Ambargolar, turizm ve değişen Küba (III)

Başkent Havana’dan otobüsle Küba’nın on dört eyaletinden en batıdaki olan Pınar Del Rio’ya doğru yol alıyoruz. Yolda sağlı sollu bekleyen yüzlerce otostopçu var. Küba’da otostopçuluk devlet eliyle resmileşmiş. Ülkede özel mülkiyet yasak olduğu için kimse araç sahibi olamıyor. Şehirlerin, kasabaların çıkışlarında  sarı renkli gömlek, pantolon ve şapka giyen “amarillos” denen otostop koordinatörleri bekleyenleri listeye yazarak boş geçen araçlara binmelerini sağlıyor.

Pınar Del Rio’da ilk durağımız bir puro fabrikası. Rehberimizle birlikte hala geleneksel yöntemlerle puro üretimi yapmaya devam eden bir fabrikayı geziyoruz. Burada puronun nasıl yapıldığını izlemek dışında, fabrikaların hala tarihi özelliklerini koruduğuna da şahit oluyoruz. İşçiler günde 8 saat çalışıyor, kendilerine megafondan her gün gazete, daha doğrusu Komünist Parti’nin yayın organı olan Granma’dan tamamı propaganda içerikli son gelişmeler okunuyor…

İçi doğal göl olan bir mağarayı bot ile geçerek, 200 milyon yıllık geçmişe sahip olan ve UNESCO tarafından ‘kültür mirası’ ilan edilen Vinales Vadisi’ne giderek, tipik bir Küba restoranında, geleneksel Küba müziği eşliğinde öğle yemeğimizi yiyiyoruz. Pınar Del Rio, şeker kamışı ve tütün tarımının yoğun olduğu bir bölge. Ancak Sovyetler’in çöküşünden sonra şekerkamışı ticaretinin düşmesi nedeniyle çok göç vermiş. Köylerde oldukça az insan yaşıyor. Yerleşim yerlerini geçerken, burada 1959 'dan  sonra sanki hayat durmuş gibi geliyor. Evler eski, boyasız, bakımsız. Araçların çoğu eski Amerikan marka Chevrolet, arada  tek tük eski doğu bloku üretimi arabalara rastlanıyor.

Ambargonun etkileri bu eyalette çok daha rahat görülebiliyor. Küba 1961 yılından itibaren ABD baskısıyla BM ablukası altına girdi ve tüm dünyadan tecrit edildi. Bu dönemde Küba’nın desteğine Sosyalist Sovyetler Birliği yetişti. Sovyetler’in yardımıyla büyük yaralar almadan 1970 ve 80  dönemini atlatmayı başardı Castro. Ancak Küba ekonomisi Sovyetlere bağımlı hale gelmişti bir kez ve kimilerine göre bu Castro’nun idaresi altındaki en önemli hatasıydı. Sovyetler Birliği yıllarca Küba’dan piyasa değerinin çok üstünde fiyatlarla şeker kamışı satın aldı. Ancak 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla yardım da kesilince ambargo ağırlığını daha fazla hissettirmeye başlamıştı. Üstelik Küba’ya uygulanan ambargo sadece ekonomik uygulamalarla sınırlı kalmayıp, insani ihtiyaçlarda ambargonun kapsamındaydı. Küba’nın halkının beslenmesi için gerekli olan gıdayı, ülkesinde üretemediği tıbbi ilaç ve malzemeleri dışardan alması imkansızdı.

Rehberimiz Juan, 1990’da başlayan ve 2000’in başına kadar devam eden bu dönemin ‘Özel Dönem’ yani Castro’nun deyimiyle ‘Periodo Especial’ olduğunu anlatıyor. “Ekmeği şekere batırarak karnımızı doyurduğumuz zamanlardı” diye acıyla anıyor Juan o yılları. Castro herkesten fedakarlık yapmasını istiyordu. Küba halkı bedel ödüyordu ve bu arada da Amerika fırsatı değerlendirip ambargoyu daha da sıkılaştırmayı ihmal etmiyordu. O yıllarda binlerce yoksul Kübalı hayatını tehlikeye atıp, Amerika’ya Miami’ye kaçarak göçmenliği seçmişti. Artık yeni bir çıkış yolu bulunmalıydı.

Castro çok radikal değişiklikler yapmak zorunda kaldı. Küba için bu yeni çıkış yolu turizmden başka birşey olmayacaktı. Castro 1993 başında Küba’yı turizme açtı. Bu arada bazı alanlarda özel yatırımı ve halk arasında küçük çapta ticareti de serbest bıraktı.

Yeni iş alanları mantar gibi türemeye başladı. Evlerinin pencerelerinde kek, pizza, hamburger, sandviç satanlar, mobile cafeteryaler… Çakmak dolduranlar, saat tamircileri, bisiklet tamircileri… Kitap, el işi, kendi yaptıkları tabloları resimleri satanlar. Tabii ‘casas particulares’ adı altında evlerinin odalarını kiraya verenleri ve ‘paladares’ adı altında salonlarını restorana çevirenleri unutmamak lazım…
Değişiklikler bunlarla sınırlı kalmadı. Fidel’in yerine göreve getirilen  Raul Castro bir adım daha ileri giderek,  Küba'da bilgisayar, DVD player, mikrodalga, fırın ve cep telefonu satışlarını serbest bıraktığını açıkladı.


Kimilerine göre Küba’da yapılan bu değişiklikler kapitalist ekonomiyle tanışma hazırlıkları. Kimilerine göre ise yıllarca ambargo altında ezilen halkın biraz nefes almasını sağlamak için yapılan zorunlu hamleler. Ortada olan gerçek ise bu değişikliklerin, turizmle birlikte hız kazandığı ve artık geriye dönüşün zor olduğu. Küba’da değişiklik isteyenlerin sayısının her geçen gün artması da ayrı bir sorun.

Devam edecek


_______________

Turizmin getirdikleri ve götürdükleri

Turizm Küba’ya iyi gelmişti. Sıcak para akışı sağlandı. Ancak ülkeye getirdikleriyle birlikte götürdükleri de vardı turizmin. Küba’da turizmden dolayı oluşmuş ayrı bir ekonomi vardı artık.

Ülkede iki çeşit para kullanılıyor. Birisi dolara karşı Castro’nun geliştirdiği bir çözüm olan ‘convertible peso’ diğeri ise ‘peso cubano’ yani ulusal peso. Turistlerin kullandığı para convertible peso. Otellerde, restoranlarda, barlarda, müzelerin girişlerinde kısacası turistlerin olduğu her yerde convertible peso kullanılırken, Küba halkı ulusal peso kullanıyor. 1 convertible peso yaklaşık 25 ulusal pesoya denk geliyor.  İşte bütün sorunda burda başlıyor. Çünkü Küba’da artık bir çok yerde convertible peso geçerli. Ancak ülkede çalışanlara maaş olarak normal peso ödenmesi bazı kesimlerde tepkiye yol açıyor. Çünkü ulusal pesoyla geçinmek zorunda olan Kübalılar’ın alım gücü, convertible pesoyla karşılaştırıldığında düşük. Turizm endüstrisinde çalışanlar, taksi şöförleri, garsonlar; doktorlardan, öğretmenlerden, mühendislerden, öğretim görevlilerinden, veterinerlerden daha fazla kazanıyor. Ve son olarak, kısa bir süre önce de Küba'da 1959’dan bu yana uygulanan herkese eşit maaş sistemi yürürlükten kaldırılarak, işçiler ve idarecilere performanslarına göre prim verileceği açıklandı.

Küba değişiyor. Havana, Varadero, Santiago, Cayo Largo’nın barlarında, Che Guevera’nın siyah beyaz posteri önünde, rengarenk kostümler içinde Latin Müziği eşliğinde, Batılı erkeklere en ritmik danslarını sunuyor Kübalı melez kızlar. Turkuaza çalan deniz ve bembayaz kumsal,  müzik, sınırsız eğlence, rom, puro, kısaca turist için herşey var Küba’da. Çünkü turistlerin cebinde satın alabileceği parası var. Ama ya Kübalılar?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × 5 =