Amerika’ya rağmen…

Amerika’ya rağmen…

0
PAYLAŞ

Ülke tarihimiz içinde bir çok kırılma noktaları yaşadık. Anadolu toprakları, bu kırılmalara hep şahitlik etmiştir. İnsanlık tarihi içinde, bir çok kültürün ve dilin hakim olduğu bu topraklar, bir çok dinin de yaşam alanı olmuştur. Modern dünyaya gelene kadar, insanlık tarihi içinde, Anadolu, diğer kıtalara göre azımsanmayacak kırılma noktalarını yaşadığını düşünüyorum.

Bizim yakın tarihimiz sayılan tarihsel çizgimize baktığımızda, en önemli kırılmaları ve artçı kırılmaları, sonuçlara bakarak tespit edebiliyoruz. Bu topraklar, imparatorluk geleneğinden ulus devlete, oradan da bugünkü koşullara gelişi şahitliğini yapmıştır.

Bizler, bugün dahi Roma İmparatorluğunun mirası üzerinde ve hala ondan aldığımız gelenekler ile yarınlarımızı kucaklamaya çalışıyoruz. Elbette, bilgimiz ve geleneklerimizin bize verdiği öğretiler ile…

Bu tezimi doğrulamak için, tarihin indeksine bakmak gereklidir. Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğunun doğusunu temsil eder ve kuruluş aşamasında dili başlangıçta Roma İmparatorluğunun resmi dili iken, daha sonra Yunanca olmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu kurulurken, Roma İmparatorluğundan ayıran en önemli fark dinidir. İmparatorluk, yeni din ile kurulmuştur. Bizans İmparatorluğu tarihe karışırken, yeni dil, din ile Roma geleneğini ileriye taşımıştır. Sanki bir bayrak yarışı gibidir, yarış devam etmektedir ve yeni yarışmacının elindedir geçmiş. İmparatorluk fiili olarak yok olmuştur ama yeni biçimi ve dili ile yaşamaya devam etmiştir. Bizans’ın kırılma noktası, Fatih tarafından İstanbul’un ele geçirilmesidir. Doğa Roma İmparatorluğu da Roma imparatorluğunun kırılmasını temsi eder.

Yerini alan Osmanlı İmparatorluğu, gerçek anlamda imparatorluğa Fatih ile başlamıştır. Çünkü Fatih, bilgi birikimi ile imparatorluğa Roma geleneğini ve idari biçimini, hukukunu miras olarak almış ve çağa uygun şekilde geliştirmiştir.

Osmanlı’nın yok olması da, yeni bir imparatorluk ile olmamıştır. Ulus devlet ile olmuştur. İmparatorluğun sonu, yani o büyük kırımla noktası da cumhuriyetin ilandır. Çünkü o ilan, tarih içinde bizim için önemli kırılmayı temsil eder ve geçmişten büyük kopuşu anlatır.

Cumhuriyetin ilanı, Doğu Roma imparatorluğu artık imparatorluk olarak görevini tamamlamış ve tarihin dehlizlerinde yerini almasını anlatır. Cumhuriyet, hukuk olarak Roma geleneğini devam ettirir ama bu devamlılık çağa uygun anlayışı da temsil eder. Anadolu, cumhuriyet ile birlikte imparatorluk geleneğinin sonlanması ile tanışır. Çok kültürlülük, çok dinlilik, çok dillilik yerini homojenleşmeye bırakır. Fakat, bin yıllardır topraklara işleyen kültürün direnci karşısında fazla bir direnç gösteremez. Homojenleşme bir noktada kendisini frenlemek zorunda kalır. Anadolu, homojenleşmek için bir birikime sahip değildir, her ne kadar bu yolda büyük katliamlar olmuş olsa da. Bugün yaşanan süreç, işte bu tarihin bize yüklemiş olduğu yükümlülüğün hareketleridir.

Cumhuriyet tarihi içinde de küçük kırılmalar ve büyük kırılmalar ile karşılaştık. Küçük kırılmalar darbeler ve anayasa değişiklikleri ile yansıdı hayatımıza. NATO’ya girmek için Kore’ye asker göndermemiz bizim kırılma noktalarımızdan birini temsil eder. NATO, bizim geleceğimizi belirleyecek bir organ konumuna kısa zamanda gelecektir. 1960 darbesi ile Türkiye yeni bir kırılma yaşamış ve kırılma yeni rotasını kalın çizgiler ve anayasası ile belirlemiştir. Çünkü imparatorluk hayali artık tamamı ile ortadan kalkmıştır. Yenidünya kurulmuştur ve Türkiye bu yeni dünyadaki yerini almıştır.

60 darbesi ve sonrası, ülkemiz için biçilen kader çizgisi, Amerika çizgisine uygundur ve NATO denetiminde, ordunun yeni rotaya uygun anayasası ile ülke ödüllendirilmiştir. Marshall yardımlarının hukuki alanda göstergesidir. Özgür dünya, doğuya kendisine özgü özgürlük getirmiştir! Bu anayasa birilerine bol, birilerine dar gelmiştir ama esas belirleyici artçı kırılma 68 gençlik hareketinin ülkemizde yaratmış olduğu dalga ve Amerikan askerlerinin boğaz suları ile tanışması etkili olmuştur. Bu bize giydirilen elbise 12 Mart 1971 darbesi ile yeni biçim verilmiş ve daraltılmıştır. Özgürlükler artık daha azdır. Bu da göstermektedir ki, Amerika’ya rağmen bir hareket etme olanağımız yoktur. Çünkü 1960 yılından sonra koşulsuz olarak onların denetimi altına girmiş olduğumuz 1971 darbesi açıkça ilan etmiştir.

Amerika’ya rağmen bir harekat daha olmuştur ülkemiz içinde, o da Kıbrıs Barış hareketidir. Bu hareket bizde başka bir kırılma noktası olarak tarih içinde yerini almıştır ama o güne kadar verilen rolden henüz köklü bir değişimi ifade etmemektedir. Bu hareket sonrası ambargo altında yaşamış ve daraltılmış anayasanın daha da daraltılacağı ve yeni bir rol verileceği beklentisi ağırlık kazanmıştır. Olaylar hızlı bir şekilde geliştirilmiş ve 12 Eylül darbesi ile cumhuriyet Amerika’nın yeni doktrine uygun olarak rotasına girmiştir. Bu doktrine uygun olan anayasa yapılmış, Amerika’ya rağmen hareket edenler cezalandırılmıştır. Amerika ülke içinde yeni müttefikler bulmuş ve o müttefiklerin güçlenmesi için her türlü şartlar hazırlanmıştır. Stratejik ortaklık adı verilen bu yeni ilişkide, roller dağıtılmış ve role uygun gündemler belirlenmeye devam edilmektedir. Rolü oynayanlar bugünlerde, rolü önceden çalışmasına izin verilmiyor, son dakikada eline verilen metin ile rolünü oynaması istenmektedir. Bugün ‘Özgür Dünya ABD’ kendi istediği gibi bir ülke yaratmış ve 12 Eylül ile birlikte, imparatorluğun getirmiş olduğu köklü birikimlerin kırpıntılarını da tarihin sayfaları içinde yer almasını istemiştir. Bugün yaşananlar, 12 Eylül kırılmasının getirmiş olduğu artçı kırılmalardır ve hala 12 Eylül sürecini yaşamaktayız.

Bizler bu yeni rolü ortadan kaldıracak birikime sahibiz, yeter ki tarih içinden gerekli olanları alıp, o birikimi ileriye taşıyabilelim. 12 Eylül, tarih ile aramıza duvar örmüş, yeni yetişen kuşaklar, anı yaşayan ve geçmişini bilmeyen insanlar olarak biçimlendirmektedir. Hafızası alınan toplumlar ne yaparsa şu anda o tepkileri verir konuma geldik.

Çağdaş, hukuk devletinin özelliklerini taşıyan, çok kültürlü ve bir arada yaşamı savunan ve yaşatan, laik bir devlet yaratmak bizim ellerimizdedir. Yarın bizim ellerimizde oluşacaktır, aksi halde bize giydirilen deli gömleği içinde, anı yaşamaya devam edeceğiz!


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

BİR CEVAP BIRAK