Çalışma yaşamı, gündem beklemeye alındı

Çalışma yaşamı, gündem beklemeye alındı

0
PAYLAŞ

Geçtiğimi yıl, Ermenek de maden ocağında su altında mahsur kalan, 18 canı yitirdik. Pazartesi günü onun duruşması başladı. Aynı gün Soma’da yitirdiğimiz 301 can, geçen yıl olan bir başka maden kazası, onun da duruşması vardı Soma’da. Yargı’da ki gecikmeler bir yana, bu dava konuları ve çıkacak kararlar, hukuk sistemimiz için önemli. Peki Hükmet ne yapıyor bu durumda.

Haziran ayı. ILO (Uluslararası Çalşma Örgütü) Genel Kurulu vardı. Son yıllar da artık haber bile olmuyor. Bakan toplantıya bile gitmemeğe başladı. İş kazaları sonucunda, iki ILO sözleşmesinin onaylanmış olması mı, önemli olan. Veya bu iş kazaları neden oluyor, Hükümetin burada ki sorumluluğu nedir, bunu araştımak mı önemli olan.

Hava taşımacılığı, şişe cam derken, metal iş kolu da, grev erteleme zincirine katıldı. ILO’da bunlar seneye görüşülecek herhal. İşin ilginç yönü, şu an ILO Başkanı, bir işçi temsilcisi.

Yarım asır. Sendikal mücadelede önemli bir kilometre taşı. 15-16 Haziran olayları. Bu sadece bir anma, hatırlama ya da nostalji rüzgarı estirme olmamalı. Geçtiğimiz aylar metal işkolunda Bursa’ da başlayan toplu iş sözleşmesi sistemine ve sendikal sisteme tepki, nereye doğru yol aldı. Bu yarım asır da, sendikal hareket ve toplu sözleşme düzeninde yaşanan bu tıkanma araştırılmayacak mı?

12 Eylül yasalarını değiştireceğiz diye yola çıkıp, bir de Anayasa değişikliğini referandum ile gerçkleştirdik. Peki Hükümet’in onuncu yılında, bu söylem ve gelişmelerden sonra, getirilen sendikal ve toplu iş sözleşmesi düzeni, 12 eylül yasalarının getirdiği sistemi daha kalıcı hale getirmedi mi? Bunları sorgulamıyacakmıyız. Kabul mü?

Son Torba yasa da, 2003 de bu yana getirilen ve yayılan taşeron sistemini, düzeltme yerine artık daha kalıcı bir şekle dönüştürme girişimi ne olacak. En büyük taşeron Hükümet ve bu sistem ne olacak?

Çevrenize bir bakın. İstatistiklere değil. İşsizliğin boyutu açık açık görülmüyor mu? Nasıl bir istihdam politikası yaşama geçirilmeğe başlanacak. Herkes işyerine bir kaç işçi daha alsın mantığı ile istihdam politikası yürütülebilir mi?

Ramazan başlıyor. Dini bayramlar geliyor. Seçim öncesi emekliler ile ilgili vaadler konusunda durum ne olacak. Seçim öncesi temennisi olark mı kalacak acaba. Ses yok.

Göreve devam eden Bakan, yeni Hükümet kurulunca, Bakanlık ile birlikte politik hayatına da belki nokta koyacak. Bakan açıklamıştı. Hatırlayalım. Asgari Ücret, 1 Temmuz dan itibaren Bakan’ın vurguladığı gibi, “ilk kez bin lira olacak”. Bu söylemin ötesinde yeni bir şeyler olacak mı? Yine bilindiğ gibi, aynı bakanımız asgari ücret ile geçinilebileceğini de açıklamıştı. Asgari ücret ile çalışanlara soralım, geçinebiiyormusunuz ya da nasıl geçiniyorsunun diye, nasıl bir yanıt alırız.

Hatırlamaya çalışalım. İzmit körfezi üzerine inşa edilen köprü de halat kopması üzerine, ölümcül bir sonuç ile karşılaşmamaştık. Olaydan hemen sonra Japon mühendis daha hiç bir araştırma yapılmadan, kendisini sorumlu hissederek intihar etmişti. Daha sonra kazanın yerli üretim bir parçadan kaynaklandığına ilişkin haberler gazetelerde yer aldı. Bu kazanın sorumlusu, nedenleri ortaya çıktı mı? Japon mühendisi unutmayalım. Ölümü bize bir çok mesajı vermiyor mu?

Öte yandan, yeniden Soma’ya dönersek, ocakların kapanması sonucu işçilerin kıdem tazminatını kim ödüyor. İşveren, ödeme güçlüğü içine mi düştü. İşverenin durumu ve ödeyemediği kıdem tazminatlarının tutarı ne? Bunları sormayacak, sorgulamıyacakmıyız?

Gündem ne peki.

Hükümeti kim kuracak. Talipliler bile tam olarak ortaya çıkmıyor diyeceğiz.

Başbakan Davutoğlu, yeniden Başbakan olursa bu konularda ne yapacak? Ortak koalisyon kurmak istedikleri bu konular da Davutoğlu ile görüşmeye nereden başlayacak?

Bu konular da gazeteler de, televizyon da bir haber, bir gelişme izliyormusunuz?

Çalışma yaşamı “beklemeye alındı” sözümüz bir abartma mı ?

Çalışma yaşamı devam ediyor. Üretim sürüyor. Çalışma ilişkileri yürüyor.

Peki, yeni Hükümet ya da koalisyon da ne olacak, ne düşünülüyor, beklentiler ile ilgili bir umut var mı?

Nazmı’ın şiirini hatırlıyalım.

Yapıcılar türkü söylüyor.

Sonra arkasından amayı hatırlatıyor, yapı türkü söyler gibi yapılmıyor, diye de ekliyor şair.

Kimlere, neden ve ne için nasıl oy verdik.

Düşünelim. Yapıyı hep birlikte yapıyoruz.

İstediğimiz gibi olmuyorsa?

___________________

İstanbul. 16 Haziran 2015. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

17 − 1 =