ALMANYA’DAN… Eli kanlı tosunlar

ALMANYA’DAN… Eli kanlı tosunlar

0
PAYLAŞ

Hrant Dink’in katledilmesinin ardından ortaya çıkan gerçek Türkiye’de ırkçılığın hatta “kafatasçılığın” vardığı boyutların ne derece vahim olduğu.

Onlarca yıldır SOL’a karşı “Türkiye’yi korumak adına” beslenen ırkçılık “Türk milliyetçiliği” ve benzer kavramlar arkasında saklanarak bugünlere kadar geldi ve şimdi sahipleri tarafından “kontrol edilemeyen bir canavar” olarak  Türkiye’nin “başına bela”  oldu.

Geçtiğimiz hafta sonu stadyumlarda açılan pankartlar ve atılan sloganlar aslında bu gelişmeyi yıllardır izleyip uyaranları şaşırtmamıştır. Irkçılığa ve faşizme karşı tavır alanlar nedense anlattıkları bu gerçeği dinleyenleri bulmakta hep güçlük çektiler.

Aslında insanlığa  “soykırım” kelimesini kazandırma alçaklığını yaşatmış Hitler’in “Kavgam” isimli ırkçılığı savunan kitabının Türkiye’de “en çok satan” kitaplar arasına girmesini kayıtsızca izleyenlerin, bugün belki de yaşamlarında tek okudukları kitap Almanya’da yasak  “Kavgam” olan kitleler karşı oldukları herkesi “Ermeni” diye tanımlarken yüzleri kızar mıyor mu, acaba?

Evet, beyler ve tek tük bazı kadınlar! Sizler bu ülkede “milliyetçilik” kavramını ırkçılığa kalkan yaparken o zamanki “yavru kurtların” bugünün “eli kanlı tosunları” olacağını hesaba katmamış olsanız dahi sorumlu ve suçlusunuz!

Dün insanlar sadece “Alevi” oldukları için “Kahraman” Maraş ve daha bir çok yerde çoluk, çocuk, genç, yaşlı evleri basılarak katledildiğinde durum aslında farklı değildi.

Türkiye’de sadece Kürt oldukları için dışlayıcı uygulamalara maruz kalanları görmezden gelerek onlarca yıl bu sorun yokmuş gibi “başını kuma sokanlar” şimdi ırkçılığın nasıl bir “bela” olduğunu korkuyla izlemekteler.

Alevi, Kürt ya da Ermeni kavramları uzun yıllar bu ülkede ırkçılığı politik hedefleri için kullananlar tarafından acımasızca istismar edildiler.

Çocukların böylesine bir propaganda ortamında ve zor yaşam koşulları içinde doğru düzgün bir perspektiften uzak büyüdüğü ülkede cahil gençlerin “Kurtlar Vadisi” gibi filmlerin de katkılarıyla kanlı cinayetleri işleyebilecek bir konuma gelmesi acı ama doğal bir sonuç.

Kendini sosyal demokrat diye tanımlayan tek muhalefet partisinin “301’in” en hırslı savunucusu olduğu, Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un özellikle Hrant Dink’in katledilmesinin ardından artan “ölüm tehditleri” nedeniyle Almanya ya da Belçika’daki toplantılarını iptal ettiği, stadyumlarda misafir takımların artık küfür olarak duydukları “siz Ermenisiniz” sloganlarını kendilerine “hakaret” olarak algıladığı ve Hrant Dink’in katledilmesinin ardından suçu onun yazılarında arayanların televizyon programlarında “ukelalıklarını” sürdürebildikleri Türkiye yurtdışında kaygıyla izlenmekte.

Türkiye’nin Nisan ayında karlar eridiğinde Kandil’de bir operasyon yapacağına kesin gözle bakan gözlemciler ırkçılığın bu tip gelişmelere paralel olarak çok daha ciddi bir tehlike haline geleceğini dile getiriyorlar Avrupa’nın çeşitli başkentlerinde.

Türkiye’de ırkçılığı “görmek istemeyenlere” duyurmakta yarar var. Korkarım “görmek zorunda kaldığınızda” çok geç olacak.

BİR CEVAP BIRAK