Al futbolu, vur meclise! Ve gol! ve gol!

Al futbolu, vur meclise! Ve gol! ve gol!

0
PAYLAŞ

Medyanın da gazı, abartması ve mahalle dedikoduları gibi laf taşıması, anlaşılan çanak tutmuş toy başkanımıza… da çanağı kesik musluğun altına koymuş… Pozisyona girmiş ama ofsayt…

Nitekim bugün ifadesini düzeltti… “ kimsenin karşısında değiliz “ dedi… Bu tip düzeltmeler, yapılan faulü samimiyetle kabullenerek ve tam bir fair play ile yapılmalı, özrü kabahatinden büyük sürtüşmeler yaratılmamalı… O zaman politikacılara dönersiniz… Hele nem kapılacak bozuk zeminler hiç yaratılmamalı. Futbolda, kıvrak zeka iyidir, kıvraklık da iyidir de, kıvırmak pek muteber değildir tribünlerce… Çünkü FB şu anda yaralı ve yaralıya vurmak bir GS’liye yakışmaz… Karşı takımın oyuncuları sakatlanmışken gole gitmeye benzer bu… Aslında sarhoşa vurmak da kimseye yakışmaz, başarı sarhoşuna bile olsa…

Bu iki büyük takımın yöneticilerinin ve FB taraftarlarının, diğer büyük takım olan Beşiktaş’ın efsanevi Çarşı grubundan ders almaları lazım. Bugün sitelerinde yaptıkları açıklama bir dürüstlük ve dik durma abidesi… İnsanın içinden kartal olup çarşıya konmak ve alınlarından öpmek geliyor…

“ Ey diğer renklere gönül verenler… Bu yazıdaki bütün Beşiktaş sözcüklerinin yerine kendi takımınızı, siyah beyaz yerine kendi renklerinizi yazın, var mısınız?” diyerek, mahkemenin kararını vereceği son güne kadar bu olayda ismi geçen Beşiktaşlıların kendileri için masum olduğu belirtilerek, “Onlara ön yargı ile bakmayacağız. Ancak diğerlerinin yaptığı gibi arkalarından peşi sıra gitmeyi de reddetmeliyiz” diyorlar…
“Futbol endüstriyelleşmiş olabilir ama biz meta değiliz, taraftarız, seyirciyiz, renklerine sevdalandığımız tutkunlarız” diye de, kişilikli ve objektif bir mert tavır koyuyorlar ortaya…

Başta fanatik ve sübjektif FB taraftarları olmak üzere, bütün taraftarlar böyle erdemli düşünebilse Türk futbolu bu hale zaten düşmezdi… Avam lordları eğitirdi… Ama ya yöneticiler!!!

“ Al birini vur ötekine “ diye bir laf vardır ya! Şimdi bu bağlamda, al bu 3 büyük klübü, vur meclisteki 3 büyük partiye…Al futbolun yöneticilerini, vur ülkenin yöneticilerine…

Ortada bir şike iddiası yok ama şampiyon olan parti ile ikinci parti iyi kötü uzlaşıyorlar ve halkın meclisinin, halkın iradesi doğrultusunda işlemesi için bir formül üretiyorlar… Buraya kadar güzel… Top güzel, saha güzel, oyuncular güzel, maç fair play! Ya sonrası…

Sanki düşman mahalleler, mahalle maçı yaptılar ve birisi şampiyon oldu… Ve o şampiyonun yöneticisi, sanki şampiyonluğu şaibeli ya da tescil edilmemiş de, ya da başarıyı sindirememiş de, öbür mahalleliyi kızdırır gibi, öce, hınca doymamış bir görüntü vererek, bir nevi nanik yapıyor öbür mahallenin yöneticilerine…

“ Boylarının ölçüsünü aldılar, sonra tıpış tıpış, paşa paşa geldiler, tükürdüklerini yaladılar “ demeye getiriyor… Bunun mahalle ağzına tercümesi “ nası koduk? “
Peki yakışıyor mu? Bırakın liderliği, şampiyonlukta böyle bir tavır kendi taraftarları tarafından bile reddedilir? Hele usta bir devlet adamıysan hiç olmaz, ayıp olur… Senin Grup Başkanvekillerin değil miydi ikna ve uzlaşma görüşmelerinin başarılı taraflarından biri?

Ve bu polemik, “ tarifinde uzlaşılmış ve birlikte pişirilmiş taze çöreğin “ üzerine tuz basmaya dönüşüyor… Zaten karşıdakiler yaralı, o yaraya tuz basmak gibi oluyor bu amaçlı sözler… Cinlik tamam da, hinlik olmamalı… Eh, tuz basılan da boş durmaz o zaman…

“ Aslında sizin bu salona girmemeniz, girememeniz gerekirdi, bu iç tüzükte var.” diyor muhalefete yukarıdan bakar tavırla ve meclis onunmuş gibi… Ve, “ Aslan gibi de gireriz! Senden mi izin alacağız?” cevabını alıyor inceden… Bu defa, “ yemin etmeden durumun tribündekiler gibidir” diyerek kendisini yargı yerine koyuyor kalın harflerle… Ama İnceden alıyor cevabını…” Bu, bir ustaya yakışmıyor.” Şampiyon takımın yöneticisi iyice mahalle dalaşına döndürüyor meclisi, “ Siz ne haldesiniz, ona bak” diye cevap veriyor, önündeki camda bu konuda yazılı bir cevap metni olmayınca…

İnce de o an pratik oyunculuk zekası ile o pozisyonda nasıl aklına geldiyse, alakasız ama müthiş bir usta oyunculuk pası atıyor orta sahaya ve geri akınında ofsayt taktiğine düşürüyor karşıdaki en usta oyuncuyu…

“İsmet Paşa’nın sayesinde çok partili yaşam oldu” diyor… “ Geç o işi canım” denince de “ Onun sayesinde Başbakan oldunuz. Onun için dua ediyor musunuz?” diye soruyor. “ Ne alakası var?” denince, “ Kim geçti çok partili yaşama?” diye yeni bir zarf daha atıyor ve 90’dan vuruyor…

Karşı taraf milli şef üzerinden gol atmak için pozisyon arıyor zaten ya! “ Gazi Mustafa Kemal Atatürk, İnönü’ye talimat veriyor, – Konya Alâeddin Camisini restore ettir- diye. Çünkü ahır olarak kullanılıyordu ve temizletmiyor, restorasyonunu yaptırmıyor. Atatürk ebediyete intikal edince, orayı restore ettirmek de bize kalıyor. Bundan haberin var mı?” diye vuruyor gol olsun diye, karşı takımın saygın kurucularına yaptığı tartışılır bir faullü pozisyonla… Bu hakemin gözünden kaçmıyor…

Oysa bilmiyor ki, o cami, savaş durumu için, samanların arasında silahların saklandığı olağanüstü bir hal kimliğinde o sırada… İnce bunu bildiği halde, kalınlaşıyor ve “ Cami arazisinin imarını değiştirip rezidans yaptınız mı? Kaç tane cami arazisi değiştirdiniz ? “ diye soruyor karşı hücum presle…

Şampiyon takımın usta lideri, “ O size yakışır, bize değil, siz tüccarsınız” diyor, ve üçüncü büyük takımın liderine pas atıyor, daha fazla oyuna girip, ofsayta düşmemek için…

“ Her zaman söylüyoruz,, bu ülkenin resmi dili Türkçedir ama herkes anadilini rahatlıkla kullanabilmelidir.” Üçüncü takımdan yedek bir oyuncu cevap veriyor, “ Bu zamana kadar niye söylemediniz?” Şampiyon mahallenin takım kaptanı, “ Duyma özürlüysen kusura bakma” diyor… İkinci büyük takımdan bir oyuncu da lafa giriyor ve “ Din ticareti de yapmadınız! “ diyor konudan muaf!!! Saha karışıyor, kimse hakemin düdüğünü duymuyor…

Topa tutma işi çığrından çıkıyor ve ayaktopunun zamane haline dönüyor, ama üst ligin bile değil, orta oyunu kıvamındaki mahalle maçının haline… Hakem de yan tribünlerden izliyor zaten… Gözlemci desen yok…

Dedik ya! Al futbolu, vur meclise… Ama ille izleyeceksek Çarşı gibi izleyelim bu tür maçları… O bilinçli taraftarla her takımın taraftarı gurur duymalıdır… Diyorlar ki “siyah beyaz yerine kendi renklerinizi yazın, var mısınız?… arının, temizlenin… “

Avam ne kadar asil olursa, lordlar! o kadar çekidüzen verirler kendilerine… Ve gol…

PAYLAŞ
Önceki makaleBalıklar ve hayaller
Sonraki makaleMüzakereden kaçmak

BİR CEVAP BIRAK