ALMANYA’DAN… Pardon, Al Capone Türk mü acaba?

PAYLAŞ

Aziz Nesin’lik aslında. Fil Hamdi değil tutuklu olarak kalmakta olduğu hastaneden kaçan. Al Capone Andonis! Adam gündüzleri “tutuklu hasta” geceleri de soyguncu. İki kadına tecavüz etmiş ve onları sonrada kalleşce katletmiş. Hapishanede bir yolunu bulmuş hasta oluvermiş. Hastaneye yatırtmış kendini. Bir gece yarısı soygun ihbarı alan polisler gangsterleri yakalamak için operasyona giriştiklerinde bir de ne görsünler: bizim Al Capone turp gibi maşallah! Elinde silahı Alain Delon özentisi görünümü ve Jean Paul Belmondovari bir vaziyette Borsalino Filmi’ni gerçek yaşama aktarmakta. Aynı komedi filmlerinde olduğu gibi polisler merkezi aramışlar ve sormuşlar: “Bu bizim gördüğümüz Al Capone ise o hastanede yatan kim ?” diye. Merkez de her merkez gibi derhal hastaneye bir ekip yollamış. İki pois hastaneye hızla girmişler ve merdivenleri çıkıp Al Capone’nin odası önünde nöbet bekleyen memurun şaşkın bakışları arasında odaya dalmışlar. Çarşafı kaldırmışlar. Al Capone’nin yatağında “hani kadın sorunu olan erkeklerin” satın aldıkları türden komik suratlı şişirilmiş bir kadın yatmakta ve polislere bakmakta!
Bu arada Al Capone kentin caddelerinde Charles Bronson’un Ford Mustang ile San Fransisco’da yaptıklarını kopyalamakta ve peşindeki polisler aynı gangster rolündeki Robert De Niro’nun “Bir yamanlar Amerika’da” olduğu gibi Amerikan polislerini şapşallaştırdığı sahnelerdeki alıkları oynamaktalar. Bilanço acı.Al Capone “kayıp”. Geride kan, kullanılmış silahlar ve göz yaşı!
Serde delikanlılık ve de hep bir “yalnız kovboy” gibi Walther P99’um, cabriom ve de “hayatımın kadını rüyamla” yollarda olunca “yuh be!” demeden edemiyorsunuz Rum Kesimi’nde yaşananlara! AB üyesi devletin polisi ve hapishanesi “Dingo’nun Ahırı” gibi.
Avrupa Parlamentosu’nda  bazı rapörtörler değil miydi hanı o “yasa dışı her bir şeyin kaynağı Kuzey Kıbrıs” diye bol keseden sallayanlar!
Rum Kesimi’nin çok bir “bilmiş” ve de bazısı “kanlı EOKA Geçmişi ile hesaplaşmaktan kaçan” politikacıları günün yirmi dört saati “tüm kötülüklerin Kuzey Kıbrıs menşeeli olduğunu” iddia edip, insan kaçakçılığı ve uyuşturucu gibi suçlara karşı iki tarafın polisinin işbirliği yapması önerildiğinde Kuzey Kıbrıs polisini “yeterince demokratik ve de kendi ayarlarında” bulmayanlar değil miydi?”
Haklı olarak Türkiye’den gelen “gayrimeşru alem mensuplarından” yakınan ama bazen bunu her gün tekrarladıkları bir “alışkanlık haline getirip konuyu saptıran” yazılar yazarken “elleri işte gözleri oynaşta” misali rakipleriyle “kaçak güreşen” çapkın bozuntusu kimi yüreksiz köşe yazarları (aralarında bazıları var ki arkamdan beni birilerine nasıl kötülediklerini bildiğimden emin olabilirler – neyse şimdilik konumuz onlar değil Al Capone) şimdi bir de “Al Capone Adanalıymış gerçekte !” diye piyasaya çıkacaklar mı acaba?
Çünkü bazen Türkler söz konusu olduğunda bazılarının anlattığı “her bir marifet var” bu Al Capone namlı derin abimizde. Hani şüphelenmiyor değilim: “Acaba bu Andonis Kitas geceleyin hani zengin evinin kapısına bırakılan bir bebek miydi?” diye. Hatta aynı dizilerde olduğu gibi “gözleri yaşlı bir kadının” Tunceli’de ortaya çıkıp “Ah Muro’m fakirliğin gözü kör olsun. Seni benden alıp Rum ellerine verenler kahrolsun. Ciğerini yiyim senin.” diye ortaya çıkmasını bile beklemiyorum dersem yalan olur! Matsakis de hemen patlatır basın bildirisini “Türkler aramıza sleeperler yerleştirmiş” diye!
Al Capone Andonis (Muro) Kitas hala ortalıkta geziyor. İster Rum, ister Türk, ister Kürt, isterse asimile olmuş bir Türkiye kökenli Rum her halükarda çok tehlikeli bir cani. Aman Kuzey’e kaçmasın! Hoş hiç değilse burada onu polis yakalar! 

CEVAP VER