ALMANYA’DAN… Yozgatla mı AB üyesi olunacak?

“Ortaçağda cadı yakan zihniyetin” olduğu Yozgatla mı AB üyesi olunacak?

Sizin bugün okuyacağınız bu yazımı Frankfurt’tan İstanbul’a uçarken kaleme alırken yanımda üç SPD’li milletvekili arkadaşımlaydım. Aralarında Birgün’ünün de bulunduğu gazete ve televizyonları ziyaret etmek üzere İstanbul’dayız. Konumuz Türkiye’de basın özgürlüğü!

Aynı arkadaşlarla Türkiye’yi son ziyaretimizde kendisini hayranlıkla dinlediğimiz ve kendisinden çok şey öğrendiğimiz gazeteciyi anmadan edemedik. Irkçı hain kurşunların katlettiği Hrant Dink arkadaşımızı!

Hüzünle Hrant’tan bahsederken elimize geçen iki gazetede okuduklarımız beni değil ama Alman milletvekili arkadaşlarımı dehşet içinde bıraktı.

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde 500 yobaz “Allahuekber!” diye bağrışarak eylem yapmışlar. Daha da kötüsü bu cahiller ordusunun adliyeden kurtarmaya çalıştığı şahıslar  “fuhuş yapılıyor” iddiası ile ilçelerinde yedi evi yakmaktan zanlı olarak gözaltına alınmışlar!

İlçenin AKP’li Belediye Başkanı “… dehşet verici bir gece yaşandı. O evlerde yaşayanlar diri diri yanabilirdi. İkinci bir Sivas Madımak Oteli veya Malatya olayı yaşayabilirdik.” diyerek  anlatmakta AB adayı olmakla kalmayıp hatta “AB üyesi olmayı hak edip de alamamaktan” dolayı yakınan Türkiye’nin “Ruanda’dan” farksız halini.

Nasıl bir vahşet bu? Kim bilir hangi koşullarda kadın satıcılarının eline düşmüş insanları yaşamın zor koşulları ya da belki gönüllü olarak seçtikleri “fahişelik” mesleğini icra ettikleri için yakmaya kalkanların ortaçağda kadınları “güya cadı oldukları” için yakan yobazlardan ne farkı var?

Alman milletvekili arkadaşlarım hayretler içindeydiler. Türkiye’nin bir ilçesinde yedi evin içindeki insanların da yanması hedefiyle ateşe verilmesi vahşetine inanmakta zorluk çektiler. Ama işte bu bir Türkiye Gerçeği! Dinin her türlü istismar edildiği bir ülkede insanların din adına nasıl kışkırtılıp neler yapabilecek konuma getirildiğinin en açık örneği Yozgat’ta olan.

Dün Sivas’ta Madımak Oteli’nde din adına aydınları yakanlar ve yananların binayı terk edememesi için tedbir alanlar yaptıklarının hesabını vermedikleri ve örneğin Madımak Oteli bir kebabçı olarak kalabildiği sürece daha çok Yozgat’ların yaşanmasına şaşırmamak gerektiğini bilmek aslında ne acı!

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bazılarının yaktıkları evlerde o yakmaya kalktıkları kadınların müşterisi olduklarından emin olduğum “dini ahlak savunucuları” Türkiye’de “Basın Özgürlüğü” konusunu incelemeye gelen SPD’li milletvekillerini ürküttüler. Alman arkadaşlarım 2007 yılında kendini Avrupalı diye tanımlayan bir ülkede yobazlığın vardığı boyutu da gördüler.
Evet ateş düştüğü yeri yakıyor!

22 Temmuz 2007 günü bir genel seçim yaşayacak Türkiye’de bu ülkenin demokrat, insan haklarından, düşünce özgürlüğünden yana insanları, demokrasiye sahip çıkarak yobazlığa geçit vermeyecek bir iktidarı hedefleyen güçlü bir alternatife sahip olamadıkları sürece bu ülke AB adayı olsa ne olur, olmasa ne olur!

Ve Yozgat’da insanlar fahişe oldukları için ya da “öyle oldukları sanıldığı için” yakılmaya kalkılıyorsa bence bu ülkenin bu koşullar değişmedikçe AB’de yeri de olamaz! Bugün fahişe olduğu için bir kadını yakmaya kalkanlar yarın da “mini etek giyiyor” diye genç bir kızı “fahişe” ilan ederler. Buna izin vermemeliyiz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.