Amerikalı Hüzzein ve İran

politik kararların da genel bir özetini sundu.

Beyazsaray’ın yeni sahipleri küresel alanda yaşanan sosyo-ekonomik sıkıntılar başta olmak üzere, birçok soruna çözüm sağlama umudu getirirken; Obama,  Ortadoğu’daki çatışmalara ve herkesi tedirgin eden olası ABD-İran savaşı spekülasyonlarına da yanıt verdi. Amerika başkanının, ‘ABD’nin,  Ortadoğuya yönelik ılımlı bir politika izleyeceği ve özellikle İran’la ilgili yapıcı görüşmelerin başlayacağı’ açıklaması, Asya Kıtası’nda da nihayet kalıcı bir barış temelinin atılacağı umudunu doğurdu.


Kargaşanın Ekonomik Gerekliliği….


İsrail-Filistin, Afganistan, Irak, şimdi de İran derken, Washington için, dünyanın öbür ucundaki Asya topraklarında ‘ yaşanması gereken’  kargaşanın gerekliliği ve İsrail maşasıyla körüklenen bu ateşin  kontrollü olarak devam edeceği, aslında, çoğumuzun bilinçaltında yatan bir gerçek.


Son dönemde Asya kıtası ülkelerinin, Amerika’ya karşı  alternatif bir ekonomik güç olarak yükselişi ve İran’ın özelleştirme programında yoğunlaşarak, kapılarını yabancı yatırımcılara açması, Washington’un başlıca endişesi durumuna geldi.


İran’da 1990’da Mohammad Katami döneminde temelleri atılan ‘ekonomik –liberalleştirme programı’  sunduğu zengin hammadde kaynakları nedeniyle, küresel alandaki ekonomik krizden etkilenmiş ve yeni alternatifler arayan , birçok yabancı yatırımcının iştahını kabartmış durumda. Dünyada en büyük ekonomık gücü ve lideri olma egosuyla ABD, ambargo taktikleriyle, Tahran’dan özellikle uzak dururken; Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Çin, Rusya,  Malezya, G.Afrika, G.Kore,Norveç, İsveç, İsviçre ve hatta Hindistan bile yatırım planlarıyla, bölgeden pay alma yarışı içine girmiş durumda.


İran’ın özellikle petrol, doğalgaz, petro-kimya endüstrisi; alümınyum, bakır, demir- çelik endüstrisi alanındaki zengin kaynakları uluslararası rekabet alanında değerlendirilmesi gereken, kaçırılmaz bir fırsat sunmuş oluyor. Özellikle, ABD’ne karşı  ‘alternatif   bir güç’ olarak hızla yükselmekte olan Çin, Japonya, Rusya
( ve hatta AB oluşumu ); Beyazsaray’ın bölgedeki ekonomik ve stratejik kontrolü yavaşça elden kaçırmakta  olduğunu  da  gösteriyor.


Bu nedenle İran’ın nükleer program uygulaması üzerinde yoğunlaşarak, bu coğrafi topraklarda yarattığı olası savaş tedirginliğiyle, müstakbel yatırımcıların gözünü korkutma taktiğiğni, başarıyla uyguluyor Amerika.


Ve işte yine bu nedenle İsrail Ortadoğu’daki Washington tarafından garantilenmiş ‘ayrıcalıklı ‘ konumunu muhafaza ediyor. Gerçekte, kesin bir sona bağlanmayacak İsrail-Filistin çatışmaları, geniş bir çerçeveyle, Asya’daki ekonomik, güvenlik ,sosyal dengesizlik taktik gereği, ABD planı uyarınca devam ediyor.


Şimdilik…Sevgili Barack Hussein Obama kendi etnik kökeniyle, ‘beyaz-yerli Amerikalı’ olmayan birçok kişinin  empatiyle benimsediği uluslararası alanda bir gurur, güvence ve umut sembolü oldu.Bu sebeple, başkan Hussein’in  ‘ ortadoğuda barışçı ve görüşmelere dayalı, ılımlı bir yol izleyeceği’ açıklaması , pozitif ümitleri bir kez daha yeşertirken, ‘ kişisel iyi niyet ve ülke konumunu koruma mecburiyeti‘ arasındaki çelişkiyi de sergileyecek anlamlı bir örnek olacak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

two × 1 =