Almanlar Trump’ı Putin’den daha tehlikeli görüyor

Almanlar en önemli müttefiklerinden birinin liderini, Rusya Devlet Başkanı’ndan daha tehlikeli buluyor. Almanya’nın siyasi öncelikleri açısından sonuç hiç de şaşırtıcı değil.    

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de gerçekleşecek zirvenin hemen öncesinde yayımlanan bir ankete göre, Trump’ın dünya barışı için Putin’den daha tehlikeli olduğunu düşünen Almanların oranı yüzde 64’ü buluyor.

Almanların Trump antipatisini gözler önüne seren YouGov anketinin ortaya çıkardığı bir diğer sonuç ise Putin’in daha ehil olduğu şeklinde görüş bildirenlerin oranının yüzde 56’yı bulması. Bunun aksini düşünenlerin oranı ise sadece yüzde 5. Almanların yüzde 36’sı Putin’i daha sempatik buluyor. Ankete katılanların çoğunun yanıtlamadığı “Hangisini daha sempatik buluyorsunuz?” sorusuna “Trump daha sempatik” yanıtını verenlerin oranı ise yüzde 6.

Putin mi daha güçlü, yoksa Trump mı? Almanların yüzde 44’ü Putin, yüzde 29’u ise Trump diyor.

Trump antipatisi muhafazakâr Alman seçmenler arasında da oldukça yaygın. Başbakan Angela Merkel liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partisine oy verenlerin çoğunluğu Putin’i daha işinin erbabı, daha sempatik ve daha güçlü görüyor. Anketin ortaya çıkardığı bir diğer sonuç ise Trump’ı daha tehlikeli bulan muhafazakârların oranının yüzde 66 ile ortalamanın iki puan üzerinde olması.

Maas‘tan Trump’a “dost” uyarısı

Son dönemde Almanya’yı savunma harcamalarını yeterince arttırmadığı ve Rusya ile Kuzey Akım 2 enerji projesini sürdürdüğü gerekçesiyle eleştiren Trump’a Berlin’den bir uyarı geldi. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas Bild am Sonntag gazetesine verdiği mülakatta Trump’ı eleştirerek, “Diyalog açıklık ister. Başkan Trump’ın koordinat sisteminde açıklık yok. Ortaklarına kaba davranan sonunda kaybeder. Amerika’nın ortaklarının zararına yapılan tek taraflı anlaşmalar ABD’ye de zarar verir” dedi.

Maas Helsinki’deki ikili zirvenin dünyayı daha fazla barışa yaklaştırabileceğini ve nükleer silahsızlanma açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.

Almanlar Trump ile Putin arasındaki üstünlük çekişmesinin dünyanın en güçlü ordularına sahip iki ülkesi arasındaki gerginliğin artmasına yol açmasından olduğu kadar, Putin ile Trump’ın birlikte hareket etmesinden de çekiniyorlar.

Avrupa’yı zayıflatmak mı istiyorlar?

Her iki liderin de Avrupa’yı zayıflatmak istediğine inananlar da az değil. Bild gazetesinin başyazısında “Donald Trump’ın NATO düşmanı kesilmesi, Rusya Devlet Başkanı’nın Batı’yı bölüp, Rusya’nın dünyadaki nüfuzunu arttırma stratejisine uygun düşüyor” yorumuna yer verildi.

Alman dergisi Der Spiegel‘in haberinde şu satırlar gözümüze çarptı: “Donald Trump, hayranlık duyduğu ve Batı’nın karşıtı olan Vladimir Putin ile buluşuyor. Helsinki zirvesi aynı kafada olan iki liderin birbirine ısınmasına yol açarsa Avrupa temellerinden sarsılır. ABD Başkanı, 18 yıldır iktidarını koruyan, muhalefeti susturan, demokratik seçimlere hile karıştıran ve kaba kuvvete başvurmaktan sakınmayan eski bir Rus ajanıyla buluşuyor. Putin ne istediğini bilen biridir.”

Farklı öncelikler

Almanların bir bütün olarak ABD’ye bakış açılarında da önemli değişiklik oldu. YouGov’un Temmuz başlarında sonuçlarını açıkladığı bir başka ankete göre, Almanların yüzde 59’u ABD’ye olumsuz bakıyor. ABD’ye olumlu bakanların oranı ise yüzde 29. Fransa’da bu oran 51’e 36. Britanya’da ise ABD sempatizanları yüzde 39’a karşılık yüzde 48’le daha fazla.

Almanya’daki Trump antipatisi aynı zamanda önceliklerin farklı olmasından da kaynaklanıyor. Emnid kamuoyu araştırmaları şirketinin Bild gazetesi için yaptığı ankete göre, Almanların sadece yüzde 16’sı savunma harcamalarının arttırılmasını en önemli siyasi konu olarak görüyor. Oysa bu konu Trump’ın öncelikleri arasında yer alıyor.

Anket, Almanların Avrupa’ya yönelik göçün artması konusunda, düşünüldüğü kadar büyük bir endişe duymadığını da ortaya koydu. “Göçün sınırlandırılmasından” yana olanların oranı yüzde 38. Almanları ilgilendiren konuların başında, emeklilik çağında fakir düşme endişesi, eğitimde fırsat eşitliği ve sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi geliyor.  Deutsche Welle Türkçe

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 5 =