Çalışma Meclisi ve sınav

AK Parti hükümetlerinin, ilk Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başeskioğlu’nun çağrısından bu yana, Çalışma Meclis’ini toplantıya çağıran olmadı. Oysa sürekli çağrılması gerekiyor. Yaklaşık 10 yıl sonra ve 10.kez, Çalışma Meclisi 26-27 Eylül de toplanmış olacak.

Önceden yoğun bir hazırlık yapılarak, konular ve gündem belirlenerek, aylar öncesinde ilan edilerek yapılırdı. Bakan Çelik bahar ayların da, Çalışma Meclisi’ni toplantıya çağıracaklarını belirtmesine karşın, geçtiğimiz ay sonuna kadar, bu konuda açık bir belirleme ilan edilmemişti.

Şimdi, İnönü Caddesi’n de, Bakanlığın Makam girişi kapısında, bez bir afişle bu ilan gerçekleştirilmiştir.
Bakalım nasıl geçecek.

Çalışma Meelisi’nin toplantıya çağrılması ve gündemi bir yana, bu toplantı da sosyal taraflar bir sınav verecek. Bu sınav, Hükümet’e, Bakanlığa karşı değil, kamu oyuna karşı bir sınav olacak. Peki bu sınavdan, Hükümet, Bakanlık da geçecek mi. Dilerseniz, işin bu yanına hiç girmeyelim. Sonuç da, Başbakanımızın isteği ve işaret ettiği doğrultu da, işler yapılacaktır. Seçimler yaklaşırken, bunları nerden çıkarıyorsunuz, beklesin işareti de, yabana atılmaması gereken bir olasılık.

Çalışma Meclisi’n de, bu kez üç konu ele alınacak. Alt işverenlik, kıdem tazminatı ve özel istihdam büroları ile işçi kiralama konusu. Herhalde, bu Meclis’i toplarken, Bakanlık da yaptığı çalışmayı, daha açık anlatımla, yasa tasarısı taslaklarını da, bu kez kamu oyuna nihayet açıklar. Çünkü, bu konu da şimdiye değin yapılan açıklamar sonrası, ortaya metin çıkmıyordu.

1. Asıl işveren-alt işveren konusun da Hükümet, gelişen yargı kararları çerçevesinde de bir düzenleme yapmak istiyor. En çok alt işveren çalıştıran Devlet. Asıl işveren-alt işveren ilişkisin de “muvazaa” kararlarının çıkması, kamuda ki bu çalışmaları ciddi olarak sıkıntıya sokmuştu. Şimdi, bu sıkıntı aşılmak isteniyor. Aslında bu sıkıntı, yasal bir düzenleme yapılmaksızın, uygulama değişikliği ile de giderilebilir. Hükümet, bu uygulamayı değiştirme yöntemi yerine, yasa değişikliği ile düzenleme yapmak istiyor.

2. Kıdem tazminatı konusu, sürekli gündemde. 40 yıla ulaşan bu süreç te, yasanın öngördüğü, “Fon” yasası, değişik hükümetler döneminde çıkarılamadı. Hassas olan bu konunun, seçimlere gidilen süreç te yeniden ele alınması, Hükümet açısından bir risk de teşkil ediyor. Kıdem tazminatı konusunu, alt işveren ilişkilerine indirgeyerek, kısmi olarak başlatma gerçekleşebilecek mi, izleyeceğiz.

3. Üçüncü konu ise, bazı çevrelerce önemli ve sıkı takip ediliyor. Özel İstihdam Büroları ve geçisi işçi kiralama yöntemi, esnek çalışma modeli. Bu düzenleme, 10 yıl önce 4857 sayılı İş Yasası çıkartılırken de gündemdeydi ve son anda direkten dönmüştü. Bir kaç kez de, yeni düzenleme yapılmak istenmiş ancak sonuç alınamamıştı. Şimdi yeniden gündeme geliyor. Hükümetin bir kaç yıl öncesi, bu düzenlemeyi çıkaracağına ilişkin söz vermiş olduğu da, zaten konuşuluyordu. Sonuç olarak, Özel İstihdam Büroları aracılığı ile işçi kiralama konusuna ilişkin, yasal düzenleme nasıl yapılacak ve gerçekleşecek mi. Asıl konu bu.

Bu konular da, sosyal taraflar nasıl bir yol izleyecek. Sosyal taraflar bu sınavı nasıl verecekler. Bizim bu yazıda asıl üzerinde duracağımız konu bu olacak.

1. Türk-İş ne yapacak. Yeni Başkan nasıl bir tavır izleyecek. Önceki Başkan’ın, yönetimin bilgisi dışında, Hükümet ile anlaştığı savı ağırlıklı olarak, istifası ile sonlanan yolu açmıştı. Şimdi, yeni Başkan, Başbakan ile daha sıkı bir diyalog içinde olurken, kim kimi ikna edecek de sonuç ne olacak. Türk-İş’de sular kolay kolay durulmayacak.

2. Hak-İş, bu konularda Hükümet’e karşı bir politika zaten gütmüyor. O nedenle bu cephe de fazla sorun yok. Hak-İş Başkanı ile, Hak-İş kökenli milletvekillerinin ne söyleyecekleri, önemli bir belge olacak.

3. DİSK’e gelince, yeni bir yönetim. Zaman zaman izlenen, karşıyız katılmıyoruz yaklaşımı aşılıp, ciddi eleştiriler yapılıp, öneriler getirilebilecek mi ?

Üç işçi konfederasyonunun da, bu konulara ilişkin ciddi çalışmalar yapıp, alternetif politikalar üretmediği göz önüne alınırsa, Çalışma Meclisi’n den yeni bir anlayış çıkması uzak bir ihtimal olarak gözüküyor.

İşveren tarafına gelince, TİSK bu konularda yıllardır, zaten çalışmalar yapıyordu. Hükümetin öngördüğü düzenlemeleri, fon konusunda, fonun oluşumu ve kullanımı dışında, desteklemesi doğal bir yaklaşım olacaktır.

Ortada bir tartışma metni olmadığı ve inceleyemediğimiz için, bir durum tepiti yapmak ile yetiniyoruz. Metinler ortaya çıktığında, gelişmeler doğrultusunda değerlendirmelerimizi sürdüreceğiz.

Önemli bir sosyal diyalog platformu olan, Çalışma Meclisi ile ilgili olarak, Bakanın, kuruluş yasasından gelen görevi gereği, sosyal tarafları toplantıya çağırması, önemli ve olumlu bir gelişmedir. Dileriz Çalışma Meclisi toplantısı, çalışma yaşamın da olması gereken, diyalog ve uzlaşma kültürünün gelişmesine katkı verir.

Ankara. 17 Eylül 2013. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here