Anadolu’da bir Acemhöyük, Acem diyarında bir Türk köyü…

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Anadolu’nun ortasındaki Acemhöyük ile Acem coğrafyasındaki Hasanlu Tepe, insanın coğrafyayla kurduğu ilişkinin birbirinden uzakta ama birbirini tamamlayan iki farklı örneği gibi duruyor. Üretim araçları ve alışkanlıkları birbirinden farklı zamanlarda evrilse de Acemhöyük Hasanlu’da, Hasanlu Acemhöyük’te yaşıyor gibi sanki.
 
Hasanlu Tepe, Batı Azerbaycan’da bugünkü İran sınırlarında bir neolitik yerleşim. M.Ö 6. Yüzyıldan, M.S 3. Yüzyıla kadar sürekli olarak yerleşimin gözlendiği Hasanlu Tepe, Urmiye Gölü’nün güneybatısındaki verimli arazilerin üzerinde, Solduz vadisinde kurulmuş. İran’ın önemli arkeolojik alanlarından biri olarak bilinen Hasanlu Tepe’nin binlerce yıllık geçmişinin üzerinde bugün Hasanlu kasabası bulunuyor. İran’da Türk kökenli nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgede bulunan Hasanlu, burada yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ünlü altın kase ve birbirine sarılmış halde bulunan ve arkeoloji magazininde ‘Hasanlu aşıkları’ adıyla anılan iki insan iskeletiyle ününü dünyaya duyurdu…
 
Hasanlu kasabasında yakın tarihte çekilmiş bir fotoğrafta, adeta neolitik dönemden bugüne süregelen yapı kültürünün izlerini taşıyan evlerin üzerinde hasat edilmiş buğday yığınları dikkat çekiyor…
 
Yakın zamana kadar bu manzara Anadolu’da buğday tarımının yoğun olarak yapıldığı pek çok kırsal yerleşimin de alışılmış görüntülerinden biriydi…
 
İran’daki Hasanlu’dan, Anadolu’nun ortasına, Aksaray’daki Hasan Dağı’na bakan düzlüklerde kurulu bir başka arkeolojik yerleşime uzanıyoruz…
 
ASURLU TÜCCARLARIN GÖRKEMLİ KENTİ PURUŞHATTUM
Anadolu’da Asur ticaret kolonileri kurulduğu dönemde adı ‘Puruşhattum’ olan, daha sonra ise  Acemhöyük olarak anılan arkeolojik alanın ilginç bir öyküsü var. Eski Tunç Çağından itibaren gelişen, Asurlu tüccarların Anadolu’da ticaret kolonileri kurduğu dönemde ise en parlak günlerini yaşayan Acemhöyük’te 12 ayrı kültür katmanı tespit edilmiş. Höyükte yapılan kazılarda ortaya çıkan 50 odalı saray, çivi yazılı tabletler, altın süs eşyaları görkemli geçmişin izlerini taşıyor. Hitit ve Akad yazıtlarında Puruşhattum olarak anılan Acemhöyük’teki yaşam, binlerce yıllık bu birikimin üzerinde bugün de olanca akışıyla sürüyor…
 
HOY’DAN GETİRİLİP BÖLGEYE YERLEŞTİRİLEN TÜRKMENLER
Acemhöyük’ün bu adı almasının öyküsü ise kısaca şöyle: Yavuz Sultan Selim’in 1514’te çıktığı Çaldıran Seferi sonrasında, İran Azerbaycanından bölgeye getirilen gruplardan üç Türkmen obası, höyüğün eteklerindeki arazilere yerleştirilmiş. Bugün İran sınırında bulunan Hoy kentinden getirilerek bölgeye yerleştirilen Türkmenlerin geldiği coğrafyaya ithafen bir zamanlar Asurluların kurduğu yerleşimin adı önce Bulargi, daha sonra ise ‘Acemhöyük’ olarak anılmaya başlamış.
ACEMHÖYÜK VE HASANLU TEPE ARASINDAKİ BENZERLİK
1928 yılında kasaba olan Acemhöyük, bugün 1980’lerdeki yer adları değiştirme furyasına kurban giderek Yeşilova adını almış. Aksaray il merkezine 20 kilometre mesafedeki Acemhöyüğün üzerinde kurulan Yeşilova’nın çehresi, 1970’li yıllara kadar İran’daki Hasanlu kasabasına öylesine benziyor ki. Neolitik dönemden kaldığı izlenimi uyandıran evleri, evlerin üstünde yığın yığın buğday sapları ve bozkır coğrafyasının ortasındaki bu kasabanın bittiği yerdeki ufuk çizgisinin altında sıra sıra kavaklar; tıpkı bugünün Hasanlu kasabasındaki gibi…
HACIBEKTAŞ, GEYİKLİ BABA VE ABDAL MUSA’NIN YURDU
Hoy kenti, Urmiye Gölünün kuzeyinde yer alıyor. Hasanlu Tepe ile aralarında Urmiye Gölü var. Hoy, Hacı Bektaş Veli, Abdal Musa Sultan ve Geyikli Baba gibi Anadolu aydınlanmasının en önemli inanç ve kültür önderlerinin de geldiği kent olarak biliniyor. 13. Yüzyılda Aksaray çevresinde yaşayan ve Yunus Emre’nin hocası olarak bilinen Tapduk Emre de Moğol baskısı artınca Horasan’dan gelip bu topraklara yerleşmiş.
BİRBİRİNDEN UZAKTA, BİRBİRİNE YAKIN İKİ KADİM KENT
Anadolu’nun ortasındaki Acemhöyük ile Acem coğrafyasındaki Hasanlu Tepe, insanın coğrafyayla kurduğu ilişkinin birbirinden uzakta ama birbirini tamamlayan iki farklı örneği gibi duruyor. Üretim araçları ve alışkanlıkları birbirinden farklı zamanlarda evrilse de Acemhöyük Hasanlu’da, Hasanlu Acemhöyük’te yaşıyor gibi sanki. Bu ırkların değil, coğrafyanın yarattığı insanlık kültürün fotoğrafıdır. Anadolu bu yüzden yeryüzünde tamamen keşfedilmemiş son kıtanın adıdır…
 
 Acemhöyük Fotoğrafları: (Prof. Machteld Johanna Mellink arşivi)
 
Önceki haberAdı Antep, markası Kaliforniya!
Sonraki haberTanıtım uğruna 30 bin kişi bu güzelliği çiğneyecek!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here