ALMANYA'DAN… Avrupa'nın çatısı çöktü

Sıcak bir Ağustos sabahıydı. Strassburg güneşin altında sabahın romatikliği ile bir başka güzel görünmekteydi. Strassburg'da bahar ve yaz bir başka güzeldir. İşte öyle bir zamandı. Avrupa Parlamentosu'nun önünde bekleyen güvenlik memurları için can sıkıcı ama bir o kadar da rahat bir gündü. Çünkü Avrupa Parlamentosu 27 ülkeyi temsil eden 785 milletvekili o esnada kimbilir hangi plajda güneşin altında "dinlenmekteydiler". Parlamento tatilinin tadını çıkarmaktaydılar. Parlamento binasında "in cin top oynamaktaydı".
Hoş Strassburg'taki parlamento binası buna alışıktı zaten. Yılda en fazla kırk gün hizmet vermekteydi. Fransız Halkı "kendi kendini kandırsın" yani "bizim de bir Avrupa Parlamento'muz var diyebilsin diye bir bina da Strassburg'ta yapılmıştı. Milletvekillerinin ufacık odalarda "sıkış, tıkış" çalışmaya çalıştıkları ve mimarlık adına utanç verici bir şekilde boş alanlar çok kötü kullanılarak inşa edilmiş bu bina aslında biz AB vatandaşlarının vergilerinin "nasıl sokağa atıldığının en muhteşem örneklerinden biridir" diyebiliriz. Dile kolay bu maceranın AB Bütçesine yıllık maliyeti 200 milyon Avrodur. AB'nin başkenti Brüksel'dedir asıl Avrupa Parlamentosu ve tüm diğer AB kurumları ile orada işler. Her ay dört gün için kamyonlara doldurulan çelik kasalarla Strassburg'a taşınılır. Milletvekilleri, asistanlar, stajyerler, memurlar, lobiciler ve de daha kimler, 3000 kişi, 20.000 tonluk bir hava kirliliğine de neden olarak  üç gece kalmak üzere Strassburg'a gider. Hatta bu günlerde fahişelerin de "bu kadar insan arasında müşteri olacağı" umuduyla Strassburg'a akın ettikleri iddia edilir. Strassburg esnafı bu üç gece ve dört gündüz boyunca bir aylık para kazanır. Brüksel ve Strassburg arasında çelik kasaları taşıyan nakliyeciler de önemli evrak taşıdıkları nedeniyle böbürlenseler de çoğu kez asistan kızların saç kurutma aletlerini, makyaj çantalarını ya da yedek ayakkabı ve çizmelerini taşıdıklarını bilmezler. Çünkü kasalar hep kilitlidir.

İşte bu ünlü bina bir Ağustos sabahının tüm sessizliği içinde tüm heybeti ile dururken görevliler deprem oluyormuşcasına bir gürültü ile irkildiler. Herkes bir tarafa koşturmaya başladı. Fransız anti terör ekipleri alarma geçti. Ortalığı paniğe boğan gürültü binanın içinden gelmişti. Acaba teröristler içeriye bir bomba mı yerleştirmişlerdi? Polis, itfaiye, securitty, görevliler derhal bina içinde hasar tespitine çıktılar. Bir de ne görsünler: Avrupa Parlamentosu'nun toplantı salonunun on tonluk tavanı çöküvermiş!  O günden beri milletvekilleri artık sadece Brüksel'de toplanmak zorundalar. Hristiyandemokrat Alman milletvekili Herbert Reul haklı olarak yakınmakta: "Eğer toplantı günlerimizden birinde bu tavan çökseydi ben şimdi yaşamıyor olacaktım" diyor. Yani "Herbert kardeşimiz ne şehit ne de gazi olacaktı!" Belki de onunla beraber daha onlarca milletvekili "AB yolunda" yaşamlarını yitireceklerdi.

İşte böyle Konya'daki Kız Öğrenci Yurdu'nun çökmesine kızan bizler "Avrupa'da olsaydı şöyle olurdu, böyle olurdu" demeye bayılırız. Ancak gördüğünüz gibi Avrupa'nın da çatısı da çöküyor. Merak ediyorum: Avrupa Parlamentosu inşaatının sorumluları "bu çürük betonun hesabını verecekler mi?" diye. Çünkü toplantı salonunun yeniden inşa edilmesi benim vergilerimin "çarçur edilmesinin de devamı" anlamına gelmekte.

Bundan böyle Avrupa Parlamentosu'nu ziyaret etmek isteyen dostlarım isterlerse kendilerine benim inşaat kaskımı verebilirim. Çünkü ben artık başımda sarı kaskım olmadan parlamentoda adım atmıyorum. Ne olur, ne olmaz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.