AKP yasakladı, Emine Erdoğan ise herkese yerel tohum kullanmasını önerdi!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE  – Cumhurbaşkanı ve AKP genel Başkanı Recep Tayyip Ertoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Bahçesinde yerli tohum kullanmaya özen gösterdiğini belirterek “Siz de her yaz memleketlerinize gittiğinizde bölgenizdeki yerli tohumların peşine düşün. Onları ekin ve çoğaltın. Köy halkına bu tohumların değerini anlatın. Toprakla, ekim-dikimle uğraşan herkese, mutlaka yerli tohum kullanmasını öneririm” dedi. Türk Tarım Dergisi’ne röportaj veren Emine Erdoğan’ın bu açıklamaları, AKP hükümetinin 2006 yılında çıkardığı kanunla yerel tohumların satışına getirilen yasağı anımsattı. Eski Tarım Bakanı Faruk Çelik de geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada, 2018 yılından itibaren sertifikalı tohum kullanmayan çiftçilere destek verilmeyeceğini belirtmişti.
 
YEREL TOHUMLARIN SATIŞI 2006’DA YASAKLANDI
AKP hükümeti 2006 yılında çıkarılan 5555 Sayılı Tohumculuk Kanunu ile standardizasyon sorunu yarattığı gerekçesiyle yerel tohumların satışına yasaklama getirdi. Yasa, ağırlıklı olarak küresel tohum tekellerinin denetimindeki hibrit tohumlar dışında atadan kalma yerel tohumları satanlar hakkında önce 10 bin lira para cezası, eylemin tekrarlanması durumunda ise hapis cezalarını öngörüyordu.
 
ÇİFTÇİLER ATALIK TOHUMLARINI TAKAS ETMEYE BAŞLADI
Bu yasanın ardından Ege ve Akdeniz bölgeleri başta olmak üzere üreticiler atalık tohumlarını takas ederek ürün çeşitliliğini koruma yoluna gitti. Bu amaçla düzenlenen yerel tohum etkinlikleri İzmir, Muğla ve Antalya gibi illerde yaygınlaştı.
 
BAKAN ÇELİK: ‘SERTİFİKASIZ TOHUMA DESTEK YOK’
Gıda Tarım ve Hayvancılık eski Bakanı Faruk Çelik ise, 23 Aralık 2016 tarihinde Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından Antalya’da düzenlenen çalıştayda yaptığı konuşmada “2018’de sertifikalı tohum kullanmayan destek alamayacak. Yağmurlama ve damlama sistemi kurmayanlara da destek verilmeyecek” açıklamasında bulunmuştu.
 
TEPKİLER ARTINCA BAKANLIK DA YEREL TOHUM ETKİNLİĞİ YAPTI
AKP hükümetinin yerel tohumlara yönelik takındığı bu tutuma tepkiler sürerken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 31 Mart 2017 tarihinde tepkilerin en yoğun olduğu illerin başında olan İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde ilk kez bir yerl tohum etkinliği düzenledi. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın da katıldığı yerel tohum etkinliğinde dağıtılan tohumların hibrit ve boyalı tohumlar olduğu ortaya çıkmıştı.
 
TÜRK ÇİFTÇİSİ BELÇİKA BÜYÜKLÜĞÜNDE ARAZİYİ TERK ETTİ
Hükümetin küresel tekellerin güdümünde endüstriyel tarımı teşvik eden politikaları sonucu 2003 yılından bu yana yaklaşık Belçika büyüklüğünde tarım arazisi terk edildi. Bu dönemde tarım sektörüne giren büyük şirketlerin sayısı ise hızla arttı. Satışına yasak getirilen ve teşvikten yoksun bırakılan yerel tohumlar ise yok olmaya terk edildi.
 
EMİNE ERDOĞAN: ‘YERLİ TOHUMLAR KORUNMALI’
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yayın organı olan Türk Tarım Dergisi’ne verdiği röportajda milli tarım projesine değinerek, Bereketli topraklara sahip olmamıza rağmen tarım alanlarından yeterince faydalanamıyoruz. Bu proje ile sorunun üstesinden gelineceğine inanıyorum. Aynı zamanda yerli tohumların koruma altına alınması, kendi ekolojik sisteminde geliştirilmesi ve çoğaltılması konusunda yapılan çalışmalar da oldukça önemli” diye konuştu.
 
‘DEVLET HALKIN BEKLENTİSİNE KAYITSIZ KALMAMALI’
Türkiye’nin kalkınması ve gelişmiş ülkelerle eşit standartlarda ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için yerli, kaliteli hibrit tohumlar da üretilmeye devam edeceğini dile getiren Emine Erdoğan, “Ancak devlet kendi topraklarımızda, ata tohuma ulaşmak isteyen halkımızın da bu beklentisine kayıtsız kalmamalıdır. Doğal ve yerli tohum belki tüm dünyayı beslemek için yeterli değil, ancak hızla gelişen teknolojiler karşısında kendi değerlerimizi korumak ve yaşatmakla yükümlüyüz. Doğanın kendi içinde bir dengesi var. Doğaya ait olmayan her şey bu dengeyi geri dönüşü zor biçimde bozuyor. Bir Avrupa ülkesine yaptığımız ziyaret sırasında, bölge halkının doğal ve ilaçsız tarıma geçiş öyküsü beni oldukça etkilemişti. Tarımla uğraşan çiftçiler hasta olmaya başladıklarını fark edince kimyasal gübre ve ilaç kullanımını bırakıp doğal tarıma geçiyorlar. Ve şu an Avrupa’nın önemli organik tarım yapan bölgelerinden biri oluyor. Yani hiçbir emek karşılıksız kalmıyor dedi.
 
‘HERKESE MUTLAKA YERLİ TOHUM KULLANMASINI ÖNERİRİM’
Bahçesinde ekilen hiçbir üründe kimyasal ot ve böcek ilaçları kullanmadığını açıklayan Emine Erdoğan, toprağı kirletmeyi bireysel bir zarar olmaktan çok, tüm insanlığı ve gelecek nesilleri etkileyen bir vebal olarak gördüğünü dile getirdi. Bahçesinde yerli tohum kullanmaya özen gösterdiğine de dikkat çeken Emine Erdoğan, “Siz de her yaz memleketlerinize gittiğinizde bölgenizdeki yerli tohumların peşine düşün. Onları ekin ve çoğaltın. Köy halkına bu tohumların değerini anlatın. Toprakla, ekim-dikimle uğraşan herkese, mutlaka yerli tohum kullanmasını öneririm” ifadelerini kullandı.
 
‘ŞEYTAN, TOHUMU VE NESLİ BOZMAYA ÇALIŞARAK…”
“Gıdayı israf etmek, Allah’a karşı nankörlük, tabiata da hürmetsizliktir” diyen Emine Erdoğan, şöyle konuştu: Bakara Suresi 205. ayette şeytanın, tohumu ve nesli bozmaya çalışarak, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak istediğinden bahsedilir. Bu ayet-i kerime tohumun ve neslin birbiri ile ne kadar yakından ilişkili olduğunu ve nesli korumak için tohumu, yani yaratılışı korumak gerektiğini bize gösteriyor. Bugün din alimlerimizin, Kuran-ı Kerim ve hadis-i şerifleri tarım, gıda ve sağlık konularını göz önüne alarak incelemeleri gerektiğine inanıyorum.”
 
TÜRKİYE’NİN TOHUM PAZARININ YÜZDE 70’İ YABANCILARIN ELİNDE
Türkiye’nin tohum pazarının büyüklüğü yaklaşık 750 milyon dolar civarında. Bunun 600 mşilyon doları tarla bitkileri, 150 milyon doları ise sebze tohumlarından oluşuyor. Türkiye’de kullanılan tohumların büyük kısmı yabancı kaynaklı. Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) açıkladığı verilere göre mısırda yüzde 95, pamukta yüzde 80, Soyada yüzde 80, Sebzede yüzde 75, Patateste yüzde 95, Ayçiçeğinde yüzde 82, buğdayda yüzde 5 oranlarında  yabancı kaynaklı tohum kullanılıyor. Tohumculuk pazarının yüzde 70’i yabancı firmalara ait olduğu belirtililen Türkiye sadece 2015 yılında tohum ithalatına 202 milyon dolar ödedi. Buna karşılık aynı yıl ihraç ettiği tohumlardan ise 103 milyon dolar kazanç elde etti. ZMO verilerine göre Türkiye’de 5 milyon civarında çiftçi bulunuyor. Bu rakamın yalnızca yarısı ‘Çiftçi Kayıt Sistemi’ (ÇKS) bünyesinde. Küçük aile işletmeleri olarak anılan üreticilerin toplam tarım işletmesindeki oranı ise yüzde 80 civarında.
Önceki haberAKP’de hedef ‘barajlı’ yerel seçim!
Sonraki haberEkmek ve domatesle besleniyoruz!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five + one =