ALMANYA’DAN… Kıbrıs kimin umurunda?

Türkiye ve AB arasındaki bazen sonu hiç gözükmeyen ve belki de “mutlu sonu” olmayacak ilişkinin en çok konuşulan sorunlarından biri Kıbrıs Sorunu.

Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs’taki Denktaş ve “milliyetçi’ yandaşlarının onlarca yıl boyunca uyguladıkları yanlış politika ya da “politikasızlık” aslında bugünkü durumun da ana nedeni.

SOLcular onlarca yıl boyunca sadece Türkiye’de değil aynı zamanda Kuzey Kıbrıs’ta da baskı altında yaşamak zorunda bırakıldıklarından ve düşünce özgürlüğünden tam anlamıyla yararlanamadıklarından açıkca söylemek gerekirse Kıbrıs Sorunu’nun şu anda tam bir çözülemez kriz haline dönüşmesi aynı zamanda “milliyetçi, taksimci ve geleceği görmekten aciz sağ politikanın da” iflas ettiğinin kanıtıdır.

Türkiye’de onlarca yıldır Kıbrıs Sorunu’nu “duvara doğru son sürat giden frensiz bir kamyon” haline getiren sağ cephe şu anda erken seçimler nedeniyle kendi derdinde. Kendilerini solcu ya da sosyal demokrat olarak tanımlayanlar ise “vizyonları olmadığından” zaten bu konuda milliyetçi politikanın peşine takılmış gitmekteler. TBMM’ye üçüncü ya da dördüncü parti olarak girecek bir CHP’nin de günümüz koşullarına ayak uydurabilen tutarlı bir Kıbrıs Politikası yok.

Evet Türkiye’nin meydanlarda Kıbrıs Konusu söz konusu olduğunda nutuk çekmeye bayılan politikacılarının kendi kendileri ile uğraşıyor olması Kıbrıs Sorunu ile ilgili çok önemli bir dönemde Kuzey Kıbrıslı’ların yalnız kalmasına neden olmakta. Hoş belki de bu bir şans onlar için.

“İzolasyon ve direk ticaret” alanında ya da üniversiteler için hayati önem taşıyan kararları alan AB mercilerinin toplandığı bir sırada geçmişte Denktaş liderliği tarafından yapılan hatalarin faturası da Kuzey Kıbrıslı’ların önüne konuyor.

Kuzey Kıbrıs’ın Türkiye’de bu konuda sorumluluk taşıyarak “işleri çıkmaza sokanların” umurunda olmaması Kuzey Kıbrıslılar’ın da kendi sorunlarına daha fazla sahip çıkmasını beraberinde getiriyor. Sadece ve sadece kendi öz olanakları ile haklı talepleri için kavga veriyorlar.

Buna en güzel örnek bu hafta Brüksel’de yaşananlar oldu. KTHY’na ait bir uçağın bugüne kadar Zaventem havaalanına iniş yapmamış pilotlarıyla 200 Kuzey Kıbrıslı ile Brüksel’e inmesi aslında çok anlamlıydı. Bir uçak dolusu insan AB Komisyonu önünde “yeter artık bizimle ilgili olarak başkalarını değil bizi dinleyin” mesajı veren  demokratik bir gösteri yaptı. Bu bir ilkti.

Ardından Avrupa Parlamentosu’nda yine Kuzey Kıbrıslılar’ın girişimleri ile liberal meclis grubunun gerçekleştirdiği toplantıda bizzat KKTC Cumhurbaşakanı’nın “Beni halkım demokratik bir seçimde seçti. Ben Kuzey Kıbrıslı’ları temsil ediyorum. Bu yanımda oturan Rum milletvekili ise Kuzey Kıbrıslı’lara ait iki sandelyeden birinde otururken bizi temsil ettiğini iddia ediyor. Oysa onu biz seçmedik. Bu mu demokratik işleyiş ?” diye sordu. Bu sorunun AB başkentlerinde bizzat Kuzey Kıbrıslılar tarafından daha fazla dile getirilmesi çok önemli. Kuzey Kıbrıs’taki sosyaldemokrat iktidar bunun farkında ve atağa geçti. KKTC Başbabakanı iki hafta önce Almanya’da sosyaldemokratların konuğuydu. Meclis Başkanı haftaya Yeşiller’in konuğu olarak Berlin’de olacak.

Keşke Türkiye SOL’u söz konusu isimleri dile getirilen sosyaldemokrat partilerin temsilcileri de Kuzey Kıbrıslı sosyaldemokratlar ile birlikte AB başkentlerinde onları yalnız bırakmayıp “Kuzey Kıbrıs bizim umurumuzda” mesajını verme sorumluluğuna sahip olabilseydiler.

Çünkü Türkiye ya Kıbrıs Sorunu’na yönelik tutarlı bir politikayı üretmek ya da Kuzey Kıbrıslılar’ın tutarlı çözüm önerilerini desteklemek zorunda eğer daha fazla “çözümsüzlük” üreti

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.