Amerikan küstahlığı

Bir ülke için alçaltıcı ifadeler kullanmak, bir ülke ya da milleti gerçeklere dayanmayan biçimde suçlamak, şovenizm yapmak ya da ırkçı yaklaşımlar sergilemek bizim işimiz olmaz. Ne var ki, doğruya doğru, eğriye eğri demeyi ilke edinmek durumundayız. Bu nedenle, yapılan yanlışlıkları her ne olursa olsun cesurca sergilemek durumundayız.

Türk-Amerikan ilişkilerinde Türkiye’nin “ahde vefa” gösterir tavrı bütün soğuk savaş boyunca sürdürülmüştür. Üstelik Türkiye, bu gereksiz vefa gösterisini öylesine abartmıştır ki, müttefikimiz ABD, Türkiye’de darbeler tertiplemiş, siyasi operasyonlar gerçekleştirmiş, hükümetler devirmiş ve dost olabileceğimiz ülkelerle aramızın açılmasına neden olmuştur. Buna rağmen Türkiye, ABD ile ilişkilerinde sözünün eri olmuştur.

Türk dış politikasının Büyük Önder Atatürk’ün çizdiği yolda Yurtta ve Dünyada Barış ilkesine dayandığını bildikleri halde, ülkemizi Irak bataklığınıa sürüklemeye çalışan işgalci güçler karşısında en doğru tepkiyi veren Türk halkının gerçek iradesi TBMM, Amerikan-İngiliz imparatorluğu kurma heveslerine paspas olmadı. Ancak, bu tertipet yer almadığı için Türkiye her süreçte aşağılanmaya çalışıldı. Buna karşın, Amerikan halklarına ve İngilizlere karşı ne Türkiye’nin ne de bizlerin kalbinde en ufak bir düşmanlık oluşmadı. Asla da olmayacaktır.

Bütün insanların, milletlerin ve ülkelerin dost ve kadeş biçimde, birbirlerinin haklarına saygı duyarak yaşamaları gerektiğine inanıyoruz. Dünya hepimize yetecek kadar zengin ve büyüktür. Ancak, ülkemize, insanımıza, milletimize yönelik alçakça ve haince saldırılar ya da küstahça tutumlar olduğunda her şeyi bir kenara bırakıp bu konuda millet olarak bütünleşmeyi, farklılıklarımızı unutup milli çıkarlarımızı savunmayı da asla unutmayız. Bunun sayısız örneği mevcuttur.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD’de çok küstahça bir tavırla diplomatik bir skaldal ile karşı karşıya bırakıldı. Bu ayıp, Türkiye ve bütün Türk milletine karşı yapılmış küstahça bir girişimdir. Kendilerini dünyanın efendisi olarak gören Amerikalı gizli servis elemanları, ülkelerine misafir olarak gelen bir Başbakanın heyetini neredeyse yakasından yakalayıp skandal bir terbiyesizliğe zemin hazırladılar. Her ne olduysa, korumaların dalaşı biçiminde konu atlatılmış görünse de Başbakan Erdoğan sakin davranıp olayı büyütmemiştir. Ancak, davetli olduğu ABD eski başkanı Bill Clinton Vakfı’nın toplantısında yapacağı konuşmayı iptal ederek de tavır koymasını doğru buluyorum. Bu saygısızlık karşısında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın arkasında durmak, her Türk evladının bir görevidir diye düşünüyorum. Başbakan Erdoğan’ın bütün görüşmeleri askıya alarak ABD’den ayrılmasının bile söz konusu olabileceğini ve böylesi bir tavrın küstah Amerikalı yetkililere layık olduğuna inanıyorum.

Aşiret kültüründen bir adım öteye geçememiş, ülkeleri işgal edilirken işgal güçleriyle işbirlikçilik yapmış Kürt aşiret reisleriyle el ele vererek Türk askerinin başına çuval geçirdiklerinde, Amerikalılar ile olan ahde vefaya dayalı ilişkilerimiz ebediyen son bulmuştu. İşgal eylemlerine Türkiye’yi jandarma olarak ortak edememelerinin bir rövanşı biçiminde kurgulanan bu eylem, Türk milleti ve TSK’nın kara kaplı defterine yazılmak durumundadır. ABD’nin ikinci bir küstahlığa imza atarak Türkiye Başbakanı’na saygsıızlık yapması, bu ayıpların ileride de işleneceğinin belirtisi olarak görülmelidir. Ancak şu unutulmamalıdır ki, Türkiye’ye ve Türk milletine karşı düşmanlık yapanlar daima keybetmişler, dostluk gösterenler de fazlasıyla karlı çıkmışlardır.

Amerikan küstahlığı, çok fazla büyütülmeden ve diplomatik bir krize neden olmadan giderilmiş gibi görünse de Türk milletinin kalbinde derin bir yara daha açmıştır. Amerikalı yetkilerin anlayamadığı, ülkemizin dostluğunu kazanmanın düşmanlığımızı kazanmaktan çok daha zor olduğudur. Bunu asla unutmamalarını diliyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.