Alakır’da dört HES’e daha iptal!

MAHKEME, DOĞAL SİT ÖZELLİĞİNE VURGU YAPTI
Antalya Kumluca’daki Alakır Vadisi’nde; Dereköy Enerji’ye ait olan Dereköy HES, Dedegöl Enerji’ye ait Kürce HES, ADO Madencilik AŞ’ye ait Alakır -1 ve Alakır 2 HES’e; dönemin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararına karşı açılan davayı gören mahkeme, projelerin uygulanması durumunda oluşabilecek telafisi imkânsız zararları gerekçe göstererek yürütmeyi durdurma kararı verdi. Alakır Vadisinin 1. Derece Doğal Sit Alanı özelliğinin tescil edilmesine ilişkin yargı sürecinin devam ettiğinin altı çizilen mahkeme kararında alanda yapılacak HES projesinin çevresel etkilerinin olmadığının düşünülemeyeceği vurgulandı. Kararda, yerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapora da yer verildi.

SEKİZ PROJEDEN BİRİ ÜRETİM AŞAMASINA GELDİ
Toplam sekiz HES projesi bulunan Alakır Vadisinde daha önce de Çayağzı HES’in ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararının yürütmesi durdurulmuştu. Böylece vadideki toplam sekiz projeden yalnızca Kozdere HES’in üretim aşamasına geldiği öğrenildi. Kozdere HES’e karşı açılan dava ise sürüyor. Alakır Nehri Kardeşliği, Karacaören Derneği ve Konyaaltı Dostları Derneği’nin açtığı davalara çok sayıda Alakır gönüllüsü de müdahil olmuştu.

AVUKAT İSMAİL DUYGULU: ALAKIR’DA ‘ALTI HES’E DAVA AÇTIK’
Kararı değerlendiren davanın avukatı İsmail Duygulu, Alakır Vadisi’nde inşa edilmesi planlanan toplam sekiz HES’in altısına ve SİT başvurusunu reddeden koruma kurulunun kararına karşı dava açtıklarını belirterek, “bazı endişelerimiz olsa da bu karar bizi sevindirdi, hukuka olan inancımızı tazeledi” diye konuştu. Mahkemenin, kararında, Alakır Vadisi’nin 1. derece doğal sit alanı olmasına ilişkin yaptıkları başvuruyu reddeden bölge koruma kurulunun bu kararına karşı açtıkları dava dosyasını esas aldığına dikkat çeken Duygulu, “Alakır Vadisi, Antalya’nın su havzalarının en önemlilerinden birisi. Bu karar bölgedeki benzer projeler için de önem taşıyor” dedi.

DOĞAL SİTLER KONUSUNDA ENDİŞELİYİZ
Sit kararına ilişkin hukuki sürecin devam ettiğini belirten Duygulu, doğal sit alanlarına ilişkin yetkinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredilmesinin ardından başlayan süreç hakkında endişeleri olduğunu dile getirdi. Kamuoyunda çevrecilerin her projeye karşı çıktıkları yönünde yanlış bir algı yaratıldığının altını çizen Duygulu, “Alakır’daki iki projeye karşı dava açmadık. Çünkü bu HES’ler 1970’li yıllarda yapılan Alakır Barajı’nın sularından yararlanarak çalışacak projelerdi. Bölgeye ekstra bir tehdit içermediği ve dere yatağını kurutmadığı için, ayrıca yöre halkı da karşı çıkmadığı için bu projeleri yargıya taşımadık. Burada son derece demokrat bir tavır sergilenmiştir” diye konuştu.

‘HES’LERDEN ELLİ KAT DAHA FAZLA DEĞER ÜRETİYORUZ’
HES projelerinden en çok etkilenen köylerden biri olan Karacaörenli üreticilerden Mehmet Başar ise geç de olsa karara sevindiklerini belirtti. Davaya müdahil olan derneğin başkanlığını da yürüten Başar, “Alakır’da HES yapmanın, yanlış değil, ‘ahlaksızlık’ olduğunu en başından beri hep vurguladık. Alakır’ın suyundan yararlanarak tarım yapan köylüler olarak HES’lerden üretilen enerjinin elli katı katma değer yaratıyoruz. Kimse bunun aksini iddia edemez. Böylesine üretim yapılan bir havzaya HES yapmak, dereleri kurutmak, Türkiye için kendi ayağına kurşun sıkmaktır” görüşünü dile getirdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × four =