Alman Komünist Partisi’nin Moskova’daki Tasfiyesi

Alman Komünist Partisi’nin Moskova’daki Tasfiyesi

0
PAYLAŞ

Bundan önceki yazımda, 1930’ların başlarındaki Nazi-Stalinist işbirliğine ilişkin, Jan Valtin’in Out of the Night (Ak Press, 2004) adlı kitabından bazı anlatımlara ve alıntılara yer vermiştim. Bu yazıda bu anlatım ve alıntılara devam edeceğim. Ama bu anlatım ve alıntılar, sadece 1930’ların başlarındaki NAZİ-Stalinist işbirliğiyle kısıtlı kalmayıp, Alman Komünist Partisi liderliğinin önemli bölümünün Sovyetler Birliği’ndeki büyük tasfiyeler sırasında nasıl ortadan kaldırıldığını da içerecek.

“Onüç milyon Nazi sekiz milyon sosyal demokrat ve yarım milyon Katolik militanla karşı karşıyaydı. İktidar dengesi beş milyon taraftarı olan Komünist Partisi’nin ellerindeydi… Komünist taban [Hitler’e karşı] mücadelede kararlıydı. Fakat Moskova’da, Komintern İcra Komitesinin Onbirinci Oturumunda, Stalin’in Komünist Enternasyonal’daki borazanı D.Z. Manuilsky ayağa kalkmış ve şöyle demişti:

‘Sosyal Demokratlar, kitleleri kandırmak için Faşizmi kasıtlı olarak işçi sınıfının baş düşmanı ilân etmektedirler. Hitler faşizminin baş düşmanı temsil ettiği doğru değildir…’

“Manuilsky’nin sesi Kremlin’in sesiydi, komünist dünya için kanun demekti. Bu, Alman partisi içinde büyük bir kargaşalığa yol açtı…” (s.312-313)

Bu karışık ortamda, Alman Komünist Partisi’nin önderliği, durumu tahlil etmek üzere Karl Liebknecht House’da bir toplantı düzenler:

“Olağanüstü bir toplantıydı. Tüm parti merkez komitesi, yan örgütlerin liderleri ve hareketli müfrezelerin üyeleri toplantıda hazır bulunuyorlardı. Akşam saat sekizden sabahın beşine kadar süren müthiş bir toplantıydı… Bazıları, Parti’nin tüm öfkesiyle Hitler’e karşı savaşması gerektiğini savunuyordu. Bazıları, Sosyal Demokratlarla bir son dakika ittifakı yapılması gerektiğini söylüyordu. Diğerleri, Nazi darbesinin sosyalist işçileri komünist kampa sürükleyeceğini ileri sürüyordu… Sonunda, Sosyal Demokratlarla dürüstçe bir ittifaka girilmesi yolundaki tüm önergeler yenilgiye uğradı. Eski çizgi hakim oldu.
“‘Siz komünistler, emek cephesini bölen politikalarınızla, Almanya’yı silip süpüren karşı-devrimin baş sorumlususunuz” diye yazıyordu sosyalist basın.

“‘Hainler’ diye haykırarak cevap veriyordu komünist basın, “faşizmin köprüsünü kuranlar.’
Bugün Karl Liebknecht House’daki o karışıklıklarla geçen toplantıya dönüp baktığımda bir ölüler toplantısı beliriyor gözlerimin önünde. Reichstag yangınından sonra, bu ateşli, ama ürün vermeyen toplantıya katılanların çoğu Gestapo’dan kaçmayı başarabildiler. İktidarlarından soyunarak yeniden Moskova’da bir araya geldiler, ama Kremlin’deki efendileri onları başka görevler için kullanmadı. GPU, Gestapo’nun arzuladığı, ama yapamadığı işi yerine getirdi. Kippenberger ve Schubert, Leo Flieg, Birkenhauer ve Hugo Eberlein; Rote Fahne’nin editörleri Suesskind, Knoth ve Nofke; Thaelmann’ın sekreterleri Werner Hirsch ve Meyer; önde gelen Prusyalı komünistler Dr. Lothar Wolf ve Dr. Fritz Halle; yazarlardan Hotopp, C. Hans, Kurt Sauerland ve Emel; Fritz Schulte ve Heinrich Kurella – Imprecorr’un editörleri; Reichtag komünist delegasyonunun garçonne’si Bertha Gropper; ve adları sayfaları dolduracak diğerleri – Heinz Neumann’ın [Neumann, daha önce GPU görevlisi olarak gittiği İspanya’dan GPU tarafından Moskova’ya kaçırılarak idam edilmişti, G.Z.] GPU mezarlığında sona eren kaderini paylaştılar.” (s.318-319)

Tarihten ders çıkartmak gibi bir özelliğimiz ya da yeteneğimiz kaldı mı? Yoksa körlük gerçekten tedavi olmaz bir illet midir?

BİR CEVAP BIRAK

seven + six =