Amerika orada… (III)

Amerika’da Çalışma


“Çifte vatandaşlık çok kolay bir iş değil” diye bağırmak istiyorum, boğazın üzerinde süzülerek giden vapurun içinde, bir kez bile deniz üzerinde olduklarına aldırmayan, bembeyaz sürüler halinde vapuru takip eden martıları umursamayan öğrenci kimlikli adamlara.. Televizyonda Amerikalıların bir roket atarak Türkiye’de deprem yaratılacağını iddia eden  bir filmi izleyerek Amerika anılarımı yazmaya başlamam  tamamen rastlantı değil.


Her zaman çalışkan olduğumu çok çalıştığımı düşünürdüm. Bir Amerikalı için tek önemli şeyin fazla mesai yapmak, çalışmak olduğunu bilemezdim. Fazla mesai ve çalışmanın adı Amerika’da PARA YAPMAK olarak Türkçe’ye girmiş durumda. Para yapmanın yolları var. Fazla zeki ve deneyimli olmaya  gerek olamadığını her Amerikan kimlikli biliyor. Bir büro memuru 12 dolar saat ücretiyle her yerde iş bulabiliyor. Sekiz saat uyuyup bir saat dinlenip dokuz saati boşa harcadıktan sonra 15 saat çalışabilirsiniz… Amerika’da sadece yılda üç gün, yanlış duymadınız üç gün tatil… Amerika tatil yapmayan bir ülke.  İnsanlar arı gibi çalışıyor.


Peki niye Amerikalılar bu kadar çok çalışıyor dersiniz?


Bu sorunun yanıtı çok basit. Herkes banka kredilerini zamanında ödemek için koşturup duruyor.


Amerika’da yaşayan Türklerin zengin olma hayallerini kurarken çizdikleri hayal yolu hep ayni. Diğer Amerikalı göçmenlerden farkları yok.  Bir araziyi ele geçirmek, kiralamak, satın almak…. Yasal koşullarla, üzerine bir bina inşa etmek. Bir bölümünde  yaşamak, çalışmak; diğer bölümlerini kiraya vermek. Gelenle hem para yapmak; hem de kendi yaşam koşullarını iyileştirmek. Genelde en güzel para yapma yolu bu kabul ediliyor. 


Amerika’da yaşayanlar  bir Shopping Mall sahibi olduklarında, diledikleri şarlarda bütün idareyi ellerine alıyorlar. Bir yer kiralayarak işe başladığınızda kanunlar mukavele yaparken, şartları ortaya koyarken mal sahibinden yana. Fazla koşuşturmayı gerektirmeyen bir iş. Zaten bu sıkıntıyı avukatınız çekiyor. 


Amerika’ya ayak bastığınız anda, bizim Avrupalılarla pek ilgimiz olmadığını hemen anlarsınız. Alışkanlıklarımız Amerikalılara çok yakın. Türkiye Amerika kadar zengin olsaydı,  topraklarımız onlar kadar  uçsuz bucaksız görünseydi; aramızda ufacık bir fark kalmazdı.


Avrupalının prensipleri, çalışma düzeni, insan ilişkileri  tamamen farklı. Siz bir Avrupa şehrinde insanları saat altıdan sonra sokaklarda, alış veriş merkezlerinde göremezsiniz. Ama Amerikalının sokaklarda olması için önemli bir nedeni vardır. Para harcamak onlar için bir tatmin yolu… Dilediğince kazan, harca. Avrupalı çoğu zaman istese de parasını harcayamaz, cebinde kalır. Geç saatlere kadar açık mağazalar çok azdır. Bir kadeh bir şey içerek günü geçirir. Kocaman tabaklar, büyük alış veriş sepetleri, ağzına kadar dolu dolaplar Amerikalının yaşam biçimi. Her şeyin büyük olduğu ülke Amerika. Yataklar, havlu peçeteler, bardaklar, evler, arabalar, sokaklar… Lokantalarda önünüze gelen tabağın boşalması imkansız gibidir. Son yıllarda porsiyonların küçüldüğü söylense de masadan kalktığınızda geriye kalanlar yeni yemeğe başlamışsınız izlenimi verebilir. Bir masadan kalktığınızda arkanızda kalan artıklarınız, yemeğe devam edeceksiniz izlenimi verir. Hiçbir masada yemekler silip süpürülmez. Genelde yemekler paket yapılarak size verilir. Güzel bir lokantadaysanız, garson size folyo kağıdının içine yemekleri gizlerken bütün sanatını gösterir. Hem yemeğinizi evde yemeniz için hazırlar, hem de; güzel bir folyo kuşu veya bir folyo köpek balığını elinize tutuşturur.


Green-Card sahibi olmadan iş bulamamanız olanaksız. Amerika’da işsizlik oranı yüzde dört. Kendinize uygun bir işi bulabilmeniz için aşağı yukarı yüz başvuru yapmanız gerekir. Bu başvurulardan yüzde onuna ancak cevap alabilirsiniz 


Green-card için internet üzerinden başvurabilirsiniz. Bir firma kanalıyla başvurduğunuzda işleriniz kolaylaşır. Yılda 50 bin kişiye şanslı oldukları için verilen green card işlemleri oldukça sıkıcıdır. Bir sürü kağıt hazırlamak, onlarca belgeyi peş-peşe dizmek zorunda kalırsınız. Konsolosluğa davet edildiniz gidene kadar aşağı yukarı 350 Dolar masrafınız olur. Bu randevuya kadar olan belgelerinizi profesyonel bir firmaya doldurmak isteyen biriyseniz o firma için 150 milyon gibi bir parayı gözden çıkarmalısınız. Onlar size resmi kağıtlarınızı birkaç mailleşmeden sonra en mükemmel şekilde doldururlar. Size sorulan soruları algılayabilmeniz için destek de verirler. İngilizce bilseniz de, böyle bir gelişmede İngilizce’nizi sınamaya kalkışmayın,  Türkçe tercüman isteyin. Her ne kadar, bu kart işlemlerini sonuçlandırabilmek için  lise mezunu olmanız yetse de, Üniversite mezunu iseniz sizin bir mesleğiniz var kabul edilir, fazla bir zorlamayla karşılaşmazsınız. En güzeli, o an için Amerika’da aranan mesleklerden birini yapmak üzere planlarınız olduğunu söylemektir. Lise mezunu olan biri, iki yıl sigortalı bir işte çalıştığını kanıtlamalı ve o işi Amerika’da yapmak istediğini söyleyerek green-card yolunu kolaylaştırmalı. Böyle bir başvuru yapmadan önce; LOTTARY çekilişinden kazanmanın bir hayal olmadığını kabul etmek gerekir  Bazen dost-akraba  kanalıyla bir iş davetiyle de konsolosluk görüşmesine gidilebilir. Eşlerden diğerinin hiç bu tür sorumlulukları yoktur. Yirmi bir yaşın altındaki çocuklar da  anne baba yanında green card hakkını elde edebilirler. Konsolosluğa giderken kişi başı aşağı yukarı bir dokuz yüz dolar daha yanınızda götürmelisiniz.  Hak edip etmediğinizi o gün size söylerler. Sağ elinizi kaldırarak söz verirsiniz. Hazırlanan sarı zarfınız bir gün sonra size özel bir postayla gelir. Siz Amerika çıkışı yapana kadar, zarfı açmadan bekleyeceksiniz. Amerika’ya girişte özel bir odaya alınıp işlemlerinizi hazırlarlar. Sizin gibi bekleyen pek çok kişi olmasına rağmen bekleme süresi sizi yıldıracak kadar uzun değildir. Amerika’ya girerken sizden 10 bin doların üzerindeki paranızı özel bir forma yazmanız istenir. Size ve yazdıklarınıza güvenirler. Sizin yalan söyleyebileceğiniz akıllarının ucundan bile geçmez.  Bütün bunları yazarken deklarelerin yapıldığı kapıdaki Amerikalı Müslüman Polisle uzun uzun sohbet etmemizi hatırlıyorum. Bütün bunlardan sonra bekleme süreniz başlar. Üç hafta sonra kartınız elinizde olur. Bir sabah posta kutunuza bir zarfla atılır.  


Herkes sizi Amerika’ya Hoş geldiniz diye karşılarken, siz de bütün Amerika’nın adeta sizi beklediği duygusuna kapılırsınız. O ana kadar tek avantajınız konut fonu ödemeden yurt dışına çıkmış olmanızdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.