Çalışma Yaşamında Sıcak Günlere Doğru mu?

Çalışma Yaşamında Sıcak Günlere Doğru mu?

0
PAYLAŞ

Bu soruya, günümüzde “evet” demek pek olası görülmüyor. Ancak sorunların, uyuşmazlıkların bu denli artması gerçeği ile karşılaşınca, “olabilir” diye düşünmekten de kendimizi alamıyoruz.

Yarım asırı devirecek olan, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Türk Milli Komitesi, bu günkü yasal yapılanmaya göre, Derneği’nin geçtiğimiz hafta sonuna doğru gerçekleştirdiği “seminer”, bize bu soruları düşündürdü.

Gelenekselleşen bir uygulama. Her yıl, bir önceki yılın, çalışma yaşamına ilişkin yargı kararlarına yapılan itirazları inceleyen, Yargıtay’ın ilgili dairelerinin verdiği kararlar değerlendiriliyor. Önceleri iki daire bu uyuşmazlıklara bakardı. Şimdilerde ise daire sayısı beş oldu. Bunun daha da artacağı sinyalleri var. Bu da açıklıkla gösteriyor ki, çalışma yaşamında uyuşmazlıklar her geçen gün artıyor. Yapılan yasal düzenlemeler de uyuşmazlıkları çözümlemek yerine, daha da arttırıyor.

Düzenlenen bu toplantılara, değişik üniversitelerde görev yapan özellikle de Hukuk fakültelerinde görev yapan öğretim üyeleri ve Yargıtay’ın ilgili dairelerinden gelen başkan ve üyeler katılıyor. Avukatlar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda görevli olanlar özellikle de iş müfettişleri katılıyor. İşçi ve işveren sendikalarında ki görevlilerin yanısıra, iyeri yönetiminden ya da çalışma yaşamına ilişkin konularda görev yapan yetkililer de katılıyor.

Bir yıl önceki, bu konuya ilişkin Yargıtay kararlarını, “işin düzenlenmesi”, “kıdem tazminatı”, “sendika ve toplu iş sözleşmesi” ile “sosyal güvenlik” konuları ayırımında, değerlendrmeyi yapacak olan öğretim üyesi, sunumunu gerçekleştiriyor. Yargı üyeleri de, bu değerrlendirmelere ve yöneltilen sorular, yapılan açıklamalar konusunda görüşlerini aktarıyorlar. Gerçekleşen bu bilimsel toplantının sunum ve tartışmları, her yıl kitap olarak da yayımlanıyor.

Derneğin Başkanlığını, Prof.Dr.Kemal Oğuzman, Prof.Dr.Münir Ekonomi ve Prof.Dr.Sarper Süzek’den sonra, şimdi İzmir’den Prof.Dr.Polat Soyer yürütüyor.

Bu toplantıda, 2013 yılında Yargıtay’ın, 9, 10, 21, 22 ve 7. Hukuk dairelerinin verdiği kararların yanısıra, Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar da, dolaylı olarak ele alındı. Bu yıl toplantı, geçtiğimiz cuma ve cumartesi günü, İstanbul’da Kadir Has Üniversitesi’n de gerçekleştirildi.

Seminer, adeta izlenme rekoru kırdı diyebiliriz. Kadir Has Üniversitesi’nin büyük salonu koltuklar dolduğu gibi, aralara oturanlarla, salon da yürümek bile olanaksız hale geldiğinden, ikinci bir salon açılıp, görüntü ve ses verilerek, izlemeğe gelenlere yer açılmış oldu. Bu yıla değin, ikinci günü izleyici sayısı büyük oranda düşerdi. Ancak bu yıl, ikinci günde salon doluydu. Son sunum olarak, “sosyal güvenlik” ile ilgili kararaların değerlendirildiği toplantı da ise, izleyici sayısı daha da azalırdı. Oysa bu yıl, bu sunumda da salon doluydu. Bu denli yoğun, iki gün süren izleme ilk kez gerçekleşiyordu.

İlk günkü sunumları izleyemedik. Prof.Dr.Kübra Doğan Yenisey’i başka sunumlarından biliyoruz. Konusunu iyi inceleyip, doktrin ve yargı kararları bağlamında değerlendirmeleri yine ilgi ile izlenmiş. Prof.Dr.Mustafa Alp’in sunumunun da, son derece teknik ve görsel malzeme ile desteklenerek, ilgi çekici bir sunum yaptığı belirtiliyordu.

İkinci günü, Prof.Dr. Ali Güzel hocamız, sunumunda “Referandum” konusunu da gündeme getirdi. Bizim için nostaljik bir durum. 40 yıl öncesine gittik. İşyerlerinde yetkili sendikanın belirlenmesi konusunda idarece büyük sorunlar yaşanıyordu. Üye kayıt fişlerinin mükerrerliği, sonradan yeniden yeniden düzenlenmesi gibi durumlar sonucu, iş için içiden çıkılmaz hala dönüşüyordu. İşte bu dönemde “Referandum” uygulaması gündeme geldi. İşçinin sendikasını belirlemek için kendisine sorulması yöntemi. Bu uygulamayı bazı yargı organları kabul ederken, Yargıtay yasal bulmadı. Sonra “İrade Beyanı” gündeme geldi. Yargıtay önce uygun bulan kararlar verdi, sonra bu yolu da kapadı.

Bakanlık o dönemde 70’li yılların sonuna doğru, “Durum Tesbiti” başlığı ile bir Genelge ile yeni bir uygulamaya yöneldi. Sendikanın çağrı yaptığı günde, işçinin üyeliği ile ilgili fişler gösterilerek, hangi sendikaya üye olması soruluyordu. Genç bir iş müfettişi olarak, o Genelge’nin hazırlanması’n da bizimde naçizane bir katkımız olmuştu.

Bunları sırf nostalji olsun diye belirtmiyorum. Salonda izleyenlerin büyük çoğunluğu, bu düzenlemeler yapılırken dünya da bile değillerdi. Aradan 40 yıla yaklaşan bir süre sonrasında yenden gündeme gelmesi tabii ki ilginçti.

Prof.Dr.Can Tuncay hocamız ise esprili bir dille yaptığı sunumuyla, ilgiyi çekti. Sosyal Güvenlik konusunda ki sunum, bu nedenle renkli geçti ve ilgi ile izlendi. Sunum süresince de salon yine doluydu ve izleme rekoru devam ediyordu.

Ortaya çıkan durumu ise bir kaç başlıkla özetleyebiliriz.

1. Yasal düzenlemeler sorunları çözmüyor, daha da arttırıyor. Gündeme getirilmek istenen yeni düzenlemelerin de, sorunları çözmesi beklenmiyor.

2. Çalışma yaşamında, uzlaşma ve barış ortamı gidererek, uyuimazlıklar ve yargıya yapılan başvurular sonucu, çalışanlar ve taraflar arasında diyalog yollarını da kapatıyor.

3. Yargıya yapılan başvuruların, bu gelişmelere göre gittikçe daha da artacağı bekleniyor.

4. Yargı kararlarından memnun olunmaması sonucu, Yargıtay’a giden dosyaların çokluğu, Yargıtay’ın yükünü gittikçe arttırıyor. Yeni dairelerin görevlendirilmesi kaçınılmaz görünüyor.

5. Yargıtay’ın daireleri arasında bazı farklı kararların çıkması, uygulamada tereddütlere yol açtığı gibi, hangisi doğru sorusunu da tartışmaya açıyor. Bu da güven unsurunu zedeliyor.

6. Anayasa Mahkemesi’nin çalışma yaşamına ilişkin kararları ve bazı kararlarda ki, karşı oy yazıları da ilgi ile izleniyor. Kararların açıklanmasından sonra, gerekçeli kararaların bir an önce yayımlanması beklentisi de artıyor.

7. Bu Seminer yararlı oluyor ki, yurdun değişik illerinden gelenlerin sayısıda gittikçe artıyor. Avukatlar, özellikle bu seminede ki sunum ve tartışmalardan son derece yararlanıyorlar.

Bu durum, çalışma yaşamında barış ortamının tam oluşturulamadığı ve giderek bozulduğu geçeğinide gündeme getiriyor. Yasal düzenlemeler, bu nedenle öncelikle önem taşıyor. Sorular daha da artarsa, çalışma ilişkilerinin zarar göreceği sinyalleri beliriyor.

Bu vesile ile bir kez daha altını çizerek belirtelim. Çalışma yaşamında barış ortamının sağlanması ve uyuşmazlıkların azalması, toplumsal yapıda olumlu gelişmelere yol açar. Aksi ise, toplumsal yapıda huzursuzlukları arttırır. Dikkat diyelim.

Bu Seminer’in geçekleşmesinde emeği geçenlere, içten teşekkür ederek, seneye Seminer de yine buluşmak üzere diyelim

_________________

* Ankara. 25 Kasım 2014. Salı. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK