Anayasa tartışması üzerine…

PAYLAŞ

Anaysa tartışması, ‘açılımların’ sonucunda olması kadar doğal bir şey yoktur, fakat açılımlarda; niyet ve sonuç ortada yok iken, açılımı ortaya atanların beyinlerinin içinde, açılımları bitirdikleri anlaşılmaktadır.

Açılımlarda somut olarak neler yapılmıştır? Alevilerin hangi istekleri hayata geçmiştir, Avrupa mahkemelerinin almış olduğu kararları uygulamak ile yükümlü hükümet, inat ile bu kararları görmezden gelmektedir ve yasal düzenleme yapmamaktadır. Kürt sorunu ya da yeni adı ile demokratik açılımı konusunda da bir devlet kanalını Kürtçe yapmak dışında ne yapabilmiştir, hangi sorunu çözmek için somut önerileri vardır. Hangi anayasa maddesi bu önerilerin önünde engeldir? Roman vatandaşlarının ‘buçuk’ halden çıkarmak ve gerçek ve eşit vatandaş konumuna geçmeleri için hangi somut önerileri olmuştur? Onların sorunlarına çözüm için ne gibi yasal düzenlemeler yapılmıştır, ‘pozitif ayrımcılık’ için neler yapılacaktır?

Lozan anlaşması içinde yer alan ve içinde yer almayan Hıristiyan vatandaşların ibadetleri ve eğitimleri konusunda ne gibi somut adımlar atılmıştır? Azınlık okulları ve vakıflarının yok edilen hakları konusunda ve tanzimi konusunda ne gibi yol çizilmiştir? Somut olarak önerileri var mıdır? Azınlık temsilcileri ile yapılan toplantılar sonucunda onların yaşamında ne gibi değişimler olmuştur? Azınlıklara ait ve yasalarla ellerinden alınan hakları ve mal varlıkları yeniden onlara verilecek midir? Tanzim için nasıl bir yol izlenecektir?

Hükümet açılımlar yaparken bu kadar sorunun içinde olacağını belki düşünememişlerdir, fakat sorunların somut ortaya koyabilecek, bilgi birikimi içinde olanlar ile toplantılar yapmak yerine, işin popüler tarafına daha çok dikkat edilmiş ve işi zamana yaymışlardır. Zamana yayılan sorunlar ve beklentiler ile bir anlamda göreceli ‘ilerici kimlik’ kazanan AKP, bu kimliğini de kısa sürede tüketmiştir, eski gömleğine uygun atadıkları memurlar ile eski görünümüne kavuşmuşlarıdır. İrticanın odağı gerçeği hala ortadan kalkmamıştır.

AKP, sadece beklentileri boş hayaller konumuna dönüştürmek ile kalmamış, ekonomiyi de büyük bir çıkmazın içine sürüklemiştir. Ekonomideki yanlış kararlar, dış politikadaki eksensiz ve ilkesiz olması sonucu sorunların hem içten, hem de dış ülkeler içinde daha da karmaşıklaştırmıştır. Ekonomiyi IMF denetiminden çıkarak erken seçim için bütçe hazırlıklarına girmiştir. Bu erken seçim bütçesi ise ekonomin gidişinin daha da kötüye gitmesi anlamının dışında başka bir anlam ifade etmiyor.

Eğer açılımlar gerçek anlamda popüler değil de, sorunun çözümü konusunda ele alınmış olsaydı, 12 Eylül Anayasası değiştirilmek için kamuoyu kendiliğinden oluşacak ve bu oluşan hava içinde somut öneriler ile, daha az maddeden oluşan demokratik bir anaysa taslağı komu ile ortak hazırlanabilinirdi.

Bugün yapılan iş ise, ‘ben yaptım oldu’ anlayışının devamıdır. Açılımdaki kafaların içinde oluşan hedeflerinde, bugünkü sonuca bakarak, AKP hedefi olduğu ve daha çok iktidarda kalmak için yapılmış manevralar olduğunu söylemek abartı olmasa gerek. AKP’nin yapmış olduğu açılımlar ve adımlar; sadece parti çıkarına uygun ve parti çıkarından faydalananların lehine atılan adımlardır, bugün içinde bulunduğumuz tartışma süreci bunun dışa vurumudur.

Bugün gericiliğin odağı olduğunu unutturulmak için her türlü göz boyanmaya devam ediliyor. Yandaş gazeteler ve içlerinden en solda gibi gözüken bir gazete; AKP yaptıklarına karşı olanları ‘gerici’ olarak sıfat / özne yüklemiştir. Gerici kavramının nasıl bir göreceli konuma dönüştüğünü bugün yapılan tartışmalar ile görebilmekteyiz. AKP karşıtlı olmak demek gerici olmak demektir onlara göre, peki AKP hangi suçtan mahkum olmuştu?


—————————————
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER