde’, kentleşme süreçlerinde ‘çevre sorunu’ sayılan oluşumlara yol açmayacak kararların alınması ve kararlılıkla uygulanması gerekir. Başka bir söyleyişle; ‘çevre yönetimi’ kararları, kentleşme alanında da yönlendirici, kentleşme süreci ile kararların da bu yönlendirme doğrultusunda alınması ve uygulanması zorunludur. 636 sayılı KHK’de bu zorunluluk da yerine getirilmemiş; tersi bir karar sürecinin işletilmesi; daha açık bir söyleyişle de ‘çevre yönetimi’ kararlarının kentleşme kararlarına uydurulması olanaklı kılınmıştır.
Kısacası, 636 sayılı KHK’yle ‘çevre yönetimi’ ve özel olarak da, ormancılık kararları ve uygulamaları kolaylıkla kentleşme sürecindeki kararlara göre biçimlendirilebilecek, dolayısıyla yönlendirici olmaktan tümüyle çıkarılabilecektir.

‘ALTI KAVAL ÜSTÜ ŞİŞHANE’ BİR YÖNETSEL YAPI KURULUYOR

AKP’nin kamu hizmeti alanını ‘gerektiğince’ daralttığı, kamu yönetimini keyfileştirecek her düzenlemeyi gerçekleştirdiği sanılıyordu. 636 sayılı KHK, bu sanının, en azında ‘çevre yönetimi’ alanında doğru olmadığını ortaya koymuştur. 636 sayılı KHK’yle, ülkemizdeki ‘çevre yönetimi’ yapısını daha da işlevsizleştirebilecek ve keyfileştirebilecek, antidemokratik, çelişkili, yönetsel anlaşmazlık ve çatışmalara yol açabilecek düzenlemeler yapılmıştır:

-‘Çevre korumacı’, ormancılık alanlarıyla ilgili Bakanlık görevleri azaltılmış; genel, ilkesel açıklamalarla yetinilmiştir (Madde 2).

-‘…görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin ve bu meslek mensuplarının kayıtlı oldukları meslek odalarının mevzuatını, norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak’ görevleri de verilerek Bakanlığa Anayasanın 135. maddesinde “kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları’ olarak tanımlanan meslek örgütlerinin etkinliklerini kısıtlayabilme, bu kuruluşları dışlayabilme olanağı verilmiştir (Madde 2/a). Ek olarak, aynı amaçla bir de ‘Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü’ kurulmuştur (Madde 6 ve Madde 12).

BAKANLIK, ‘DEVLET ORMANI’ İŞLETMEYECEK

-Bakanlığa ‘havza koruma planı’, ‘her ölçekte fiziki plan’, ‘mekansal stratejik plan’, ‘bütünleşik kıyı alanları yönetimi ve planlaması’ gibi ‘ekolojik, ekonomik ve toplumsal boyutları olan ve dolayısıyla da çok sektörlü ve taraflı bir planlamanın yapılması gibi tek bakanlığın üstesinden gelemeyeceği görevler verilmiştir (Madde 2/b, ç, d; Madde 7/ğ).

-Bakanlığın görevleri arasında ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerin ‘işletilmesi’, özel olarak da Anayasanın 169. maddesi uyarınca devlet tarafından işletilmesi görevi sayılmamıştır (Madde 2/ğ).

-Kamuoyunda tartışılan ‘bakan danışmanlığı’ birimine Bakanlığın örgütlenmesinde yer verilmemiştir (Madde 3-5).

ÇEVREYLE İLGİLİ GENEL MÜDÜRLÜK, YALNIZCA ‘KİRLİLİĞE’ İNDİRGENDİ

-Bakanlığın ‘hizmet birimleri’ arasında ‘Ana’ ve ‘Yardımcı’ ayrımı yapılmamış; ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Plânlama Genel Müdürlüğü’ yerine ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’ kurulmuş; ‘Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı’ ile ‘Araştırma, Plânlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı’ kaldırılmış; ‘Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü’ (AGM) ve ‘Orman-Köy İlişkileri Genel Müdürlüğü’ (ORKÖY) Orman Genel Müdürlüğü’ne (OGM) bağlı daire başkanlarına dönüştürülmüştür (Madde 6).

-Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün görevleri hemen hemen yalnızca ‘kirlilikle’ ilgili iş ve işlemlere indirgenmiştir (Madde 8).

MESLEK ÖRGÜTÜ TEMSİLCİLERİNE YER VERİLMEDİ

-‘Çevre ve imar mevzuatının yürütülmesinden doğan anlaşmazlıkları ilgili olduğu idarelerin talebine istinaden inceleyip karara bağlamak’ gibi bir bakıma idari yargının görevleri arasında sayılabilecek işlemleri de yapabilecek ‘Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı’ kurulmuştur (Madde 16/1-b), Buna karşılık Kurul üyeleri arasında Anayasanın 135. maddesinde ‘kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları’ olarak tanımlanan meslek örgütleri temsilcileri yer verilmemiştir. Ayrıca, Kurul üyeleri arasında mühendis ve mimarlar, şehir plancısı sayılır ve bunlarla çoğunluk oluşturulurken toplumbilimci, çevrebilimci, yerbilimci, kültürbilimci vb alanlardan katılım sağlanmamıştır (Madde 16/2).

DEMOKRATİK KURULLAR İŞLEVSİZLEŞTİRİLDİ

-‘Bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak’ amacıyla ‘çalışma gruplarının’ oluşturulması olanaklı kılınarak kural koyabilecek ve göreceli olarak demokratik çalışabilecek ‘Yüksek Çevre Kurulu’, ‘Mahalli Çevre Kurulları’ ve ‘Çevre, Orman ve Şehircilik Şurası’ organların işlevsiz bırakabilmesi olanaklı kılınmıştır (Madde 27).

NE OLDUĞU BELİRSİZ KİŞİLER İŞLENDİRİLECEK

-Bakanlıkta ‘Çevre, Orman ve Şehircilik Uzmanı’ ile ‘Çevre, Orman ve Şehircilik Uzman Yardımcısı’ sanlarıyla işlendirme yapılabilmesi olanaklı kılınmış, ancak, gördükleri öğrenim alanları ve hizmet süreleri dışında bu kişilerin niteliklerine hiçbir açıklama getirilmemiştir (Madde 36). Oysa bilindiği gibi, ülkemizde, ‘çevre’, ‘orman’ ve ‘şehircilik’ alanlarında yüksek öğretim farklı öğretim kurumlarında yapılmaktadır; bu öğretim alanlarının içerikleri birbirinden tümüyle farklıdır; bu öğretim kurumlarını bitirenlerin taşıyabilecekleri mesleksel sanlar ilgili hukuksal düzenlemelerle tanımlanmıştır. Yapılan düzenlemeyle bu sanlar geçersizleştirilmekte, meslek alanları arasında çatışmalara yol açılmakta; Bakanlığın keyfi değerlendirmelerine dayanan, deyiş yerindeyse ‘ne olduğu belirsiz’ kişilerin işlendirilmesi olanaklı kılınmaktadır.

İKTİDAR İSTEDİĞİ GİBİ ‘AT OYNATMAYI’ AMAÇLIYOR

Siyasal iktidar genel seçimler öncesinde ‘kanun hükmünde kararname çıkarabilme’ yetkisini almış, bu yetkiye dayanarak da yine genel seçimler öncesinde ülkemizdeki ‘çevre yönetimi’ yapısını büyük ölçüde değiştirmiştir. Bu düzenlemenin ‘kanun hükmünde kararnameyle’ yapılmış ve bu alandaki yetkinin ilk olarak ‘çevre yönetimi’ alanında kullanılmış olması nedensiz değildir: Yurttaşlarımızın çevre/doğa korumacı duyarlığının ve tepkilerinin artması, yaygınlaşması pek çok alanda siyasal iktidarı yıldırmıştır. Buna karşılık siyasal iktidarın önümüzdeki yıllarda gerçekleştireceğini öne sürdüğü ‘çılgın projeler’ çevresel değerlerde onarılamayacak yıkımlara yol açabilecektir. 636 sayılı Çevre, Orman ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’yle siyasal iktidar, başta ‘çılgın projeler’ olmak üzere çevresel değerlere zarar verebilecek uygulamalarına karşı oluşabilecek toplumsal muhalefetin hukuksal dayanaklarını aşmayı, istediği gibi ‘at oynatabileceği’ bir hareket alanı yaratmayı amaçlamaktadır.

MESLEK ODALARI YARGIYA BAŞVURMALI

Anayasanın 135. maddesinde ‘kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları’ olarak tanımlanan meslek örgütleri başta olmak üzere kamu yararını savunan ve gözeten kişi ve kuruluşların 636 sayılı KHK ve uygulanması ile ilgili alt hukuksal düzenlemeler karşısında suskun kalmamaları, kamuoyunu bilgilendirmeleri, gerektiğinde de yargı yoluna başvurmaları zorunlu olmaktadır.”

BİR CEVAP BIRAK

four × three =