ALMANYA’DAN… İlle de türbanlı olsun

ALMANYA’DAN… İlle de türbanlı olsun

0
PAYLAŞ

Köşk’te türbanlı “first lady” ve türbansız Avrupa…

“Milli Kriz nasıl derinleştirilebilir?” sorusuna cevap arıyor olsaydım yanıtımı bulmuştum. 3,5 ay önce Türkiye’nin karışmasına neden olan isim yine Cumhurbaşkanı adayı. Bakalım Türkiye bu sefer ne tür tatsızlıklar yaşayacak.

Aslında 22 Temmuz 2007 Genel Seçimleri sonrasında bu bir tür “provakasyon” tarzı adaya ihtiyacı yoktu AKP’nin ve de dolayısıyla Türkiye’nin. Yeni bir mecliste uzlaşıcı bir tutumla belki de “türban” konusundaki hedeflerine bile daha kolay ulaşma şansını yakalamıştı AKP’liler. Şimdi ise “ille de Abdullah Gül” kararı ile muhtemelen kendi kendilerini çelmelemekteler. Göreceğiz.

AB cephesinde bu kararı sevinç çığlıkları ile kutlayanlar ya da Türkiye’nin geleceği açısından kaygı duyanların yorumlarını izlemekteyiz. “Türbanlı bir eşin olması ya da din ağırlıklı bir politikanın temsilcisi olmak” hiç bir şekilde Cumhurbaşkanı olmaya engel değildir” diyenler acaba kendi ülkelerinde aynı soruyu nasıl cevaplandırırlardı çok merak ediyorum.

Ben bugün size bu konuda sonuna kadar doğru olduğuna inandığım ve kararların alındığı Almanya’dan bir kaç örnek vermek istiyorum.

14 Ağustos 2007 Salı Günü Düsseldorf’ta bir yüksek mahkeme 1980 yılından beri öğretmen olan ve 1994 yılında hristiyanlığı terk edip müslümanlığı seçen 52 yaşında türbanlı bir öğretmenin Kuzey Ren Vesfalya (NRW) Eyaleti okullarında türbanıyla derse girmesi talebini red etti. Aynı zamanda bu eyalette 2006 yılının Haziran ayından beri geçerli olan “türban yasağını da” onayladı. Mahkemeye göre türban “dini bir sembol” olarak bir öğretmen tarafından okul içinde kullanılamazdı.

Bu mahkeme kararı öncesi aynı eyalette üçü devlet memuru olan toplam dört şahsın da türbanlarıyla resmi görev yapması mahkemelerce yasaklanmıştı.

“Türbanlı bir first lady” ile AB yolunda ilerleyen Türkiye’de bilinmesinde fayda olduğuna inandığım bir başka gerçekte Almanya’nın Baden Württemberg Eyaleti’nde 1 Nisan 2004 tarihli Okullar Kanunu ve 14 Şubat 2006 tarihli Anaokulları Kanunu’na göre hem öğretmenlerin hem de eğitmenlerin türbanlı olması yasak. Bavyera’da 23 Kasım 2004 tarihinden beri derse türbanla girmesi mümkün değil öğretmenlerin. Hatta bu uygulamaya karşı açılan dava 15 Ocak 2007 günü Eyalet Anayasa Mahkemesi tarafından red edildi. Berlin’de 27 Ocak 2005 tarihinden beri gündemde olan “Tarafsızlık Kanunu” devlet memurlarının aralarında türbanın da bulunduğu her türlü dini sembolden arındırılmalarını zorunlu kılmakta. Bremen’de 28 Haziran 2005’den beri benzeri bir uygulama var. Aşağı  Ren Vesfalya Eyaleti’nde 29 Nisan 2004’den ve Saarland Eyaleti’nde 23 Haziran 2004’den beri türban yasağı geçerli. Hessen Eyaleti de bu konuda mahkemeye başvurmuş durumda. Diğer eyaletler de gelecek dönemde benzeri kararlar çıkaracaklardır.

İlginç değil mi, yıllar önce bu tarz kararlara ihtiyaç duymayan AB ülkeleri son dönemlerde İslam Dini’nin siyasi amaçlara istismar edilmesinin kendi ülkelerinde sürekli arttığını ve de türbanın bu açıdan nasıl bir sembol haline geldiğini gördükçe önlem almak zorunda kalıyorlar.

Sürekli Brüksel’de olan ve özellikle İç İşleri Politikası uzamanlarının bu konuda kaygılarını izleyen bir birey olarak bu tür önlemlerin yakın bir gelecekte AB genelinde yaygınlaşacağını hiç abartmadan iddia edebilirim.

Evet işte AB’de gelişmeler böyleyken Türkiye’de ille de “türbanlı” kavgasının nelere neden olacağını ben de kaygıyla izlemekteyim.

BİR CEVAP BIRAK

four × two =