ALMANYA’DAN… Uyum Zirvesi’nde ‘Türk Kabaresi’

14 Temmuz 2006 Cuma Günü Almanya tarihinde ilk defa hükümet çok sayıda göçmenin de katılımıyla bir uyum zirvesini gerçekleştirdi.

Bu zirve ile ilgili olarak olumlu ve olumsuz çok şey yazıldı ve söylendi. Benim yaklaşımım olumlu.

Bir göç ülkesi olduğu gerçeğini kabul etmekte oldukça geciken Almanya’nın son yıllarda bu alandaki eksikliklerini hızla giderme çabalarının sonucu olarak bu tarz bir zirvenin yardımı ile durum değerlendirmesi yapıp, bundan sonra sırada olan adımları tespit etmesi göçmenlerin lehine kesinlikle.

Ancak beni bu zirvenin kendisinden çok, zirve önerisi gündeme geldiği günden itibaren Almanya’da yaşamakta olan kimi “mesleği Türk” olanların tavrı daha çok ilgilendirdi.

Baştan hayretler içinde ve sonuna doğru kahkahalarla izledim zirveye yönelik olarak “mesleği Türk” olanların yürüttüğü tartışmaları.

Tam bir “kabare” idi aslında olanlar.

“Mesleği Türk” olanlar kavramını Almanya’da yaşamayanlar için tanımlayayım: Sözünü ettiğim bu grup genelde kendini hep Almanya’da yaşamakta olan Türkler’i temsil ettiği iddiasındadır. Aslında kimi temsil ettiği pek bilinmez. Ama yedi kişinin bir araya gelmesi ile kurulabilen bir dernek ve onun oldukça “yakışıklı” mektup kağıtları bu amaca hizmeti kolaylaştırırlar. Ve bir nevi bu  “Türkleri ben temsil ediyorum” mesleği bazılarının karnını bile doyurabilir.

İşte bu grup zirveyi duyar duymaz başladı kavgaya.

Çünkü ortaya çıktığı kadarıyla söz konusu durumun farkında olan hükümet zirveye “meslekten” Türkleri çağırmamıştı.

İşte bu noktada kıyamet koptu.

İlk olarak zirveye davet edildiği duyumu alınan isimlere yönelik karalama kampanyası başladı. Üstelik daha o güne kadar çıkarları gereği birbirlerini çekemeyenler  “davetiye alamayan ezilenler” ittifağını kurup “davet edilen bir avuç zalime” karşı savaşı başlattılar.

Davet edilenlerin davetten sorumlu bakan ile nasıl “sıkı, fıkı olduğunu ve bu nedenle kayrıldıklarını” okumaya başladık Almanya’da çıkan Türkçe gazetelerin Avrupa sayfalarında.

Davet edilmeyenler ise hep yüzbinlerce Türk’ün zirvede temsil edilmeyeceği iddiasıyla bir yandan gazetelere demeçler verirken diğer yandan da hükümete yakın olduğuna inandıkları isimler aracılığı ile gerçekte dernekler yasasının koyduğu zorunluluk gereği temsil ettikleri kendileri hariç altı Türkün adına bu zirveye katılmanın yollarını aramaya başladılar. Tabii ki hiç çaktırmadan!

Kendisini “AKP’ye yakın” diye suçlayanlara bunu red edip de ardından kendi katılımlarını sağlasın diye Ankara’yı devreye sokanlar, üyesi oldukları partideki etkin isimlerle davetiye koparmaya çalışanlar ve davetiye almaktan ümidi kesenler zirve hakkında demediklerini bırakmadılar.

Sonunda davet listesi açıklandığında zirveye karşı savaşta bazı “öncü” rolünde olanların bu kavgaya paralel olarak yoğun diplomatik faaliyetlerde bulundukları da ortaya çıktı. Zirve sonrası bu “bazıları” grup fotoğrafında tüm dişleri gözükerek poz verirken sanırım zirve hakkında söylediklerini de çoktan unutmuşlardı.

İşte bu şekilde Almanya’daki Türkler de zirvede dört dörtlük temsil edilme olanağı buldular.

Ne diyelim vatanımıza, milletimize hayırlı olsun!

Mesleği Türk olanların Almanya’daki göçmenlere pek hayrı olmasa da bu zirve ve sonuçları önemli bir deneyim oldu.

__________________

* Yazarımızın bu yazısı Birgün’de de yayınlandı

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here