Alkol tutkusu

Alkol tutkusu

0
PAYLAŞ

Cahiller ve sarhoşlar her şeyi bilirler. Cahilin de sarhoşun da akıllısı olmaz. Cahillik bir tür zorunlu deliliktir. Sarhoşluğa gelip geçici delilik diyebiliriz. Sarhoş ayıldığı zaman önce kendine saldırır: gene mi içtim? Sarhoşun sabahı kötü olur. Sarhoş her sabah bir daha içmemek konusunda kendine söz verir ve sözünü en çok akşama kadar tutar. Sarhoşla içkiciyi çokça karıştırmamak gerekir. İçkici denince benim aklıma az ve sürekli içen kişi gelir. İçkiciler genelde akşamları içtikleri için akşamcı diye de anılırlar. Onlar şişenin karşısında dağılmazlar hatta çok zaman içtikleri bile belli olmaz, genelde çakırkeyif olurlar. Çakırkeyif adamdan korkmayın. Çakırkeyif çok konuşsa da kimseye rahatsızlık vermez. İçmek ustalık ister: önemli olan acayip duruma düşmemektir. Her işin olduğu gibi bu işin de bir sınırı bir ölçüsü vardır kısacası. Sınır aşıldı mı toplumdışı davranışlar başlar: övünmeler saldırmalar aşağılamalar bilgiçlikler alaycılıklar… İçkili adam başlangıçta üzerine iyilikler gelmiş gibi bir fotoğraf verir. Sarhoşluklar böyle başlar. Hiç acele etmeyin, bu iyiliklerin ne gibi iyilikler olduğunu çok geçmeden göreceksiniz.
İçkinin azı iyidir: yorgunluğu alır ve zihne küşayiş verir. Tehlike de buradadır. Yorgun bir günün sonunda iki kadeh rakıyla kendinizi dinlenmiş duyarken bir de zihniniz açıldı mı Herakles gibi olursunuz. O zaman gelsin üçüncü kadeh dördüncü kadeh beşinci kadeh derken o dinlenmişlikten iz kalmaz, yorgunluk bütün bedene ve bütün ruha yayılır. Bunun arkası ağır bir bitkinlik ve ağlamalara kadar varan bir karamsarlık olabilir: sizi kimseler anlamıyor, ayrıca ülkeniz için üzülüyorsunuz. Bu arada insan biraz ondan biraz bundan yiyerek midesini çöp kutusuna çevirir. Maden sodası öncelikle midedeki çöplüğü eritmek için icat edilmiş olmalıdır. Çöplük çok büyükse onun da yapacağı çok şey yoktur. Çöplüktekileri eritmektense çıkarmak daha doğru değil mi? Sarhoşların pek azı buna razı olur: midesindeki çöplüğü eritmek her sarhoşun onurudur. İçen adam sabah gerginlikle başağrısıyla yorgunlukla bitkinlikle de kalksa olumsuz bir durum yokmuş gibi davranır. Alnının akıyla insan içine çıkmak önemlidir: ne kadar içsek bize bir şey olmaz. İçenlerin çok azı durumlarını açık açık göstermek rahatlığına ermiştir. Önemli olan amma işmişiz ve kaya gibi kalmışız yalanını yutturmaya çalışmaktır.
Genç yaşlarımda ben de içkiyi pek severdim. Bir zaman sonra içkisiz yapamaz oldum. Testler kötü çıkıyordu, özellikle karaciğer kötü belirtiler ortaya koyuyordu. Mezara sapsağlam bir karaciğerle gitmek gibi bir salaklığı öngörmediğimi söyleyecek kadar salaklaşmıştım. O zaman içkinin şimdi size tanıtlayamayacağım bir güzelliği vardı. Sanki şiire de iyi geliyordu. İçmeyi bıraktıktan sonra o güzelliği elden kaçırdım. Şimdi uyumsuz durumuna düşmemek için önümdeki bir kadehi bitirmeye çalışırken o tadı arasam da bulamıyorum. Şimdi içki bana hiçbir şey söylemiyor. İçmeyi bilen ve seven insanların yanında bozguncu gibi kalıyorum. Onlar beşinci kadehten sonra iyiden iyiye gevşeyince belki de çok içemeyen beni kuşkuyla gözlemliyorlar.
Bazen eski günleri özlerim. Şöyle ağız tadıyla bir sarhoş olsam kendi kendime derim. Derim ama daha yolun başında kalakalırım. O zaman anlarım ki ben sarhoş olma hakkımı tümüyle elden kaçırmışım. İçkiyi bıraktıktan sonra gecelerin eşsiz güzelliğini yaşamaya başladım, onun ardından da sabahların eşsiz güzelliğini. Çobanyıldızıyla tanışıp görüşmeye başlamamız o koşullarda oldu. Günü doğurtmaya duran kırlangıçların telaşını ve kumruların abartılı şarkılarını o zamandan beri sevinçle izliyorum. Hatta dünyanın en güzel kuşları saydığım kargaların sabah çılgınlığını gözlemek o zamandan beri yaşamımın vazgeçilmez bir tutkusu oldu. Gecelerin güzelliğini de o zamandan beri bütün boyutlarıyla yaşıyorum. Gecenin bir saatinde apaçık bir zihinle kalkıp çalışmaya koyulmak kadar hoş bir şey var mı? Gündüzün gelgitlerinde anlamaya çalıştığımız ya da yazmaya kalktığımız şeyler bizde azçok bir eksiklik duygusu bırakır. Günün devinimi içinde kendimizle buluşmamız zordur. Gece vakti el ayak çekilince çalışmaya girişmenin tadını hiçbir şeye değişmem.
İnsanoğlu içkiyle sözde kendini unutuyor, bir yandan da içkiyle sözde kendini savunuyor. Yarım kalmış sevinçler, yaşanmamış sevgiler, çıkarcılıklarda yitirilmiş emekler, boşa harcanmış vakitler, yalnız istemekle yetinilmiş iyilikler, üstünde durulmamış eksiklikler, tembelliğin sularında uyutulmuş bencillikler, elden kaçırılmış fırsatlar, yanlış yapılmış işler, kötü seçimler, kolaya kaçmayla gelen beceriksizlikler içkiyle uyutulur. Kişi kendini savunmaya girişir: ah beni karım bile çocuklarım bile anlamıyor! Hadi bir kadeh daha içip kalkalım. Son birer kadeh daha… İçkinin azı zihne küşayiş verir, çoğu eksiltir insanı.

BİR CEVAP BIRAK