ALMANYA’DAN… Gerçekler duyulmak istenmese de gerçek

1 Haziran 2006 günü Avrupa Parlamentosu’nda parlamentonun çok takdir ettiğim görevlileri Andre De Munter ve Thomas Grunert ve de onların stajyeri Derya Baykal tarafından yüze yakın Türk üniversite öğrencisi ile gerçekleştirilen bir toplantıya katıldım.

Toplantının ana konusu “Türkiye ve AB arasındaki son durum” idi.

Ben de gözlemlerimi anlattım. Üniversitelilerin büyük çoğunluğu sanırım anlattıklarıma katılmış olmalılarki toplantının ardından da kalabalık bir grup halinde toplantı salonu dışında tartışmayı sürdürdük.

Çoğunluğu İzmirli olan üniversiteliler bana Türkiye’de genç neslin “uyanık” bir konumda olan biteni izlemekte olduğunu gösterdi. Çok sevindim.

Türkiye’de halkın gerçekleri aynen bilme hakkı olduğunu savunduğum konuşmamda Türkiye-AB arasında gündeme gelen gelişmeyi ve özellikle AKP Hükümeti’nin uygulamalarını eleştirmem orada hazır bulunan bir AKP’li İl Başkan Yardımcısı’nı rahatsız ettiğinden olsa gerek tam Türkiye’de alışıla gelmiş bir şekilde toplantı yönetimine uyarıda bulunarak “benim konuşma süremin dolduğunu” belirtti.

Nedense AKP lafta “çok demokratik” olmasına rağmen eleştiri dinlemekte pek de öyle iddia ettiği gibi “özgürlüklerden yana” olamıyor. Hemen sabırsızlaşıyor.

TÜSİAD’ın haklı eleştirilerine tepki de hep bu şekilde.

TÜSİAD beş gün önce yaraya parmak bastı: “Her şeyi komplo olarak görmeyin”, “Bizden olanlarla olmayanlar çizgisi her gün biraz daha derinleştirildi.” ve “Laiklik, Türkiye’ye derinlemesine nüfuz etmiş ve özümsenmiş bir yaşam biçimidir. Türkiye’nin son üç yıldır yükselen itibarı, yavaş yavaş erozyona uğramaya başladı.” tarzı eleştiriler genelde sokaktaki AKP’li olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının da eleştirisi.

TOBB eleştirmediği için ve TOBB yönetimi AKP ile aşağı yukarı aynı “çizgide” olduğu için hükümetin sevdiği ve TÜSİAD’da en başta kültürel olarak AKP üst kadrolarıyla çelişen ve haklı eleştirileriyle rahatsız eden olduğu için sevilmeyen olabilir.

Yalnız unutulmaması gereken gerçek: Eğer Türkiye AB ile ilgili olarak bir yerlere geldiyse bunun bu noktaya gelmesinde TOBB Türkiye – Brüksel arasında TOBB üyelerini günlük kongreye götürüp getiren uçakları değil, TÜSİAD’ın tüm AB başkentlerinde gerçekleştirdiği lobi ana rolü oynadı.

Ve bu yarın da faklı olmayacak. Taramalar bitecek. Müzakereler bitecek. AB kamuoyu karar verecek noktaya gelecek. İşte o zaman Türkiye karşıtları ellerinde hiçbir AB ülkesinde devlet yöneticilerinde ve eşlerinde alışılmamış kılıklarla gezen TC yöneticilerinin resimlerini dağıtacaklar ve halka soracaklar “Bize böylesine yabancı bir ülkeyi istiyor musunuz?” diye.

“Hamas” ile ilgili gazete küpürleri, “zina” tartışması sırasında söylenenler, “AKP’li belediyelerin alkol satan restaurantlarla ilgili süper önerileri”, “eşlerini dövüpte hala meclis sıralarında oturabilen AKP’liler” ve daha neler, neler “Türkiye’ye karşı” kampanyalara malzeme olacak.

İşte o zaman gerçekleri görmek için geç olacak.

Türkiye için de!

Bu nedenle gerçeklerin şimdi dile getirilmesinde fayda var. Türkiye için!

İddia ediyorum TÜSİAD tarafından en kibar dille kaleme alınan eleştiriler buz dağının sadece su üstünde görülen ucu. AKP hükümeti ve o tarihe kadar engellenemediği takdirde gerçekleşecek uygulamaları ile başkalacak bir Türkiye’nin AB üyesi olabilme şansı yok.

Türkiye’de muhalefetin bu gerçeği göz önünde tutarak sorumluluğunun bilincine varması gerekiyor.

Eminim bu yazdıklarım gene gerçekleri duymaktan rahatsız olanları kızdıracak. Saatlerine bakıp konuşma süremin dolduğunu hatırlatacaklar. Oysa konuşmaya şimdi başlamanın zamanı. Öyle değil mi ?
 


Not: Yazarın bu yazısı 6Haziran 2006 Salı günü Forum Diplomatik gazetesinde de yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four + 6 =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.