Alevler sokakları sararken…

Yabancılara yapılan ayrımcılık protesto ediliyordu. Ölen Afrikalılar bir neden olmuştu banliyölerde. Aslında geçmişin birikimi patlıyordu. Banliyölerde yaşanan ayrımcılığa karşı bir ortak sesti yangınlar.
 
Başkentte yaşıyordu, aynı zamanda çok uzaktı. Yabancılar bir aradaydı, o yüzden sokakta konuşulan dil sertti, Fransızcanın o kıvraklığı yoktu. Fransızca bazıları için romantik bir dildir, fakat barikatta kavganın dili oluveriyordu. Yoktu orada romantizm, alev ve geçmişin birikimin patlaması vardı.
 
Sokaklar hep barikat olacak gibi duruyordu, bir gün normal yaşam akarken, ertesi gün barikatlar kurulmuş, yeni cumhuriyetin ilanını duyurur olabilirdi Paris sokakları. Paris, kavganın şehriydi. Kaçıncı cumhuriyet kuruldu, kaçıncı yıkıldı, sayan var mıydı? Paris devrimlerin ilk kıvılcımın atıldığı şehir olma özelliğini koruyordu. Büyük değişim ve zamanın hızlı akması orada kurulan bir barikat ile başladığını kaç insan düşünüyordur şimdi?
 
Alevler sokakları aydınlatıyordu. Sokaklar kavganın sesini taşıyordu dünyaya. Paris eskisine göre daha bir güvensiz olmuştu, yeni cumhuriyetin ilanı her an duyulabilirdi!
 
Barikatlar Paris’te kurulur, dünyadaki en ücra sakağa kadar yayılır diye düşündü. Geçmişin haksızlıklarına karşı yabancı gençlerin isyanı olarak yansıdı tüm dünyaya! Paris geceleri alevlerin altındaydı, yabancı gençler barikatlarda haksızlığa karşı geçmişin mirasını taşıyorlardı. Paris’in her sokağı her an barikat kurulacak gibi duruyordu. Devrim, Paris’den başlayacaktı!
 
Yıllar sonra o günleri düşündü, Kadıköy’deki iskelede dururken. Karşıda İstanbul süliyetinin ışıkları boğaza vurmuştu. İstanbul sokakları alevler altında kaldığında Paris’deki günleri aklına geldi. O günler haksızlığa karşı bir kitlesel patlamayı yaşamıştı. O Paris’teki yangınlarda yakalanıp yurt dışı edildiğinde, ülkesinde de yangınları yaşayacağını düşünmemişti.
 
Paris alevleri atlattığında yeni cumhuriyet kurulmamıştı, fakat oradaki haksızlığı dünyaya duyurmuşlardı. Her eylem kendi içinde meşrudur, fakat yansımalarını iyi izlemek gereklidir. Paris halkı yabancı gençlere düşman olmamıştı, aksine bir sempati doğurmuştu. Demiryolcuların eylemine, eylem yapan gençler destek vermişti, orada dayanışma örnekleri yaşanmıştı.
 
Paris olayları; polis, iki Afrikalıyı kovalarken, gençlerin ölmesi üzerine başlar. Kovalayan kovalanan olur. Alev tüm Paris’i, Fransa’yı kuşatır. o günlerde alevi 68’in yeni doğumu olarak görenlerde olur.
 
Yıllar sonra bunları düşünürken Kadıköy rıhtımında balık kokusunun çekiciliğinde bir sigara yakar. Yüzünü aydınlatır bir an kibritin ateşi ve sigara tutuşur. Karanlığı bir alev delmiştir!
 
Paris alevler altında kaldığında bir toplumsal olayın yansımasıdır. Kadıköy’de yanan arabanın alevi her ne kadar bir birikimin patlaması olsa da nitelik olarak ayrılmaktadır, çünkü orada bir Afrikalı vardır, o Afrikalı tüm göçmenleri temsil eder. Toplumsal direniş tüm ülke sokaklarını kapladığında göçmenlerin isyanını yansıtır. Burada bir başka şey vardır, işkencede ölen bir genç vardır, o gencin ölümü üzerine yapılmış bir isyan değildir, işkence yapıldığını söylenen bir söz üzerine onur meselesi yapılmıştır. Ölen genç yoktur isyanda, bir ayrımcılık vardır. Protesto tüm ülke saffına yayılmıştır, bir büyük birikimin patlamasıdır. Doğrudur ama geneli kucaklamaz, bir kesimi alır içine. Paris gibi değildir, burada farklı bir şey vardır.
İşkencede ölen biri vardır, hem de hiçbir suç tespit edilmeden ölen bir genç. İşkence yaptığı tespit edilenler ise suçsuz ilan edilmiştir. İşkence söylentisi bile bir halkı sokaklara dökerken, neden ölen genç için sokaklar boştur?
 
İşkenceye karşıysak eğer, ayrımsız karşı olunmalıdır! İşkence insanlık suçu ise, işkence yapanlar ayrımsız cezalandırılmalıdır, suçluları saklayanlar suçludur. İşkence yapanlara görevlerinde her hangi kusur görmeyenler de suçludur.
 
“Acaba, bu sokaklara dökülmeler başka şeyleri saklıyor mu?” diye kendi kendine konuştuğunu hissettiğinde etrafa tedirgin bir şekilde göz attı. Çünkü işkenceye karşı yapılan bu yürüyüş bir şekilde bir ayırımı içinde barındırıyordu, eğer ayrımsız bir eylem olmuş olsaydı ‘tamam’ derdi de, bu durumdan kimlerin kazançlı çıktığı konusunda kafasında sorular barındırıyordu!
 
Ülkemiz dünyada yaşanan ekonomik tusunamiden etkilenmeden geçme imkanı yok, bu eylemler bu etkinin üzerine örtülen bir örtü müdür? Toplumsal tepkilerin bir anlamda yok edilmesi midir? Toplumsal tepki verenlerin parçalanmasını getirdi mi bu eylemler? Toplum içinde olan ayrımcılık tohumların ve ötekileştirmeye karşı körükle gitmek midir?
 
Kadıköy sahilleri içinde soruları denize bıraktı, sigaranın ateşinde sönmüştü. Gecenin soğu altında karanlığa karışıp gitti.


 



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.