Amerika Rusya’ya neden izin veriyor?

PAYLAŞ

çünkü gelişen olaylar bulanık suyun biraz berraklaşmasına olanak sağlamaktadır. Zaman saklı tutulanı ortaya çıkarır, hiçbir şey sonsuza kadar gizli kalamaz.
 
Amerika son yüzyıl içinde kendi arka bahçesine her türlü müdahaleye yapmıştır ve kendi politik görüşleri dışında davrananları cezalandırmaktan çekinmemiştir. İkinci dünya savaşı sonrası Latin Amerika devletleri içinde darbeler ve suikastlar doğal karşılanmaktaydı. İktidarlar değiştirilir, seçilenin öldürüldüğü bir düzen hakimdi. İstediği başkanı atayan, istediği zaman ekonomik kararlar aldıran Amerika son yıllarda ilgilenmiyormuş ya da orada gücünü kaybetmiş gibi izlenimler doğurmaktadır. Venezuela, Brezilya, Arjantin, Uruguay, Nikaragua, Bolivya… ülkelerde şimdilerde popüler soldan, bağımsız sola kadar her türden sol rengi görmek mümkündür.
 
Latin ülkelerde bu değişimlere eskiden askeri darbeler ile karşılık veren Amerika neden sessizliğe bürünmüştür? Daha uzak noktalara müdahale eden Amerika arka bahçesini gözden mi çıkardı? Gözden çıkarılan topraklara şimdilerde dünyada ikinci kutup olma yolunda hızla ilerleyen Rusya’nın savaş gemileri ve uçakları inip kalkmaya başladı. Bu arka bahçelerde zengin petrol kuyuları var, petrol için Irak’a giden Amerika, neden arka bahçesindeki petrol kuyularını yerel yönetimlere bırakır?
 
Petrolün kontrol edilebilesi için evdeki bulgurdan vazgeçip dışarıdaki pirince mi göz dikmiş durumdadır. Neden petrolden vazgeçmektedir? Petrol, genel olarak kullanılan enerji kaynağı olmaktan çıkarılıyor mu? Çünkü petrolün rezervlerinin çok uzun süre dayanacağını söylemek bugünkü eldeki verilere göre zordur. O halde petrol, kömür gibi bir zaman dilimi sonunda enerji kaynağı olmaktan çıkmak zorundadır. Kömür tükendiği ya da rezervlerde kalmadığı için vazgeçilmedi, ondan daha kullanışlı ve kontrolü daha iyi olan petrol teknolojisindeki gelişmeler sonucunda karar verilmiştir. Bugün teknolojik gelişmedeki hız, petrolün kontrol edilir olarak kalmasını ama yeni bir enerji kaynağının kullanımını talep eder konuma gelmiştir. Bugün yaşanan kriz, bir enerji dönüşümü için uygun zemin yaratmıştır. Yeni teknolojinin kurumu ve seri üretimi başlangıçta pahalıdır, fakat zaman içinde bu pahalılık kavramı ortadan kalkar.
 
Petrolün yeni enerji kaynaklarının içinde oranı zaman içinde azalacaktır. Yerini bugün alternatif enerjiler olarak gördüğümüz enerjiler alacağını söylemek abartı olmasa gerek. Yeni enerji kaynaklarının kapitalizmin bel kemiği olan otomobil sanayisinde uygulanması, savaş sanayinde geliştirilmesi bir süreç alacaktır. Dünya yeni rotasına girerken, krizin yarattığı olanaklar sonucunda, bir büyük enerji değişiminden bahsetmemiz mümkün olacaktır. Bu enerji kaynağının ne olacağını değişimi planlayanlar uzun zamandır hazırlık yapıyorlardır.
 
Dünyamız içinde yaşanan krizin bir anda araba sanayisini vurması ve onların üretimi durdurması ya da azaltması bende var olanın yani depoda olanın tüketimi anlamına geldiğini düşünmeme neden olmaktadır. Otomobil sektörü yan sanayileri ile birlikte düşünülürse büyük bir geniş kesimi etkilemektedir. Bu değişim elbette yeni üretim araçlarını açarken, var olanların bazılarını da yok edecektir. Doğal olarak toplumun yeniden örgütlenmesi anlamına da gelmektedir. Bu yeni süreçte, yeni toplum sözleşmeleri yapılacaktır. Bu sözleşmeler günlük yaşamda ne gibi değişimler getireceğini şimdiden söylemek zordur, fakat görünen odur ki ulus devleti kavramı artık tarihin tozlu raflarına doğru bırakılmaktadır.
 
Bugün hangi büyük şehre giderseniz gidin, eskisi gibi tek ana dil ile sohbet duyamazsınız, her şehir çok kültürlü ve heterojen yapı gösterir. Teknoloji evrenseldir, firmalar çalışanlarını istedikleri ülkede ve şehirde çalıştırmaktadır. Çalışanların, yani paranın ulusu olmadığı gibi ulusları yoktur. Klasik anlamda söylersek emeğin ulusu olmaz, alın terinin rengi yoktur. Onlar bir devlete değil, bir firmaya hizmet etmek zorundadırlar. Firmalarda çalıştığı sürece çalışan, o firmaya ait kavramı içinde olacaktır, işsiz kaldığında nerede duracağına kişi kendisi karar verecektir. Klasik anlamda ulus devleti kavramı da değişimin tamamlayacaktır diye düşünüyorum, bu enerji kaynaklarının değişimi ile birlikte.
 
Sorumuzun yanıtına doğru bir adım atarsak,  dünyaya hükmeden uluslar üstü firmalar, tek kutuplu dünyanın dengesinin olmadığına karar vermesi,  ve çatışmaların körüklenmesi, tüketimin artırılması için bir kutubun yeterli olmadığına karar vermesidir. Yeni enerji kaynaklarının geliştirilmesi eski petrol kaynakları ülkelerin stratejik olarak değerinin düşmesi anlamındadır. Eskiden kömür olan ülkeler ve rezervleri önemliyken, bugün kömür madenleri boştur. Kullanılmamaktadır. Kullanılanlar ise maksimum üretim amacı ile verimli çalışmamaktadır. Arka bahçenin ekonomik anlamda ve stratejik anlamında eskisi gibi değeri yoktur. Oranın kontrol edilmesi eskisi gibi çok önemli değildir. Dünya eskisine göre daha küçüktür ve ulaşım daha hızlıdır. Yeni dünya düzeni içinde ülkeler kendilerine göre yeni roller biçecektir ama esas önemli olan hangi firmanın küresel olarak nereye yatırım yapacağıdır, firmaların kontrol etmesidir. Ülkelerin hükümetleri ve kararları bu dünya düzeni içinde eskisi gibi önemli olmaktan çıkacaktır. Bu durumda Rusya’nın arka bahçeye gemileri ile gelmesi Amerika için hayati bir tehlike arz etmemektedir, çünkü o da Rusya’nın etrafına yandaş devletler ile duvar örmüştür.



http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com


 

CEVAP VER