Çalışan Gazeteciler Günü!

Gazeteciler, soru sorma konusun da, özgürlüklerini kullanabiliyorlar mı?

Soru sorma cesaretini gösterenlere karşı, nasıl bir davranış gösteriliyor veya sonra neler oluyor?

Haber yapmağa çalışırken, bu haberden kim rahatsız olur ya da başıma bir şey gelir mi gibi bir düşünce, gazetecinin kafasından geçiyor mu?

Yazdığı yazı ve haber yüzünden, son yıllarda tutuklanan, ceza alan, gazetecilerin sayısı arttı mı?

Yargılanma sürecin de bile, özgürlüklerinden mahrum bırakılıyorlar mı?

Bu tür soruları arttırabiliriz. O zaman verilecek yanıtlara göre de, neyi kutlayıp, kutlayamacağımızı değerlendirebiliriz.

Biz bu vesile ile başka bir açıdan hatırlatmalar yapalım.

Önce, çalışma yaşamı açısından, “GAZETECİ” kim?

Basın da çalışanlarla ilgili, İş Yasası ve Deniz İş Yasası’n dan ayrı bir Basın-İş Yasası var. 212 sayılı yasa ile tanınıp, tanımlandığı için bu yasal düzenleme de, “GAZETECİ” tanımı var. Yani, işçi, ya da gemi adamı değil, “GAZETECİ.”

Gazeteciler, bu yasaya göre mi istihdam edlilyor? Öyle olması gerekir. Ama uzun yıllardır ve son yıllarda da artan şekilde, basın da çalışanlar, 212 sayılı Yasa kapsamın da çoğunlukla çalıştırılmaığından, gazeteci değiller. Ama gazeteci olarak görev yapıyorlar.

Basın işyerlerinde, ya asıl işverene bağlı olarak ya da alt işverene, yani taşeronlara bağlı olarak, gazeteci diye değil, 4857 sayıla Yasa kapsamında işiçi olarak bildirilip, bu yasa çeçevesinde çalıştırılıyorlar. Yani yasal anlam da, yineliyelim gazeteci değiller.

Peki gazetecilerin örgütlenmesi nasıl? Yıllardır bildiğimiz, Türkiye Gazeteciler Sendikası vardı. 50’li yıllarda kuranları, ikibinli yıllara taşıyanları saygı ile anarak, kutlamak gerekir.

Günümüzde bu sendikanın örgütlü olup da, toplu iş sözleşmesi yapabildiği işyeri sayısı, parmak sayısı kadar bile yok. Yani basında sendika yok.

Yine hatırlamağa çalışalım. TGS yani Türkiye Gazeteciler Sendikası, devlete ait Anadolu Ajansı’n da örgütlüydü ve yıllardır toplu iş sözleşmesi imzalıyordu. Sonra ne olduysa, bir kaç gün içinde bu sendikadan işçiler istifa ettiler, sonra da hemen yeni bir sendika kurulup, işveren yönetici, bu sendikayı kabul konumun da oldu.

Bunları unutmayalım ve nereden nereye geldik, doğru bilgilenip, değerlendirelim diye hatırlatmağa çalışıyoruz.

Özet olarak şöyle söyleyebiliriz. Günümüz gerçekliği olarak.

1. Basın ve medya da istihdam edilenler çoğunlukla, 212 sayılı yasa kapsamında gazeteci olarak istihdam edilmiyorlar. Yasal anlamda gazeteci bile değiller.

2. Gazetecilerin büyük çoğunluğu, 4857 sayılı İş Yasası kapsamında istihdam edlip, çalıştırılıyorlar.

3. Basın ve medya işyerlerin de çalıştırılanların büyük oranı, asıl işverene bağlı olarak değil, alt işverene bağlı olarak, yani taşeron işçisi olarak çalışıyorlar.

4. Özellikle Anaolu’da ki basın işkolunda küçük işyerlerinde çalışanlar, yasa gereği zorunlu olarak Basın-İş Yasası kapsamında çalıştırılmaları da sayısal olarak gerekli olduğundan, basın kartı alabilmeleri için yakınlarının çalıştırıldığının gösterildiği de, bilinen bir başka gerçekliktir.

5. Bu işkolunda sendikalaşma giderek azalmış ve adeta yok olma sınıına gelmiştir.

6. Bu işkolunda çalışanların, isim yapmış olanların, köşe yazarlarının, neredeyse tamamının, sendikal örgütlenme ile bir ilişkisi yoktur.

7. Bu işkolunda bir zamanlar TGS’nın girişimiyle, “Teşmil” kararnamesi de çıkarılmıştır. Ama bu uygulama ile getirilen haklar bile uygulanmadan süresini tamamlamıştır.

8. İş güvencesinin en az uygulanabildiği iş kolu, basın işkoludur.

9. İşten çıkarılma halinde, aynı işkolunda yeniden iş bulma olanağı, adeta olanaksız gibi gerçeklik kazanmıştır.

10. Sınırlı sayıda ki gazeteci kapsamında istihdam edilip de işsiz kalanlar, basın kartını devam ettirebilmek için, küçük işyerlerinde sigortalılıklarını devam ettirirlerken, ücret bile almadan çalışabilmektedir.

Bu tür sorunları sıralamayı, yenilerini ekleyerek, daha da uzatabiliriz.

O zaman basında çalışanların bu gününü nasıl kutlayacağız. Ya da kutlayanlar, neyi kutluyor ve ne yapıyorlar.

Sadece farkında olalım ve soralım diye, bir hatırlatma yapalım dedik. Hepsi o kadar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.