ALMANYA’DAN… AP’nin öneminin farkına varmak

Genelde Türkiye sürekli kendi kendisiyle uğraşmaktan çevresinden olup biten gelişmeleri takip etmek konusunda zorlanır.

Şimdi de “kuş gribi, Ağca ve kış koşulları” derken Brüksel’de gündeme gelenleri takip etmeyi ihmal etmemekte yarar var.

Geçtiğimiz hafta Strazburg’ta toplanan Avrupa Parlamentosu (AP) AB’liderlerine kafa tuttu.

18 Ocak 2006 günü aldığı bir karar AB üyesi ülkelerin başbakanlarının başını ağrıtacağa benziyor.

Ve bunu da bence hak ediyorlar.

Avrupa Parlamentosu büyük bir çoğunlukla aldığı bir kararla Avrupa Birliği’nin 2007 ve 2013 yılları arasındaki bütçesi ile ilgili olarak AB ülkelerinin hükümetlerinin planlarına ‘Hayır’ dedi.

Bu ‘Hayır’ öyle sıradan bir “Hayır” değil. Değeri 123 milyar €.

Çünkü Avrupa Parlamentosu’nun talep ettiği bütçe ile AB başbakanlarının öngördüğü bütçe arasındaki fark 123 milyar € !

Bu Türkiye’yi de ilgilendiriyor.

Başta Türkiye’nin katılımının kendi çıkarları açısından şart olduğuna inandığım 7. Çerçeve Programı da olmak üzere bir çok program bu bütçenin miktarına göre şekil almaktalar.

Avrupa Parlamentosu’nun AB’nin geleceği için gerekli gördüğü 974,837 milyar € ile AB liderlerinin ödemeye hazır oldukları 862,363 milyar €  arasındaki fark dönem başkanı Avusturya’nın işini çok zorlaştırmakta.

Avusturya şimdi Avrupa Parlamentosu’nu ikna etmeye çalışacak.

Hükümetler kendi ülkelerinin milletvekilleri üzerinde çeşitli biçimlerde baskı yapacaklar.

Ama bir gerçek var ki, o da: AP onayı yoksa para yok!

Evet işte artık Türkiye’nin de her geçen gün yetkilerini arttırarak palazlanan Avrupa Parlamentosu gerçeğini iyi değerlendirmesi gerekiyor.

Bu hafta Avrupa Parlamentosu Kültür Komisyonu Avrupa’nın Kültür Başkentleri konusunu ele almaya devam edecek.
Biliyorsunuz İstanbul 2010 için aday.

İşi çok zor.

Ve bu konuda yapılan çalışmalara “karınca kararınca” destek vermeye çalışan bir birey olarak kültür konusunun politikada oynadığı rolün önemini bir kez daha görüyorum.
Kültür elçileri güçlü olanlar çok etkili olmaktalar.

Bu nedenle izninize sığınarak Türkiye’nin AB nezdindeki Büyükelçileri’nden Oğuz Demiralp ve İngiliz milletvekili Richard Balfe’in yardımları ile gerçekleştirmeyi başardığım bir projeden dolayı çok gurur duymakta olduğumu yazacağım.

Belki de Avrupa Parlamentosu’nda doğduğum topraklara ve beni yetiştirenlere verdiğim en iyi hizmet oldu bu faaliyetim.

Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binasında bir Türk ressamının bir tablosu asılı.

Bu o kadar kolay olmadı ama şimdi AP binasından gezerken önünden gururla geçebileceğiniz bir tablo var.

Burhan Doğançay hediye etti.

Keşke şimdiki milletvekili arkadaşlarımda bir başka tablonun Strazburg’taki AP binasına asılmasını sağlasalar. Örneğin bir Nuri İyem tablosunun.

Ben destek vermeye hazırım.

Evet, Avrupa Birliği vatandaşlarının en yüksek demokratik temsil organı olan Avrupa Parlamentosu’nda o zengin kültürümüzün daha fazla tanıtılmasına önem vermeliyiz.
Bu olduğu oranda İstanbul’un 2010’da Avrupa Kültür Başkenti olması gibi hedeflere ulaşmak daha da kolay olacaktır.

İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti olabilmesi için dostum Nuri Çolakoğlu’nun öncülüğünde milletvekili Egemen Bağış, Esra Nilgün Mizre ve Cengiz Aktar 24 ve 25 Ocak günleri Brüksel’de çok yoğun bir şekilde lobi çalışması yapacaklar.

Türkiye’nin AB nezdindeki Büyükelçisi Volkan Bozkır’ın ve TÜSİAD Brüksel temsilcisi Bahadır Kaleağası’nın da aralarında bulunduğu bir grubun da Brüksel’de gönüllü olarak destek verdiği bu çabalar dilerim ses getirir.

İki gün içinde aralarında Avrupa Parlamentosu’ndaki Türk milletvekileri Emine Bozkurt, Cem Özdemir ve Vural Öger, Avrupa Başkentleri Rapörtörü Avusturyalı sosyal demokrat Christa Prets, Kültür Komisyonu Başkanı Yunanlı sosyal demokrat Sifunakis, AB Komisyonu’nun Kültür’den sorumlu genel müdürlüğünün yöneticisi Boon Falleur ve ekibi, KPK Eş Başkanı Joost Lagendijk, Kültür Komisyonu üyesi milletvekilleri Yeşil Helga Trüpel ve liberal Karin Resetarits’in de bulunduğu ve diğerlerinin isimlerini yazmadığım daha bir çok etkin konumda olan şahıslarla görüşmeler yapılacak.

21, 22 ve 23 Şubat günleri aynı tempoyla devam edilecek.

Dilerim başarılı olunur ve 2010 yılında zaten gurur duyduğumuz İstanbul’umuzun Avrupa Kültür Başkenti olması ile ayrı bir mutluluk yaşarız.

Bir de özellikle belirtmek istediğim bir konu var.

Görüyorum ki son dönemlerde Türkiye’nin bir çok önemli kurumu Avrupa Parlamentosu’nun değerlendirilmesi için kolları sıvamış durumda.

Bu parlamentoda beş buçuk yıl hizmet vermiş bir birey olarak bu konuda bir uyarıda bulunmak istiyorum.

AP içinde yapılacak faaliyetlerin örneğin Türkiye’nin AB nezdindeki Büyükelçisi Volkan Bozkır tarafından koordine edilmesinde fayda var.

Bu sayede bu yönde faal olanlar kendileri gibi başkalarının da neler yaptığını ve daha önemlisi ne zaman yaptığını öğrenebilir ve yapılanların hak ettiği ilgiyi görmesine katkıda bulunabilirler.

Yoksa Türkiye kökenli aktiviteler bir rekabet anlayışı ile gerçekleştiği takdirde milletvekillerinin de ilgisi azalır ve bu işler için dökülen paralara da yazık olur.
Koordinasyon sayesinde herkes Türkiye’ye yararlı olabilir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.