Amerikalı arkeoloğun külleri Elmalı’ya döküldü

İLK KEZ 1947’DE GELDİ

Yaşamının 60 yılını Anadolu arkeolojisine adayan Amerikalı arkeolog Prof. Machdelt Mellink, 2006’da Amerika’da bir bakımevinde yaşamını yitirdi. Ancak Mellink’in ölümünün ardından ortaya çıkan sır, onun Anadolu tutkusunu da gözler önüne serdi. Türkiye’ye ilk kez 1947 yılında Tarsus Gözlükule kazıları için gelen Mellink, 1963 yılından itibaren başladığı ve yaklaşık kırk yıl emek verdiği Antalya Elmalı bölgesindeki kazılar sırasında bir çok önemli arkeolojik buluş gerçekleştirdi.

‘BENİ ELMALI’YA GÖMÜN’ DİLEĞİ

Elmalı’da iki önemli mezar anıtı ortaya çıkaran Prof. Mellink, Karaburun ve Kızılbel olarak bilinen mezar anıtlarının bulunuşunun ardından bölgeyle kurduğu bağı daha çok güçlendirdi. Elmalı kazılarını sürdürdüğü yıllar boyunca bölge insanını ve coğrafyasını çok seven Mellink, ölümünden önce Türk geleneklerine göre Elmalı’ya gömülme dileğinde bulundu. Bu dileği gerçekleşemeyen Mellink’in cesedinin Amerika’da yakılarak küllerinin ölümünden yaklaşık yedi ay sonra Elmalı’daki Kızılbel tümülüsüne döküldüğü ortaya çıktı.

NEDEN KIZILBEL’E DÖKÜLDÜ?

Türkiye’de bulunan yakınlarının ifadesine göre, 23 Şubat 2006’da yaşamını yitiren Mellink’in külleri, 16 Eylül 2006 tarihinde Elmalı’ya getirilerek çok sevdiği Kızılbel’deki Likya mezar anıtının bulunduğu tümülüse serpildi. Elmalı’ya yaklaşık 12 kilometre uzaklıktaki Kızılbel’e ulaşan Mellink’in yakınları, neden Kızılbel’in seçildiği yönündeki sorumuza, “Kızılbel tümülüsü ve mezar odası Miss Mellik’in cok sevdigi yerlerden biriydi. Karaburun mezar odası ile karşılastırıldığında, yerel özelliklerin bulunduğu ve Likya kültürünün sergilendigi bir mezar anıtıydı. Bu nedenle küllerin serpilmesi için en uygun yer olarak Kızılbel düşünüldü” yanıtını verdiler.

TÜRK ŞARABI, PEYNİR VE EKMEK YEDİLER

Mellink için yapılan sembolik törene katılanlardan biri olan ancak ismini vermek istemeyen yakını, o gün yaşadıklarını şöyle anlattı: “Güzel bir Eylül günüydü. Miss Mellink’in çok sevdigi Türk şarabı, fırından yeni çıkmış taze Elmalı karafırın ekmegi, beyaz peynir, tulum ve kaşar peyniri ve Elmalı üzümü. Ayrıca elma. Elmalı elması. Yemeğimizin menüsü bunlardı.”

MELLİNK’İN SON VEDASI

Yemek töreninin ardından Prof. Mellink’in Elmalılı dostlarından birine teslim edilen küllerin Kızılbel tümülüsünün bulunduğu tepeye serpildiğini anlatan yakını, “Küllerin serpilmesiyle birlikte çıkan hortumsu bir rüzgar külleri ovaya serpistirdi. Bu Miss Mellink’in bizimle son vedalaşmasıydı. Miss Mellink ‘in varlığının ve gözlerinin ovada bir yerlerde, yapılan arkeolojik araştırmaların üzerinde oldugundan hic süphemiz olmaksızın, güneşin batmasıyla birlikte Kızılbel’den ayrıldık” dedi.

‘ELMALI, ONUN ÇOCUĞU GİBİYDİ’

1964 yılında Semahöyük’te yaptığı kazılara misafir öğrenci olarak katılan Elmalılı arkeolog Ünsal Özçakır, iki yıl birlikte çalıştığı Mellink’in Elmalı’yı çok sevdiğini anlattı. Mellink ile uzun yıllar süren bir dostlukları olduğunu da dile getiren Özçakır, Elmalı onun için bir tutkuydu. Çocuğu gibiydi” diye konuştu.

‘KIZILBEL’İ İLK KEZ ROMALILAR SOYDU’

Mellink’in küllerinin serpildiği Kızılbel’deki mezar anıtı hakkında bilgi veren Özçakır, anıtın ilk defa defineciler tarafından açıldığını belirterek şunları söyledi: “ilk kez 1967’de doğu kenarından kazmaya başlıyorlar bu anıtın. Tümülüsün kıyısında küçük, insanın girebileceği kadar bir açıklık buluyorlar. Sonra defineciler buradan mezar anıtının içine giriyorlar ancak daha önce burası Romalılar tarafından soyulduğu için işlerine yarayacak bir şey bulamıyorlar. Bir kaç keramik kırığıyla, bir kaç koku şişesi parçası bulmuşlar. Bir iki de mermer parçası, o kadar.”

LİKYA MEZAR ANITINDAKİ HACİVAT’LA KARAGÖZ

Mezar anıtında bulunan boyalı duvar resimlerinin Karagöz ve Hacivat’a benzerliğinden dolayı halk arasında “Kızılbel’de Karagöz ve Hacivat bulunan mezar bulundu” şeklinde diyaloglar yaşandığını dile getiren Özçakır, o gün yaşananları şöyle anlattı: “Kızılbel’e geldik. Çıraları yakıp içeri girdik, ilk dikkatimi çeken duvar resimleri oldu. Truva savaşı ya da efsanelerle ilgili resimleri andırıyordu. Resimlerde balıkçı kadınlar vardı. Sonra İstanbul’daki Hocam rahmetli Arif Müfit Mansel’e durumu anlattım. Çünkü benim yapabileceğim hiç bir şey yoktu. Son sınıf öğrencisiydim o yıllarda. Hocam Mansel, ‘git burayı mezuniyet tezi olarak çalış’ dedi bana. Buranın fotoğrafını çekecek imkanımız bile yok o dönem. ‘Ben yapamam Hocam’ dedim. O yıllarda Perge kazılarında çalışıyordu Arif Müfit Mansel. ‘Siz gelip bir bakın, misafirimiz olun’ dedim, gelemedi. Sonra Mellink Semahöyük kazılarını bitirdi ve Kızılbel’i kazmaya başladı. Mellink’le ben de bir kaç kez geldim buraya o yıllarda. İ.Ö 525’e tarihlenen ve sanat değeri çok yüksek olan bu boyalı mezar anıtının başka bir örneği yok.”

ANADOLU KÜLTÜR MİRASININ SAVUNUCUSUYDU

Aslen Hollanda’da doğumlu olan Prof. Mellink, 1943 yılında Utrecht Üniversitesinde doktora eğitimini tamamladı. II. Dünya Savaşı koşullarında Nazilerin baskısından ABD’ye göç eden Mellink, 1949’da Amerikan Bryn Mawr College Üniversitesine öğretim üyesi oldu. Daha sonra aynı üniversitenin arkeoloji bölümü başkanı olan Mellink, uzun yıllar Amerikan Arkeoloji Enstitüsü (AIA) yıllığına Türkiye’deki arkeolojik kazı ve buluntuları değerlendiren bilimsel raporlar yazdı. 1980 yılında dört yıl süreyle AIA’nın Başkanlığına seçilen Mellink, 1991’de örgütün ‘seçkin arkeoloji başarısı altın madalyası’nı aldı. Türkiye’de de çok sayıda öğrenci yetiştiren Mellink, Lidya (Karun) hazineleri ve Elmalı hazineleri gibi Türkiye’den yurtdışına kaçırılan kaçırılan kültür mirasının ait olduğu topraklara geri kazandırılmasında etkin rol oynadı. 1947’den 2000’li yılların başlarına kadar Anadolu’yu fotoğraflayan Mellink’in arşivi, iki yıl önce Bryn Mawr College Üniversitesi tarafından dijital kütüphaneye aktarıldı. Kültürel mirasının yanında, mimari ve etnografik açıdan da bir çok değeri belgeleyen arşiv, araştırmacıların ilgisini bekliyor.

MELLİNK İLK DEĞİL

Mellink’in Anadolu arkeolojisi için çok önemli bir isim olduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sencer Şahin, “gençlik yıllarından beri Türk arkeolojisi için çalışmalar yapmış değerli bir biliminsanıydı” diye konuştu.

Anadolu’da arkeolojik kazılar yapan ve ölümünün ardından külleri kazı alanına serpilen ilk kişinin Mellink olmadığını da dile getiren Şahin, 30 yıl Nemrut kazılarını yürüten Amerikalı arkeolog Theressa Goell’in küllerinin de Nemrut’a serpildiğini söyledi. 1990 yılında Adana’da katıldığı bilimsel bir toplantının ardından gittikleri Nemrut ziyaretinde kendilerine eşlik eden bir kadının çantasından çıkardığı kavanozdaki külleri Nemrut’a serpmeye başladığını anlatan Şahin, “bu kadının Theressa Goell’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendik” şeklinde konuştu.

FOTOĞRAFLAR

1. Alanya, 1961

2. Antalya-Demre kıyıları, 1954

3. Antalya-Demre kıyıları, 1954

4. Antalya-Demre St. Nicolaus Kilisesi, 1954

5. Arkeolog Ünsal Özçakır’la

6. Bergama, 1960

7. Elmalı Karamık köyünde Tahıl Ambarı, 1958

8. Elmalı Semahöyük kazılarından bir anı

9. Elmalı’da bulunan küp mezarlar

10. Elmalı-Kızılbel Likya Mezar Anıtı

11. Elmalılı arkeolog Ünsal Özçakır Kızılbel’in ilk kez defineciler tarafından kazıldığını anlatıyor

12. Eğirdir Gölü ve Davraz Dağı, 1957

13. Fethiye 1954

14. Gordion, 1954

15. Gordion, 1958

16. gordion1958

17. kaş liman 1962

18. kekova-kaleköy, 1954

19. Kızılbel kazılarında bulunan mezar anıtı

20. Kızılbel

21. Kızılbel

22. Mellink kazı çalışmaları sırasında (1959)

23. Mellink’in küllerinin kızılbele döküldüğü an

24. Mellink, Gavurkalesi’nde, 1959

25. MELLİNK2

26. Prof Mellink, Türkiye’deki son günlerinde

27. Prof. Mellink’in külleri, Elmalı Kızılbel’deki likya mezar anıtının bulunduğu bu tümülüse serpildi

28. Semahöyük 1964

29. Side, 1954

30. Toroslar’da bir kır kahvesi, 1955

31. Çatalhöyük, Konya. 1961

32. Çizer Sunder Erdoğan, küllerin dökülüşünü böyle canlandırdı

33. Çorum-Boğazkale, 1957

34. Çorum-Boğazkale, detay. 1957

__________________

*İlişikte haberin içeriğini yansıtan fotoğrafların dışındakiler, Mellink’in 60 yıllık Anadolu serüveni sırasında çektiği binlerce fotoğraftan oluşan kişisel arşivinden seçilmiştir. (Yusuf Yavuz)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.