AKP’yi dövmek

AKP’yi dövmek

0
PAYLAŞ

Bu ülkede hiç bir iş ihtiyaç nedeniyle yapılmaz.
Her iş zorla, ittire kaktıra yürür.
Zorunda kalmadan bir şey yapmamak toplumsal karakterimizdir sanki.
Bu anayasa referandumu da böyle oldu.
Yoksa AKP’nin durup dururken, yeter artık şu 12 Eylül anayasasından kurtulalım diyeceği filan yoktu.
% 47 oy alarak iktidar olmuş bir partiyi, bin bir türlü ayak oyunuyla kapatmaya kalkışıp,
bu geldiğimiz ortamı hazırlayanları ise bu gün hatırlayan bile yok.
Zorunda bırakma hali dediğim bu.
Önce AKP’yi bu taslağı hazırlamak zorunda bıraktılar, şimdi de bu AKP anayasasıdır, hayır deyin diyorlar.
( ki bu arada inanılmaz bir pişkinlikle parti kapatmayı zorlaştıran maddelere, hayır demeleri de unutlmamalı )
Bu mudur politika yapmak?
Bu yaptıkları düpedüz toplumu aşağılamak, aptal yerine koymak değil de, nedir söyler misiniz?
Şu cepheye bakınız.
CHP, MHP, BDP ve PKK,DSP, bir takım 12 Eylül mağduru Solcular, asabi general Osman Pamukoğlu ve partisi,
Perinçek’in İP’si, Cindoruk’un DP’si, Bilimum Erkenekon taifesi, YARSAV, HSYK ….
İlk kalemde aklıma gelenler bunlar. Listeye şöyle bir bakınca, bunların hayır dediği her şeye Evet demek geliyor insanın içinden.
Burada en manidar olanı ise 12 Eylül mağduru Sol’un dramı elbette.
Nasıl bir trajedi ki bu, hayat hepsini aynı cephede olmak zorunda bıraktı.
Zorunda’ yı bilerek tırnak içine almıyorum.
Çünkü , bu zorunda bırakarak politika yapmayı (aslında hiçbir şey yapmamayı ve yaptırmamayı )
kabul edenler, elbette zorunda da kalacaklar, ellerine fırsat geçince başkalarını da zorunda bırakacaklar.
Hiçbir şeyi, doğan bir ihtiyaç nedeniyle, isteyerek, uzlaşarak yapmamanın cezasıdır çektiğimiz.
Her konuda inatlaşmanın fiyatı bu : hepimiz için prangalı hayat.
Aman, onun ekmeğine yağ sürmeyelim, aman bunun ekmeğine bal sürmeyelim mantığı ile
yapılan ‘’ muhalefet ve solculuk ’’ ise, hepimizi yıllar yılı kuru ekmek yemeye mahkum etmiş
ve bu noktaya getirmiştir. ( kuru ekmek : % 0, bilmem kaç oy ) Olanın özeti budur dostlar.
Konumuza dönecek olursak bu taslağı hazırlamak zorunda bırakılan AKP,
şimdi hepimizi bu taslağa karşı bir tavır almak zorunda bırakıyor.
Malum cephe ise, işi iyice sulandırmanın derdinde.
Son yaptıkları şey, Anayasa referandumunu bir güven oylamasına çevirmek.
Bunu da bir marifetmiş gibi açık açık söylüyorlar.
Yani bir kez daha hepimizi enayi yerine koyuyor, anlamı zaten çok tartışmalı olan
o biricik ve zavallı oyumuzu, daha bir zavallılaştırıp, daha bir hükümsüzleştiriyorlar.
Milyonlarca kişi AKP’ye evet ya da hayır demek için oy kullanacaksa,
anayasaya taslağını baz alarak oy kullanmanın ne anlamı var sahi ?
Bu ülkede hangi konuyu gündeme getirirseniz getirin, olacak olan budur.
Ve hepimiz bu saçmalığın, anlamsızlığın cenderesinde gün be gün boğulmaya mahkumuz.
Bu kadar pis, bu kadar kirli ve hepimizi bu kadar hiçe sayan bir oyun bu sahneye koyulan.
Oyuna gelmek, oyuna getirilmek, bir yerlerden talimat almak, birilerinin maşası olmak,
provokasyona gelmek vb. şu söylemlere bakınız.
Nasıl da hastalıklı ve kirli.
Terminolojileri budur.
Son 30 yıldır, hepimizi her gün bu terminoloji ile zehirlediler.
Aslında, her zaman yaptıklarını, tek bildikleri şeyi yapıyorlar.
Sıradanlığın faşizmine sığınıyor, okur yazar cehaletine sırtını dayıyor ve
hatta bu cehaleti ve ezberi körükleyip, yandaşlarını kemikleştiriyorlar.
Ya her türlü anlamlı tartışmadan kaçıyor ya da anlamlı her tartışmayı içini boşaltarak,
bayağılaştırıyor, hiçleştiriyorlar. Çömeldi çömelmedi gibi bayağılıklarla ekranları doldurup,
bu ülkenin aklı başında insanlarını adeta canından bezdiriyor, sığındıkları ortalamanın faşizmi ile
( ki ülke ortalamasının ilkokul 4 olduğu söyleniyor ) çıkabilecek her türlü anlamlı ses ve düşünceyi boğuyorlar.
Çünkü, yerlerini korumalarının tek yolu bu. Politikadan anladıkları da bu .
Sanırım ve umarım bu düzen için yolun sonu göründü.
Argümansızlaştılar, anlamsızlaştılar.
Bundan sonra yapacakları her şey daha da saçmalamak dışında bir şey olamaz.
‘’ Sözün bittiği yer ’’ aslında bunun itirafıdır.
Yalan üstüne yalan söylediler. Her ortaya çıkan yalanı yeni bir yalanla örttüler.
Her gün yeni bir skandalları ortaya çıkıyor. Ve her skandalı açıklamaya çalıştıkça daha da batıyorlar.
( En yeni skandal : Kendi Heronunu kendin düşür ! ) Mantığın bittiği yerde, askerlikteler.
İşte bu yüzden, tekrar şiddete yöneliyorlar. Şiddet argüman gerektirmiyor. Karşı şiddeti doğuruyor.
Varoluşlarını ‘’gerekçelendiriyor ’’. Sivilleri ,hükümetleri bununla esir alıyorlar. S
özün bittiği yerin anlamı işte budur.

Korkuttukları şeylere bakın, yolun sonuna geldiklerini anlayacaksınız.
Neymiş efendim, yargı bağımsızlığı zedelenirmiş.
Yahu parmak kadar çocuğa 30-40 yıl hapis cezası veren yargı,
bağımsız olsa ne olur, bağımlı olsa ne olur ? Kimi kandırıyorsunuz?
Hem bu ülkede yargının bağımlı olduğunu, yargının en tepesindeki adamlar defalarca söylemedi mi ?
Şemdinli savcısına ne oldu sahi ?
Yok efedim hukuk devleti gider, AKP’nin tek parti diktatoryası gelirmiş.
Hangi hukuk devletinden bahsediyorsunuz kuzum ?
Devrimci Yol davası 30 yıl oldu, hala bitmedi.
Bu mu hukuk devleti dediğiniz?
Hiç sesiniz çıkıyor mu?
Ama Ergenekon tutukluları için yeri göğü inletiyorsunuz.
Bunca yıl görmezden geldiğiniz sistem, başkalarına yıllardır yaptığı şeyi size yapınca kıyameti koparıyorsunuz.
Besleyip büyüttüğünüz canavar şimdi size hırlıyor, hepsi bu.
O da tıpkı sizin gibi, her zaman yaptığı şeyi yapıyor. Alışkanlıkları ve refleksleriyle hareket ediyor.
Önüne kimi atarsanız ona hırlıyor, ona eziyet ediyor.
Bu sizin için yeni olabilir, ama bizim için yeni bir şey değil ki.
30 yıldır uğraştığımız, mücadele ettiğimiz bir melanet.
Şimdi de, sonuç evet olursa başımıza geleceklerle korkutuyorsunuz bizi.
Peki sonuç hayır olursa ne olacak, söyler misiniz?
Şimdi hayır dediğiniz bu anayasa taslağının daha iyisini hazırlayıp, evet dememiz için önümüze mi getireceksiniz ?
Ne zaman, nasıl ve kiminle yapacaksınız bunu ?
12 Eylül anayasasından kurtulmamız için kaç yıl daha beklememizi istiyorsunuz ?
Bu yeni yapacağınız ‘’daha iyi ’’ anayasayı hangi çoğunlukla yapacaksınız ?
Bu kutsal amaç için, şimdi yaptığınız gibi, CHP, MHP, BDP ve bir takım 12 Eylül mağduru Sol,
olarak, ortak bir metin etrafında anlaşıp, aynı safta yer alabilecek misiniz ?
Yoksa sizi bir araya getiren sadece ve sadece AKP düşmanlığı mı ?
Ya da, şu ekmeğe yağ – bal sürme korkunuz ve çaresizliğiniz mi ?
Böyle değilse, referandumda neden hayır demeliyiz, doğru dürüst onu anlatın.
Başka ayak oyunlarına başvurup, hepimizi enayi yerine koymayın.
Hayır çıksa, AKP iktidarı bırakıp gidecek mi ?
AKP ile bir hesabınız varsa ( ki var ) bu hesabı genel seçimde zaten göreceksiniz.
Niçin bu dolambaçlı ve sahtekar yollara ihtiyaç duyuyorsunuz?
AKP dayak yesin de, gerisi önemli değil.
Bu mu bütün mesele?

Şimdi oylamamız önerilen anayasa taslağı harika bir taslak değil, biliyorum.
Ama en azından bizi 12 Eylül anayasasından kurtaracak bir taslak.
Bütün varoluş nedenini, neredeyse 12 Eylül ile hesaplaşmaya dayandırmış sol hareketlerin,
şu an takındığı tutumu kabul edilebilir bulmuyorum. Eğer bu fırsat kaçırılırsa
12 Eylül Anayasası’ndan daha uzun yıllar kurtulabileceğimizi de sanmıyorum doğrusu.
( Bakın bende korkuttum.)

BİR CEVAP BIRAK