Çalındı yaşamımız…

“Ben yazı yazamıyorum” dedi, “yazmak istiyorum ama başaramıyorum”…
“Senin suçun değil” dedim, “çünkü senin hayallerini çaldılar”…
“Anlamadım” dedi…
Anlatayım kısaca;
“Okula başladığında aslında hayallerini çalmaya başladılar, ilk sıraya oturduğunda, sana ödevler vermeye başladılar.
Tekrarlattılar harfleri ve kalıp cümleleri.
Binlerce çocuk ile birlikte farklı sınıflarda aynı şeyi bağırdın.
“Ali topu tut!”
Öğretmenlerin sesleri değişti ama çıkardıkları ifadeler hep aynı oldu. Tek tip ve aynı zamanda bütün çocukların hayallerini çalmaya başladılar.
Çocuklara, okula başlamadan önceki hayalleri sorulmadı, onları geliştirmeleri için fırsat tanınmadı, aksine devletin belirlediği kalıplar içinde eğitim “a” ile başladı…
Sonra sınavlar başladı, sınavlarda çocukların durumları ölçüldüğünü sandın, elbette görünen ile gerçek arasında fark hep var olmuştur, sen görünene inandın, tıpkı annen ve babanın inandığı gibi.
Arada öğretmeni kontrol eden müfettişler geldi, sizlere soru sordular, heyecan ile parmak kaldırdın, onların istedikleri yanıtı verdin. Onların istediği cevabı verdiğinde mutlu oldular, öğretmen “aferim” aldı…
Sen, öğretmen mutlu oldukça mutlu oldun…
Öğretmeni kontrol için sınavlar koydular, ama sen öğretileni sınadıklarını sandın, sınanan sen değildin, öğretmenindi, çünkü onlar profesyoneldir ve profesyonellerin başarı düzeyi ölçülüyordu.
Sınıf ortalamasının belirli düzeyde olması önemlidir, sınıfta başarılı, orta ve başarısız öğrencilerin olması kadar doğal bir şey yoktur. Her karne seni kontrol etmek amacı ile verilmezdi ama sen kendi başarın olarak algıladın, çünkü hayalin çalınmıştı, karnenin ne için verildiğini bile düşünemeyecek konuma gelmiştin.
Başardın, mutlu oldun, kurdele aldın, arkadaşların içinde itibarın oldu.
Gerçekler çarpıtılmıştı ve sen onların hayallerini göreceğin bir ortam içinde yaşama adım atıyordun.
Halüsinasyonlar için artık ortam hazırdı, onların gerçeklerini ‘gerçek’ olarak algılamaya başladın ve onlar için, iyi bir yurttaş olmak için bütün gücün ile çabaladın.
Enerjini bitirdiler; sınavlar arasında, şıklar arasında yaşadın.
O yüzden hep sınavlara girdin. Onların istediği cevapları aradın, bulunca geçtin ödül olarak sınıfı ve sen okulu bitirdiğinde onların istediği birey oldun.
Hayalsiz, kuru ve şehir çocuğu olarak, onların yarattığı bireydin ama hayallerin yoktu, onların hayalleri vardı, onların gerçekleri ve tarih bilgisi ile dünyaya bakıyordun.
Okula başlamadan önce gördüğün hayallerin, oyunlarda kullandığın fantezilerin yok olmuştu. Çalışan ve birilerine hizmet etmek ile yükümlü bir canlı oldun, o yüzden yazı yazamadın, çünkü yazı yazmak kurgudur. Kurgu ise, hayaldir. Hayalleri çalınan çocuğun kurgusu olmaz, o yüzden makale yazmakta zorlandın…
Bugün makale yazanlara bakıyorsun, nasıl yazdıklarını düşünüyorsun, çünkü sen de yazı yazmak istiyorsun ama başarmıyorsun, çünkü senin hayallerini çaldılar. Yazanlarda zaten onların hayallerini yazıyorlar, dikkat edersen kendi hayalini yazan insan yok gibi…
Gazetelerde okuyorsundur, akıl veriyorlar, soru dahi sormadan var olan sorulara yanıt arayan bir çok yazı ile karşılaşıyorsun. Senin düşünmek istediğini dillendirmiş olarak görüyorsun, bazılarına yakınlık duyuyorsun, işte bu yakınlık duymak senin ne kadar toplum için yetiştirilmiş birey olman ile iletilidir. Toplum için yetiştirilen bireyler, doğal olmayan hastalıkların pençesi içinde psikiyatristlerin kapsında sıraya girmiş durumdalar, girmeyenler ise toplumsal hastalığın içinde yaşadıklarının farkında olmadan bir birlerini boğazlamaya devam ediyorlar.
Yazı yazmak kurgu işidir, kurgu ise hayal ile bire bir bağlantısı vardır. iyi eğitim görmüş toplumlardan büyük yazarlar çıkmaz, çünkü o iyi eğitim görmüş toplumların bireylerinin özgün hayalleri yoktur…
Sanayi toplumlarında çocukların oyuncakları bile tek tiptir, bir çok değişik fabrika ürünü oyuncak görürsün mağazalarda ama aslında hepsi tek tiptir. Hamburger yanında verilen oyuncak çocuğun hayalini çalar…
Senin hayalini sadece okulda çalmadılar, fast food ürünü yerken, tv dizilerini seyrederken, sinemada film izlerken çalındığının farkına bile varmazsın…
Suç senin değil, senin hayallerini çalanlar senin yazı yazmanı ve görüşünü paylaşmanı engellediler, çünkü onlar senin emeğinden, enerjinden kar etmeyi düşünüyorlar. Hayali olmayan bireylerin oluşturduğu toplumlarda ise yönetmek ve yönetilmek için karmaşık sistemler kurmaya gerek yoktur, kapı kulu olur hayali olmayanlar…
Hayali olmayan bireyleriz sokaklarda dolaşan …”
Sessizlik içinde bir birimizin gözüne baktık… Sessizce konuştuk;
“Çalınan sadece hayallerimiz mi?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

9 − 8 =