Alaska’ya Gidelim, Buzlu Sular İçelim

Alaska’ya Gidelim, Buzlu Sular İçelim

0
PAYLAŞ

Başkan Obama, ¨Alaska’ya gidelim, buzlu sular içelim!¨ diye Eylül ayının ilk günü yola çıktı; Air Force One-Hava Kuvvetleri 1 numaralı uçağıyla uçtu.

Alaska’yı özlemiş görünen Obama’nın bu gidişi Kutup-Artik Bölgede çıkarlarını kovalayan taraf ülkeleri gövde gösterisine davette gecikmedi.

Çin, derhal 5 adet savaş gemisini Kutuba gönderdi, Obama’ya inat gösteri yaptı; Rusya tatbikata başladı.

Neydi, ABD’nin 50. eyaleti Alaska’nın sınır olduğu Kuzey Kutbu’nda alıp verilemeyenler?

İşte kısa hikâyesi:

Başkan Obama’nın Alaska Eyaletine, daha önce gündeminde olmayan, Beyaz Saray ajandasında yazılı görünmeyen âni ziyareti Amerika’da, Kanada’da sıradan bir gezi gibi okundu.

Basın ve medya kuruluşlarında, sosyal medyada yer alan haberlere bakarsanız Obama, II.görev dönemi tamamlanırken, ¨Yahu, bir de Alaska’ya gidelim, ayıp olmasın oradakilere!¨ diye, bir sıradan ziyaret yapmaktadır.

Oysa, durumun böyle olmadığı, basının eleştirel yazarlarınca hemen ortaya konacaktı.

Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla kapandığı söylenen Soğuk Savaş’ın gerçekten tamamiyle sonlanmadığı, hatta adıyla müsemmâ-tıpkı ismi gibi, Kuzey Kutbu’nun buzlu okyanusunda devam ettiği belirtilmektedir.

Bu soğuk savaşın tarafları sessiz bir kapışmanın eşiğindeler: Tarihî SSCB’nin evladı Rus Federasyonu; Kutupla alakası olmasa da yırtık fermuardan çıkan gömlek ucu gibi her şeye karışan ve dünya siyasetinde yükselen yıldızıyla -berbat- ejderha Çin; Kutbun komşusu ama etliye sütlüye karışmayan, kelamını ABD’ye teslim etmiş Danimarka, ki Grönland adıyla dünyanın en büyük adasına sahiptir; Kutuba yakın sınırlarıyla Norveç; en son olarak Kutbun vaz geçilmez kıyılarına sahip ve elbette ABD’nin biraderi Kanada Federasyonu; haliyle tüm olan biteni izleyen İngiltere Kraliyet Devleti…

Gizli Servisler, NATO ve AB, dünyanın ekonomik lobileri, çıkar grupları, global kapitalizmin bankaları, borsalar Kuzey Kutbuna pusula çevirmiş, dikkatleri oraya vermiştir.

Her şey, 2007 yılında, Rusya’nın Kuzey Kutbunun buzlar altındaki derinliğine denizaltı indirmesi ve oraya Rus Bayrağını dikmesiyle başladı. Bu bayrak, uluslararası diplomatik kurallara göre, dikildiği yerde egemenlik haklarını ilan etmek anlamına geliyordu. Taraflar, yukarıda sıraladığımız tanıdık isimler, bu sembolik bayrak dikilmesini hafife alan açıklamalar yaptı.

Başkan Putin ise ciddiydi! Geçenlerde, bir derinsu denizaltısıyla Karadeniz’de dalış yapmaz mı, yapar tabii, böyle olunca gözler tekrar Kutup’a çevrildi; acaba oligark Putin, 2007’de bayrak diktiği yere de iniş yapacak mıydı? Bu dalıştan evvel, geçen yıl, 50 bin askerle bir askerî Kutup tatbikatı, manevrası yapmıştı, Rusya… Gayet iyi hazırlanmışlardı, askerî gözlemcilere bakılırsa bileği bükülmezdi; ABD bu tatbikatın hâlâ açıklanmamış, itiraf edilmemiş şoku altındadır. 1930’larda SSCB’nin Kutupları, ¨Kızıl Kuzey Denizi¨ diye ilan etmesine dair hayâl yoksa gerçek mi oluyordu? Şimdi bütün kaygılar bu yöndedir.

Petrol kartellerinin, doğalgaz üreticisi, maden işleticisi dev şirketlerin göz diktiği ve dolayısıyla sermaye gruplarına göre ulusal çıkarların buzul altı, buzlar üstünde çekişmeye yol açtığı Kutup, aynı zamanda, tersane-denizcilik tekniğinin son hârikası dev gemilerle iki okyanus ve iki dev kıta arasında en kestirme deniz yolu olduğu için, aynı zamanda, bilhassa dünya ticaretine el koyan Çin’in gözdesiydi.

Çin kıyılarından Avrupa ve dünyanın öteki yerlerine en kestirme ulaşım noktası tankerlerin, şileplerin, dev gemilerin buradan geçmesiydi; evvela Kuzeye rota çevireceksin, Kutup’a yakın bir boğazdan geçip Atlantik Okyanusuna ineceksin… Nakliye masrafı yarı yarıyadır!

Danimarka’nın Royal Dutch Shell Co.adındaki kraliyet petrol firması, Kutup’ta denizaltı kaynaklarını delmeye başlamıştı… Kuzey petrollerine yaklaşan İskandinavya ülkesi Norveç de olan biteni yakinen izliyor. Hatta minicik İzlanda ada devleti dahi bu fırtınada ABD yanında olmak üzere kürek çekiyor.

Kanada, Kutup’ta en uzun kıyılara sahip olan ülke sıfatıyla buranın bekçisi olmaktan öteye geçip artık ekonomik çıkarlarını da korumaya karar vermişti. Son zamanlarda Kutup Ayılarını ve buzulları korumak dışında, derin suların dibine sondaja başladı.

Çin, Obama’nın Alaska gezisine eşlik ediyor gibi zırhlı savaş gemilerini gösteriye gönderiverdi; hiç beklenmiyordu bu hamlesi…

ABD Askerî Genelkurmayı Pentagon’un istihbarat birimleri dahi yanılmış, gazetecilik diliyle söylersek ¨atlatılmıştı…¨

Obama’nın gezdiği kıyılarda Çin gösteriye kalkıştı.

Tüm bunların anlamı şudur: ABD, Kuzey Kutbunda, biraderi ve arka bahçesi sayılan en yakın komşusu Kanada’nın yanında olmak dışında Satranç Tahtasında bugüne değin bir hamle yapmamıştır.

Şimdi zamanıdır, yarın geç olacaktır düşüncesiyle Washington bu hamleye karar vermiş bulunuyor.

Dünyanın siyaset ağbisi durumundaki ABD’nin, ¨Hooppp dedik! Bize de mi, lolo!¨ diyen Kasımpaşa kabadayısı tarzında bir çıkışla varlığını göstermesi, en çok alkışı Londra’dan, İngiltere’den aldı ve bir de Güney Asya’daki ekonomik işbirliği ortakları Singapur’dan, Güney Kore’den, Tayvan’dan…

Neredeyse Rusya’nın tamamı ve hatta Kanada büyüklüğündeki, dünyanın tepesinde yer alan buzul okyanusun bütün taraflarca, hatta global ekonomiye ait tüm birimlerce eşit haklar altında paylaşılmasına yeşil ışık yakan Obama’nın Rusya’yı ve Çin’i Kuzeyimizde egemenlik hakları ilan etmekle itham etmesi de dikkati çekiyor.

İşte, Obama’nın Alaska’ya gidişi, basına yaptığı açıklamada yer aldığınca, ¨Alaska halkını ziyarete gidiyorum, bakalım neler yapıyorlar, hal ve keyifleri nasıldır, necedir!¨ demesine bakmayınız, tamamen Rusya’ya, Çin’e ve diğerlerine karşı Şah ve Mat çekmeye kalkışmak üzeredir.

Bana göre hava hoş; henüz Kutup Savaşı patlamadı! Ancak, sorarsanız, ben derim ki, dünya haritasında hep orta kuşağa baktığımızdan yer küreyi bu kadar sanan biz akılsızların, aslında Kutup Okyanusu diye buzlar altında kalmış denizin büyüklüğünü hesap etmesi gerekirdi: Orası, herkese yeter de artar bile…

Kimseye yararı olmayacak bir it dalaşı başlatıldı; Cui Bono?!

Bu kapışmaya hiç gerek yok!

Fakat gel de kapitalizme bunu anlat!

Para her zaman artmak, çoğalmak, rakiplerini yok etmek ister.

Bu Buzul meselenin Yeşilciler, Çevreciler arasındaki romantik anlatımı ise, ¨Kutup Ayıları eriyen buzullar üzerinde kaldı!¨ gibi bir leitmotiv-nakarattır ki, dokunursak kıyamet kopar; zira yazıyorsanız dikkat edin, bir feministe, bir de çevreciye dokunmayacaksınız…

BİR CEVAP BIRAK