ALMANYA’DAN… Hrant Dink’e borcumuz var

Bir yıl önce, 19 Ocak 2007 tarihinde katledilen Hrant’ı ve onun öldürülmesinin ardından ortaya çıkanları ya da çıkması engellenenleri düşündüğümde ve de bundan dolayı utanması gerekenlerin hala “pişkin, pişkin” açıklamalar yaptığını gördüğümde bir Solcu olarak vicdanım rahat değil. Çünkü ateş düştüğü yeri yaktı! Biz Solcular, hepimiz konuşmak söz konusu olduğunda iyi “hatipler” olabiliriz.  Ama hesap sormak söz konusu olduğunda maalesef “sınıfta kalıyoruz”.

Bir çok “ıvır, zıvır” ile meşgul olurken “birlik” olamadığımızdan ve hiç değilse “Hrant’ın katledilişinin hesabının sorulması” için kararlı ve uzun vadeli bir tavır alamadığımızdan hem hesap sormayı becerememekte hem de her geçen zamanın ortaya çıkmasını istediklerimizin kaybedilmesine de yaradığını seyretmekteyiz.

Eminim yarın çok büyük bir kalabalık Hrant için bir araya gelecek ve onu anacak. Bu güzel ve onurlu bir tavır. Ama 20 Ocak 2008 sonrasında Hrant’ın katledilişi ile ilgili olarak medyada çıkan açıklamaları okumaya ve sözde bu amaçla kurulan “şu ya da bu komisyonun” geniş kırmızı koltuklarda oturarak yapmakta olduğu görüşmeleri izlemeye devam edeceğiz.

Hrant’ın çocukları ve eşi mahkeme kapılarını aşındırırken biz de “saf, saf” her şeyin bu şekilde ortaya çıkacağını mı beklemeye devam edeceğiz?

Aynı Malatya’da hristiyan olduğu için katledilen bir Alman vatandaşının eşinin şu anda tüm zorluklara rağmen bu işin peşini bırakmadığını izlediğimiz ve belki de kızıp bir kaç söz söylediğimiz bu gidişat biz Solcu’ların rahat uyuması için yeterli mi?

İnsanları “ermeni” ya da “hristiyan” oldukları için öldürdüklerini söyleyen ve bu işleri “üç, beş gencin biraraya gelip çete kurarak” yaptıklarını açıklayan zanlıların ağır hapis cezaları almasının ardından konuyu kapandı mı sayacağız?

Böyle gelmiş böyle mi gidecek?

Hrant’ımızı katlettirdikleri gençlerin beyinlerini yıkayanlar faaliyetlerine devam ederken, “kafatasçı” dizileri izlettirirken, “ırkçılık ve köktendincilik” içerikli yayınları dağıtabildikleri ve “sözde bağımsız çetecikler” hakkında yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı gibi onlarla “onları engellemek (!)” amacıyla bağlantı halinde oldukları çıkan görevlilerin “ne yaptığının” ortaya çıkmaması için her şey yapılırken yarın bir başka değerin katledilmesini nasıl engelleyebileceğiz?

“Hrant’ın katlinin hesabının sorulması” amacıyla mecliste ve meclis dışında olan Sol biraraya gelip kararlılığını göstermez ise ve dünyanın bir çok köşesinde Sol’un bu alandaki deneyimlerinden yararlanarak pratikde de “bu cinayetin takipçisi” olduğunu göstermezse Almanya’da çok söylendiği şekliyle “Pazar Günü konuşmaları” yapmamıza hiç gerek yok.
Bu bizim Hrant’a ve onun saygın yaşamına ve bizim olan kavgasına bir borcumuzdur. 


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here