‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV)

‘Amazon’ kadınlarından ‘Amansız’lara (IV)

0
PAYLAŞ

Amazon’un Ermenice’deki manası “Ay Kadın” ve eş benzer kelime manası da “Adam Öldürücü”, Yunanca’daki manası ise “Memesiz” idi.


Savaşta ok atarken engel oluşturduğu için sol memelerini kestikleri söylenir. Tam olarak aydınlanmamışsa da “MA” adlı bir savaş tanrısına kendilerini adamış silahlı rahibeler oldukları sanılmaktadır.


Karadeniz’de Yunan kolonileri kurulduğu sırada burası ‘Amazon Bölgesi’ olarak biliniyordu.


Son derece silahşor ve savaşçı idiler. Erkeklerle birçok savaş yapmışlardır. Ancak üç büyük krallığın birleşmesi sonucu ortak bir saldırı ile yıkılmışlardır.


Sanat yapıtlarında, Amazonlarla Yunanlılar arasındaki savaşlar yer almıştır.
Silahları yay- mızrak- çift yüzlü hafif balta- yarım kalkan ve tolga idi.


Anadolu’nun yanı sıra, daha önce ‘Maronon’ olarak bilinen Amazon Irmağı’na bu adın 16. yüzyıl İspanyol kaşifi Francisco de Orellana’nın o bölgede de savaşçı kadınlara rastladığı ve bu nedenle nehre bu adı verdiği söylenir.


Bazen düşünüyorum da, acaba diyorum; bugün hala Amazon Kadınları’nın ruhu oralarda yani Karadeniz Bölgesi’nde dolaşıyor olmasın!


Çünkü Karadeniz kadınlarında da aynı korkusuzluğu, hırçınlığı ve savaşçı ruhu,  bence hala görebilmekteyiz…


Yıllarca hem Doğa ile hem de erkeklerle savaşmalarından, didişmelerinden olsa gerek diye düşünüyorum… Bilmem bu düşünceme katılır mısınız?


‘Amansız’ kadınlara gelince; onlar amansız bir hastalığa(meme kanseri) aman verdirmeyerek, onunla bütün güçleriyle savaştıkları ve onu önce kendi inançları, iradeleri doğrultusunda sonra da elbette ki  doktorlarının yardımlarıyla yendikleri içindir ki bu adı almaya başka alanlarda mücadele veren tüm savaşçı ruhlu kadınlar gibi hak etmiş olanlardır…


İşte bu kadınlardan birisi de kırk yıla yakın zamandır Eğitimci olarak sayısız öğrenciler yetiştiren, Milli Eğitime hizmet eden aynı zamanda amansız hastalığa karşı da mücadele veren benim canım ciğerim sevgili Ablam!


Her ailenin bir kahramanı vardır. Bizim ailenin de fedakarı, cefakarı ve vefakarı sevgili ablamdır. Benim için hem abla hem de anne gibidir. Rahmetli annem de  yarı şaka yarı ciddi: “Senin annen o, seni o büyüttü” derdi.


Bundan 15 yıl önce kendisine ‘meme kanseri’ teşhisi kondu. Başlangıçta kabullenmek istemedi. Sonra doktorlarının ve sevdiklerinin yardımı, moral desteğiyle kabullendi ve yapılan ameliyatla bir memesi alındı.


Artık onun için uzun yıllar sürecek periyodik tedavi süreci başlıyordu. Kendisini iyi gördüğüm bir gün:


Salt acısını hafifletmek amacıyla:” İşte şimdi tam bir Amazon Kadını oldun” dedim. Yüzünde buruk bir tebessüm belirdi. Bu gülümseme tıpkı “Monalisa”nın gülüşü gibiydi.


“Amazonlar kendi elleriyle memelerini kesiyorlardı. Hiçbir sağlık sorunları olmadığı halde… Seninki zorunlu olarak, sağlığın için mecburen” dedim. Baktım ağlamaya başladı. Karşılıklı ağlaşıyoruz…


Bütün bu tedavi süreci uzun yıllar sürdü: (Şualar- Kemo-terapiler-Tomografiler…vb.) Ta ki 2004’ün yazına kadar. Güzel bir tatil sonrası, yapılan periyodik inceleme sonucu diğer memesinde de başlangıç olarak kötü tümöre rastlandı ve diğer memesinin alınmasına da doktorlar tarafından karar verildi.


İşte bunu bir türlü kabul edemiyordu. Bunca yıldan sonra her şey bitti derken: “ Neden” diyordu “ Neden gelip yine beni buldu. Bu nasıl yazgı ? diyordu. Artık teselli etmek olanaksızdı.


Değerli okurlar daha fazla anlatıp hem kendimin hem de sizlerin sinirlerinin bozulmasını istemiyorum. Çünkü ateş düştüğü yeri yakar, bunu biliyorum…


Anlatmamdaki tek neden hastanede yattığı sürece kendisine( refakatçı) olarak eşlik etmem ve bu arada aynı durumda olan birçok bayan arkadaşı da tanımış olmam.


Hepsi son derece saygıdeğer insanlardı. Mesleki alanlarında ve yaşamlarında verdikleri mücadele için hepsini en içten dileklerimle selamlıyor, yaşamları boyunca mutluluklar diliyorum.


Onların hepsi benim için ‘Amazon Ruhlu, Amansız Kadınlar’…


Hastalıktan korkmayalım ama geç kalmaktan korkalım. Lütfen tüm bayan arkadaşlar periyodik olarak kontrollerini yaptırsınlar ve yapsınlar. (En azından kendi ellerinizle ara sıra da olsa göğüslerinizi yoklayarak)…


Ne mutlu ablama ki yıllarca emek verdiği öğrencileri şimdi doçent-profesör doktor olarak özenle tedavisini yapmak için ellerinden geleni esirgemiyorlar. Emeği geçen herkese buradan teşekkürlerimi sunmayı bir borç olarak gördüğümü belirtmek isterim.


Ben de bir eğitimciyim. Asıl mesleğim Edebiyat Öğretmenliği. Ekonomik nedenlerden ötürü öğretmenliği bırakıp uzun yıllar ticaretle uğraştım. Çok büyük paralar kazanıp çok büyük paralar da kendi iradem dışında kaybettim.


Ama anladım ki bir noktadan sonra her şey önemini yitirebiliyor. Bunu daha iyi anlamak için de hepimizin ara sıra hastane ve hasta ziyaretlerinde bulunmamız gerekir diye düşünüyorum…


Sakın ajitasyon(duygu sömürüsü) falan yaptığımı zannetmeyin! Bunlar tamamen içimden gelen yazarken bile ellerimin titrediğini hissettiğim samimi duygularım.


Ben yalnızca sizlerle paylaşmak istedim. Lütfen! Duygusallığıma verin…
Bu süreç içerisinde bazı arkadaşları istemeden de olsa kırmış olabilirim.
Hepsinden özür dilemeyi de bir erdem olarak görerek:


“Lütfen! Beni bağışlayın!”diyorum.


“Anneme Amansız Kadınlardan olduğumu söylemeyin! O beni Amazon Kadınlarından sanıyor!”


Mete Karakaş/Araştımacı/Yazar

BİR CEVAP BIRAK