ALMANYA’DAN… CHP, utanç kaynağı olma yolunda

CHP, Sosyalist Enternasyonal için bir utanç kaynağı olma yolunda…

Deniz Baykal, “Siyasi partilerin kapatılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine, “Hiçbir şekilde, demokratik bir siyasal ortamda herhangi bir siyasi partinin kapatılmasından memnuniyet duymak söz konusu değildir. Ben AKP’nin kapatılması talebinin, ciddi bir iddianameyle, önemli deliler ortaya konularak, resmi sürecin içine çekilmiş olduğunu gördüğümüz zaman gerçekten derin üzüntü duydum. Bu üzüntü çok doğaldır” demiş.

Evet yukarıda okuduğunuz satırlar, hali hazırda hâlâ ve “bence artık skandal olarak açıklanabilecek konumda” Sosyalist Enternasyonal Başkan Yardımcısı makamında bir parti başkanının, “parti yasaklama” gibisinden demokrasilerde gündeme gelmemesi gereken ve demokratik sistemler için çok “ilkel” bir uygulama diye tanımlayabileceğimiz duruma karşı dile getirdikleri!

“301”de, “Hrant Dink Cinayeti”nde ve son dönemde gündeme gelen daha birçok gelişmede sosyal demokrat bir partiye yakışır tavır almasını beceremeyen CHP ve Başkanı en son “parti yasaklama” tarzı antidemokratik bir girişimi destekleyerek “ne derece demokrat kimlikten uzak olduğunu” da kanıtlamaktadır.
Bu “parti ve başkanı” nasıl olur da hâlâ Sosyalist Enternasyonal üyesi olabilir?
Sosyalist Enternasyonal için CHP artık bir utanç haline gelmeye başladı. Bu gelişmeyi “parti içinde olmayan demokrasi nedeniyle engelleme şansı olmayan” CHP’liler de hak etmiyor.

“Sola inanan”, “demokrasiye değer veren”, “insan hakları ya da düşünce özgürlüğü” gibi ilkelere kayıtsız şartsız bağlı kesimler “nasıl olur da bundan sonra gündeme gelecek bir seçimde CHP’ye oy verebilir?”. Bir solcu “MHP’ye nasıl oy veremez ise” aynı gerekçeler, hatta fazlasıyla, CHP için de geçerli artık.
“Parti yasaklamaya” karşı en sert tavrı alması ve bugün AKP’ye yönelik olan bu uygulamanın “dün TİP için de aynen uygulandığını” unutmaması ve de “yarın sıra bana da gelecek” gerçeğinin farkında olması gereken bir CHP bekleniyordu. “Demokrasi havariliğini” AKP’ye kaptırmaması beklenirken tüm antidemokratik uygulamaların sözcüsü olması CHP’nin, sanırım Türkiye’nin ve Türkiye Solu’nun da acı talihi olsa gerek.

Ama yeter artık! Şimdi ilk iş olarak “parti yasaklama” savunucusu bir sosyal demokrat partinin “olamayacağı gerçeğinden yola çıkarak” CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’i terk etmesini sağlamak gerekiyor. CHP’nin bugünkü yönetiminin kafa yapısına sahip partiler AB genelinde başka çatılar altında varlıklarını sürdürmekteler. CHP ve Başkanı o çatılar altında “dilediği antidemokratik rejimi savunabilir”… Ancak bu kafa yapısının biz sosyal demokratlar arasında yerinin olmadığı kesin!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.