ALMANYA’DAN… Her geçen gün artan bir politik güç

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Almanya Ziyareti’ni bitirip döndükten sonra da Almanya’nın Focus, Spiegel ya da Stern dergilerinin ve diğer medyasının hedefi olmaya devam etti. Onun bence de haklı olarak “asimilasyona karşı” söyledikleri ilginç bir şekilde kendileri de aslında “asimilasyonu” savunmaması gereken kimi solcu gazeteciler tarafından bile sürekli eleştirildi. Focus Dergisi ucuz bir tarzda TC Başbakanı’nı “belediye başkanı” diye tanımlarken, Spiegel “asimilasyona hayır diyen bir başbakanın AB masasında yerinin olmadığını” iddia etmekteydi.

Özelllikle Ludwigshafen Yangını’nın ardından ve Almanya’da yaşamakta olan Türkiyeliler’in büyük bir kesiminin Alman Devleti’ne olan “onlarca yıllık yanlış politikaların ürünü” güvensizliğinin ortaya çıkmasının ardından bir başbakanın alışılmamış çıkışları Alman Medyası’nda yanlış refleksleri de beraberinde getirdi. Sürekli Türk Medyası’nı eleştirirken sadece bir aynaya bakmaları yeterliydi aslında “kendilerini eleştirdiklerini” görmeleri için.

Gerçek şu ki, eğer Alman Birinci Televizyonu (ARD) grubuna mensup bir kanalda sorumsuz ve bilgisiz birileri belki de yanlış bilgilerle yanıltılarak bir polisiye dizi çevirmeye kalktıklarında ve de bunu yaparken Türkiyelileri rencide ettiklerinde artık eskisi gibi “aman bu Türkler de basın özgürlüğünden anlamıyor” ya da “oldu iste napalım, bir daha dikkat ederiz” lafları ile “durumu örtbas” edememekte.

Türkiyeliler “uyandı artık”. Hem Almanyalı hatta Alman vatandaşı olup hem de hala “siz Türksünüz” tarzı “ikinci sınıf vatandaşlığı” kabul etmiyorlar. Yıllarca bu uğurda verdiğimiz mücadele artık meyvelerini veriyor. En son Köln örneğinde olduğu gibi örgütlü Alevi Hareketi’nin öncülüğünde 50.000 kişi sokağa dökülüveriyor. Üstelik öyle “aşırı gruplara özgü” sahneler de yok. Polise ihtiyaç duyulmayacak bir ortamda tam sivil topluma yaraşacak bir barış ve dostluk ortamında demokratik hakkını kullanarak “hayır” diyor. Buna paralel olarak Alevi olmayan Türkiyeliler de Almanya’nın hatta AB’nin bir çok ülkesinde resmi merciler nezdinde protestolarını iletiyorlar. Ve çocuklarımız ülkeleri Almanya’da haklarını aramasını öğrenerek büyüyorlar artık.

Son olarak gündeme gelen Hessen ve Hamburg’taki iki eyalet parlamentosu seçiminde ikisi Hessen’de ve dördü Hamburg’ta olmak üzere altı Türkiye kökenli vekil meclise girdiler. Bu gelişmeler durup dururken olmuyor. Partiler Türkiyelilerin “kara kaşı ya da kara gözü için” onlara adaylık önermiyorlar. Türkiyeli seçmen ciddi bir güç Almanya’da. Bugün Almanya’nın AP, federal ve eyalet meclisleri nezdindeki vekillerinden otuz kadarı Türkiye kökenli ve Alman kökenli olanların hatırı sayılır bir kesimi de seçim bölgelerini ustaca mobilize ettiğimiz Türkiyeli oylar sayesinde kazanmış olanlar.

İşte bu gerçek nedeniyle ve TC Başbakanı tüm bunların üstüne Köln’de en az 15 bin kişiyi bir salona dolduruverince heyecanlanıyor kimileri. Çünkü artık Almanya’da siyasi partilerin gerçekleştirdiği en “profesyonel” mitinge bile beş bin kişi katılsa “milyon” değerinde görülmekte.

İşte bu noktada KKTC’nin bu gücün değerini bilmesinde yarar var. 8 Mart 2008 Cumartesi Günü Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Girne’de (Alsancak’ta) bir zirve yapıyor. 7 Mart 2008 Cuma Günü Konfederasyon Başkanı ve bir heyet başta Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dış İşleri Bakanı, CTP, UBP, DP ve TDP başkanlarını ziyaret edecek. Ardından “Kuzey Kıbrıs Gerçeği’nin AB genelinde anlatılması” ile ilgili bir kampanya kararlaştırılacak. AB ve Almanya’da örgütlü Türkiyeli toplum her geçen gün güçleniyor. KKTC’ye de destek vermeye hazır. Eğer tabii KKTC bu desteği istiyorsa!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.