AKP milleti sınıyor mu?

AKP iktidarının, ilk bakışta toplum sağlığına yararlı ve bu açıdan da fevkalade olumlu karar olarak sigara yasağını getirmesini, aslında AKP ideolojisinin yaygınlaştırılması bağlamında toplum üzerinde uygulanan sosyolojik bir test olarak görmenin, toplumsal çözümleme açısından açıklayıcı olduğunu düşünüyorum. Kafamı bu konularda zorlarken, bir psikiyatr dostumun açıklamaları, belirli bir aydınlığa ulaşmamda yardımcı oldu. İznini almadığım için sözü geçen psikiyatr dostumun ismini açıklamam doğru olmaz, ama burada sizlerle paylaşacağım fikirlerin tümüyle bana ait olmadıüını bilmek de  okuyucuların hakkıdır.
 Sigara sağlığa zararlı, cüzdana zararlı ve alışkanlık yapan bir maddedir. Üstelik tütün sanayi alanında ünlü dünya devleri de, kendi ülkelerinde daralan piyasa ile uğradıkları zararları, bizim gibi henüz yeterli bilinç düzeyine ulaşmamış ülkelere gelerek telafi etmeye çalışmaktalar. Silah sanayi ile atbaşı giden tütün sanayi bizim gibi ülkelerde tütün kullanım yaşını insafsızca küçülterek, neredeyse ilkokula kadar indirmiş bulunmaktadır. Uluslalarası düzeyde  “yoğun içici“ ünvanına sahip bir ülkede iktidar kalkıyor, hem toplumun çok büyük bir kesimini, hem de ekonomik gücün önemli bir bölümünü karşısına alarak sigara yasağı getiriyor. Hal böyle olunca, insan şu soruları sormadan edemiyor: Hakim siyasî kadro seçmen tabanının tepkisinden çekinmiyor mu; aynı şekilde, hakim siyasî kadro uluslararası sigara kartellerinden ürkmüyor mu! İşte bu ve benzeri soruların yanıtları, AKP kadrolarının usta manevralarının neye yönelik olduğunu açığa çıkarmaya yarayacaktır.

İşin sosyo-ideolojik boyutunu tartışmaya geçmeden şunu söylemek istiyorum ki, sigara yasağı hem aktif, özellikle de pasif içiciler için, gerek sağlık gerekse ekonomik açıdan fevkalade önemli ve yerinde bir karardır. Ama politikacıların kararını, salt bu amaçlı ve bu denli basit görmek biraz eblehlik olur. Plânın gerisinde, kaçınılmaz olarak ve büyük bir maharetle muhalefeti de işin içine katarak, AKP’nin ideolojik aygıtını devreye sokma amacının olduğu çok net olarak görülmektedir.

Önce, plânın iktidar-muhalefet işbirliği, daha doğrusu koalisyonunu ele alalım. Sigara yasağı sağlık açısından karşı çıkılamayacak bir konu olduğundan, bu konuda AKP ile işbirliğinden kaçınmak muhalefete puan kaybettiriyor olabilir. Böyle bir düşünce ile muhalefet bu konuda AKP ile, kerhen de olsa, işbirliğine gitmek durumunda kalacaktır. Bu konuda muhalefetin oynayabileceği akılcı alan, sigara yasağının hangi alanlarda getirilmeye çalışıldığı ve/veya hangi alanlarda serbest bırakıldığı konularını kapsamak durumundadır. Muhalefetin akılcı tavrı sigara yasağına karşı çıkmadan, yasaklı ve izinli alanlar üzerinde pazarlık yapmak olmalıdır. Muhalefet, salt muhalif olma mantığı ile yasağa toptan karşı çıkarsa, hem halkın sağlığını düşünmemiş, hem de tütün kartellerinden korkmuş olmakla suçlandırılabilir. Buna karşın, yasağı ilke olarak benimseyen muhalefet, yasaklı ve izinli alanlar üzerinde gerekli değişiklikleri yaptırabilirse, hem AKP’nin ideolojik baskısını kırmış, hem de halkın sağlığının korunmasına katkı yapmış olur.

Şimdi de, dostumun bu konudaki katkılarından yararlanarak, AKP’nin ideolojik hedefini çözimlemeye çalışalım. Konuşmalarımızda ilk aklımıza gelen, daha doğrusu dostumun ileri sürdüğü fikir, AKP’nin, halkın sağlığı kamuflajı altında, toplumu zorlamasıdır. Türbanda yapamadığı, belki de kasıtlı olarak yapmadığı sosyolojik dayatmayı, bu kez ilk ağızda hemen hiç kimsenin karşı çıkamayacağı konuda psikolojik olarak, hatta muhalefeti de katarına katarak,  denemek istemektedir.

Tütün yasağının geçerli olduğu alanlar hemen her yeri kapsarken, sigara içmenin çok doğal olduğu alkollü lokantaların da listeye dahil edilmesi, ister istemez bazı düşünceleri çağrıştırmaktadır. Hatta denebilir ki, getirilen acaba sigara yasağı mı, yoksa alkol yasağı mı! Evde sigara içilmesi ise, benim sınırlarımı aşan ayrı bir analiz konusudur. Sigara bağımlısı olmayan bir neslin yetişitirlmesi amaçlanıyor ise, tüm diğer alanlar, hatta sigara içmenin çok doğal olduğu içkili alanlar yasak kapsamına alınırken, ev ve cami bahçesinin izinli alan olarak kabul edilmesinin, insanların hareket ve toplanma yönlerini denetleme ve/veya saptırma amacı dışında, akılcı başka bir açıklaması söz konusu olamaz.
Tütün yasağının böylesi baskın bir hamle ile getirilmesinin bir başka nedeni de, özelleştirme rampasında son aşamaya getirilen TEKEL’in sigara fabrikalarının değersizleştirilerek, yabancılara yok pahasına devredilmesinin amaçlanması olarak görülmektedir. Çok büyük bir olasılıkla, tütün yasağı yabancı sigara üreticilerini de rahatsız ediyor olduğu halde, hiçbirinin sesinin çıkmıyor olmasının nedeni de aynı beklentidir.

Kapitalizmin bu hain oyununu, maalesef, halkın oyları ile iktidara gelmiş olan siyasal iktidar tarafından, halkın birikimlerini değersizleştirmek için tezgahlanmaktadır.

Bu iktidar siyasî gücünü beş yıldır elinde tutmaktadır. Şimdi şu soruyu soralım: Nasıl oluyor da, beş yıldır iktidarda bulunan bir siyasal kadro, beş yıldır aklına gelmeyen böyle bir proje şimdi aklına geliyor? Bu sorunun yanıtını, siyasilerin halkın sağlığını düşündüğü konusu değil, TEKEL’i satış döneminde değersizleştirerek, ulusal birikimi yabancılara yok pahasına devretme amacı oluşturmaktadır.

Üstelik de, tüm sigara üretimi yabancı güçlü tekelelerin eline geçince, o zaman sigara yasağı da kalkar ve halkımız sigaranın yol açtığı hastalıklara yenik düşerken, sigara holdinglerini zengin eder.

_______________

* Prof. Dr.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here