Al bayrağa siyah kurdele takalım

Al bayrağa siyah kurdele takalım

0
PAYLAŞ

30 AĞUSTOS 1922 ATATÜRK ÜN İLK 30 AĞUSTOSU DEĞİLDİ. 

Ona zaferi getiren bu 1922 ağustosundan önce nice zorlu , hatta neredyse umutsuz Ağustoslar yaşamıştı. 
Daha üç sene öncesi savaşın ortasındaki kırık dökük bir milletle çabaların en yücesine girişmişti. 
Paşalık üniformasını sırtından atmış, ihtilalini adeta bütün  ezilen uluslara örnek olacak biçimde  BAŞLATMIŞTI ! 
 
Atatürk 1922 Ağustos un dan önceki ağustoslarda tıpkı şimdi bizlerin baktığı gibi ucu bucağı görünmeyen bir tarih zamanındaki henüz çok karanlık ufuklara  mavi gözlerini sislendiren düşüncelerle bakmıştı.
 
Bu nedenle biz bu zafer bayramını umut anlamında, acılara göğüs germek anlamında, bize cesaret veren, ama bu cesareti Cumhuriyet i yaşatma yemininden başka hiçbir desteği olmayan, Atatürk’ ün eski Karanlık Ağustoslarından biri gibi karşılayalım. 
 

Onun gibi ışığını bizim bakışımızdan alan güneş yoksulu bir ufka dikelim gözlerimizi.
 

Sıkılı dişlerimizi, gülümseyen dudaklarımız arkasında saklayan bir cesaretle bakalım o karanlık eski Ağustos ufuklarına.
 
Bizlerin,çağdaş düşüncenin, bize emanet edilen nice zafer sonrası devrimlerin yeni umutlarını içimizde büyütelim. 
 

Üstelik bizim umutlarımız onun tecrübelerini görmüş, o tecrübelerin gücüyle kıvılcımını söndürmemiş umutlar. 
 

O kıvılcımlar şimdi kül olan bir gelecek düşüncesinin içine engin soluğumuzu üflediğimizde daha ne kadar aydınlak meşaleler yakacak güce erişecekler.
 
Çünkü  soluğumuz onun dediği gibi damarlarımızdaki asil kandan alıyor gücünü.
O kanın bir rüzgarı bir fırtınası o soluklar.  

Şimdi içimize derin derin çektiğimiz bu karanlık havayı geri püskürtürken işte bütün bu eşsiz solukları püskürteceğiz yeni bir zafer 
Ağustos’ una. 
Bu bizim ilk karanlık Ağustos’ umuz…
 

Atatürk ün zafer Ağustos’ undan önceki Ağustoslar gibi…
 

Ama tecrübeyle sabittir ki güneşimizi kapatan balçık, kendi kurak öğretisiyle çatlayıp patır patır döküldüğünde, bizim zafer günümüzün tarihini güneş kendi ışıklarıyla yazacaktır tüm evrene…

Tüm ezilen ulusların henüz yazılmamış ama yazıldığında ilk örneğinin biz olacağımız, adına tarih denen  o kutsal hatıra defterine.
 
BEN ŞİMDİ BİR EYLEM
ÖNERİYORUM ! 

30 Ağustosta astığımız bayrağa mutlaka  bir siyah kurdele iliştirelim. 
 

Bu siyah kurdele teslim anlamındaki beyaz kurdelenin tam tersi olsun. 
 

Bu siyah kurdele bayrağımızı tehdit eden karartılmış  geceleri  söküp atacağımız güne kadar her bayramda orada dursun. 
 

Şu anda sıkılı dişlerimizi gülümseyen dudaklarımızla örten cesaret o siyah kurdelenin keskin çizgili varlığında ; gözü kara bir meydan okumanın da kendi bayrağı olsun ! 
 

Bize dahili ve harici bedhahları nasıl yendiğimizi anlatan bu 30 ağustos gününde herkes karanlık ufkun ardındaki esir güneşe bu bayraklarla özgürlüğün işaret fişeğini fırlatsın. 
 

Bu fişek çok uzaklarda bile bir şimşek gibi yırtıp geçecektir karartılan geceleri !
 

Ona sormuşlardı; “Anafartalar’da düşmanın çektiği bu dikenli tel engellerini nasıl geçtiniz” diye. 
 

“Çok basit” diyerek yanıtlamıştı. 
 

“Ayağımızı kaldırdık ve geçtik. ” 
 

ŞİMDİ biz de aynısı yapalım !…
 

Sahip olmak zorunda olduğumuz toprağı; şimdiki acemi matadoruna, bu en ucube sorununa bakan bir boğa gibi,  onun bize tuttuğu  AL RENKLİ  örtüye bakarak eşelemeye başlayalım. Doğamızın tersine O AL RENGİN  altındaki  yeşil örtü hırslandırsın, kızdırsın bizi.  Bayrağımızın rengi  O AL RENK , bize GEL desin; zaferlerin bileylediği keskin  boynuzlarımızla o matadorların elinden kurtaralım onu… 

Ve ayağımızı kaldırıp, dikenli tellerin, dikenli güllerin üstünden geçip, kendi yolumuza varalım…Eski zaferin hatırası,  yeni zaferimizin umudu KUTLU OLSUN

BİR CEVAP BIRAK

six + 4 =