AKP’nin popülizmi yanımdan geçti

Halk yardakçılığı, ucuz halkçılık veya daha argo bir tabirle halk yalakalığı olarak anlamını bulan popülizm, seçimler yaklaştıkça hükümetlerin sıkça başvurduğu bir politikaya dönüşebilmektedir.


Seçim dönemleri yaklaştıkça renk/nitelik değiştiren bu politikaya geçmeden önce söz konusu politikanın pratikteki yansımasını bizzat yerinde yaşayan biri olarak hafta içinde başımdan geçen bir olayı kısaca aktarmak isterim. Çünkü okuduğunuzda göreceksiniz ki, olayın oldukça farklı boyutları ve ilginç paradoksal yanları bulunmaktadır:


KPDS ( Kamu Personeli Dil Sınavı) için Ziraat bankasına 45 YTL para ödemek için ilgili bankaya girdiğimde bankada -köylülerin uzattığı kuyrukta- kendime en son sıralarda yer bulabildim. Ellerinde çocuklarına ait kimliklerle AKP hükümetinin bol keseden dağıttığı çocuk yardımını almaya gelmişlerdi. Bazıları elde tespih, geriye doğru bir kasılma ile kadına bu güne kadar hiç göstermediği önceliği gösterip biraz sonra kapacağı paranın heyecanı içerisinde bekliyor. Ancak böyle zamanlarda şehre gelen kadın da, bütün çekingenliğiyle bankadaki memura yanaşıyor ve ellerindekileri uzatıyor. Tabi bu arada kuyrukta kaynak yapmaya çalışanlar (ite kaka en öne geçme manevraları yapanlar) ve bir an önce parayı almak isteyenler arasında bir izdiham yaşanıyor. Bu arada bende elimde TC Kimlik No’suyla 45 YTL vermek için (almak için değil) izdihamdaki yerimi alıyorum/alamıyorum. Derken hemen önümdeki kadına imza atmasını ve çocuklarıyla ilgili birtakım bilgiler aktarmasını isteyen memura, kadın -Türkçe bilmediği için- cevap veremiyor.


Gelelim asıl konuya; işte böylesi bir tabloyu yaşayan biri olarak yapılan faaliyetin yardımdan ziyade seçim öncesi alışık olduğumuz popülist politikalardan biri olduğunu hemen söylemek isterim. Gelinen noktada bir yandan okuyan çocuk başına mali yardımda bulunarak göz boyayan diğer yandan da koyduğu vergilerle üretici kesimi/vatandaşları hayli sıkıntılara koyan bir zihniyetle karşı karşıyayız.  Öte yandan İngilizce seviyemi ölçmek için 45 YTL alan bir sistem, nasıl oluyor da böyle bol keseden para dağıtılıyor diyenlere böylece paranın veya sömürünün kaynağını açıkça göstermiş olmaktadır. Mevcut hükümet her ne kadar popülist politikalarını “yardım” maskesi altında yutturmaya çalışsa da akıl sağlığı yerinde olan birinin buna inanması elbette ki beklenemez.


 Yardım adı altında meşru bir zeminde inşa edilmeye çalışılan popülizmi siyasetle ilgili çözümlemelerinden bolca faydalandığım Yrd.Doç.Dr.Mehmet Dikkaya “muhafazakar sosyal demokrasi” kavramıyla teorik bir zemine oturttu. Dikkaya’nın vurgulamaya çalıştığı şey, hükümetin iktidara geldiğinden beridir üstlendiği rolün bu yönde olduğudur. Pratikleri bağlamında düşünüldüğünde böylesi bir gelişmenin Türk siyasetinde prematüre bir gelişme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu “muhafazakâr sosyal demokrasi” kavramı, seçim dönemi yaklaştıkça ve tabi ki mevcut hükümet kesenin ağzını açtıkça uzun vadede beraberinde pek çok tartışmayı getirecektir. 


Sonuç olarak siyaset külliyatına yeni bir kavram olarak girecek olan “muhafazakar sosyal demokrasiye” her geçen gün daha bir şevkle sarılan AKP hükümeti, aile planlaması ile aşırı nüfusa engel olmaya çabalarken, okuyan çocuk başına para almaya alıştırılan kitleler elbette ki, nüfusu daha da arttıracaktır.


Bankadaki kuyrukta keşke 5 çocuk okutsaydım da bu ayki borçlarımı ödeseydim diyen bir zihniyet karşımızda dururken,  yapılan faaliyetin hangi akla hizmet ettiği de ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla kıymet-i harbiyesi olmayan bu tür işlere imza atan hükümet, ilerleyen günlerde kim bilir nelerin altına -muhafazakâr kalemiyle- imza atacaktır. Bekleyip göreceğiz…    


* Arş.Gör. 


dozyakisir@gmail.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.