Animasyon projeler için gerçek canlar ölüyor!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Denizli’deki iş cinayetinde ölen Afganlı işçilerin cenazeleri morgda bekletilirken proje sahibi AKP’li Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin İmam Hatipli arkadaşlarıyla mezunlar etkinliğinde buluştu…

Denizli’de AKP’li Pamukkale Belediyesi tarafından yaptırılan yapay şelale inşaatında yaşanan iş cinayetinde Afganistan uyruklu 3 işçi yaşamını yitirdi, bir işçi ise ağır yaralandı. Ölen arkadaşları hastane morgunda rehin kalan işçiler, cenazeleri ülkelerine gönderebilmek için yardım bekliyor.

14 Eylül tarihinde Denizli’nin Pamukkale ilçesinde meydana gelen iş cinayetinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında yapay şelaleyi de içeren Seyir Tepesi projesinin yüklenici firması görevlisi 5 kişinin gözaltına alındığı açıklandı. Yüklenici firmanın Makro Yol Yapı A.Ş. olduğu belirtiliyor ancak gözaltına alınan firma yetkililerinin adları açıklanmadı.

Afganlı işçilerden 19 yaşındaki Ehsanollah Nabizadeh olay yerinde can verirken, 20 yaşındaki Muhammed İsa Palvamani ve 24 yaşındaki Lal Muhammed Rahimi kaldırıldıkları hastanede öldü. Kazada ağır yaralanan 24 yaşındaki Nurullah Aelishah’ın tedavisi ise sürüyor.

CENAZELER MORGDA, BELEDİYE BAŞKANI İMAM HATİP BULUŞMASINDA

İş cinayetinin ardından bir açıklama yapması beklenen Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin sessizliğini koruyor. Belediyenin yapay şelale inşaatında can veren Afganlı işçilerin cenazeleri hastane morgunda adeta rehin tutulurken Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin ise önceki gün İmam Hatip Lisesi’nde birlikte mezun olduğu arkadaşlarıyla bir araya geldiği buluşmanın fotoğraflarını sosyal medya hesabından paylaşması dikkat çekti.

Pamukkale Belediyesi’nin yaklaşık 100 milyon TL’ye mal olacağını açıkladığı Seyir Tepesi projesi, 27 metrelik horoz heykeli, sonsuz bahçe, horoz köy ve renkli orman gibi animasyon kurgusu projeleri kapsıyordu.

Son yıllarda ülkenin dört bir yanında belediyeler eliyle büyük ekonomik ve ekolojik maliyetler pahasına uygulamaya konulan animasyon projeler, çoğu yerde doğal yaşamı yok ederken aynı zamanda insan canına da mal oluyor.

DOĞAL SEYİR ALNINA AKIL DIŞI YAPAY SEYİR TEPESİ PROJESİ

Pamukkale Belediyesi’nin kentteki tüm tepkilere rağmen Seyir Tepesi inşa etmek için zaten doğal olarak seyir tepesi olan bir bölgedeki ağaçları kazıyarak bölgeyi şantiye alanına çevirmesi de akıl dışı projelerden biri.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde tasarruf tedbirleri kapsamında ihalesi yapılmış olsa dahi yeni projelerin inşaatına başlanmayacağını açıkladı. Ardından ise Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum gereksiz görülebilecek projelerin durdurulmasını isteyeceklerini dile getirdi.

Ancak son birkaç yıldır kendi seçmen tabanının bile itirazlarına rağmen onlarca gereksiz animasyon projeyi hayata geçiren belediyeler eliyle müteahhitlik firmalarına milyarlarca liralık kamu kaynağı aktarıldı.

Çılgın, mega ve ultra projeler olarak büyük reklam kampanyalarıyla tanıtılan animasyon projeler Anadolu kentleri ve coğrafyasının peyzaj bütünlüğünü bozarken mimari açıdan da birer garabet müzelerine dönüştü.

TEPELERE SEYİR TERASI, NEHİRLERE VENEDİK KANALI

Yamaçlara, tepelere seyir terası, nehirlere Venedik usulü kanal, derelere, göletlere Osmanlı kayığı, bozkırlara kent ormanı, ormanlara kır evleri ve macera parkı şeklinde sürüp giden animasyon projeler akımının yarattığı görsel kirlilik birkaç yıl içinde uygulandıkları kentleri ve doğa alanlarını çöplüğe çevirecek.

ANİMASYON PROJELER GERÇEK CANLARI ÖLDÜRÜYOR

Animasyon projelerin yarattığı bir başka sorun ise ucuz işgücü ve emek sömürüsü ile iş cinayetleri. Pamukkale Belediyesi’nin yapay şelale inşaatında vinç sepetinden 30 metre aşağıya düşerek feci şekilde can veren üç işçinin Afganistan uyruklu oldukları ortaya çıktı. İnşaatta çalışan Afgan uyruklu diğer işçiler, ölen arkadaşlarının hastane morgunda rehin kalan cenazelerini ülkelerine götürebilmek için yardım çağrısında bulundular.

Çoğu yirmili yaşlarda olan Afganlı işçiler, birçoğunun kaçak olarak çalıştığını, bazılarının kimliğinin bile bulunmadığını söylüyor. İHA muhabirine konuşan Afganlı işçilerden birinin anlattıkları Türkiye’deki ucuz emek sömürüsünün utanç verici boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyordu. İç savaş yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kaldıklarını ve İran üzerinden kaçak yollarla Türkiye’ye geldiklerini anlatan Afganlı işçiler yaşadıklarını şöyle özetliyor:

‘BURASI MÜSLÜMAN ÜLKE DİYE GELDİK, KAÇAK ÇLIŞIYORUZ’

“Memleketimize nasıl götüreceğimizi bilmiyoruz. Buraya çalışmaya geldik. Bizde para yok. Cenazelerimi götürmeye bize yardımcı olunsun, şehitlerimiz Afganistan’a gönderilsin, mezhebimiz aynı. Burası Müslüman olduğu için buraya çalışmaya geldik. Pasaport paramız olmadığı için çalışma izni alamadık. Arkadaşlarımızın bazılarında kimlik var, bazılarında yok. Kaçak çalışıyoruz. Sadece mecburiyetten buradayız. Hiçbir şeyimiz yok ki şehitlerimizi götürsek. Bekliyoruz ki şehitlerimizi nasıl götürelim. Sadece onu bekliyoruz.”

PETROL ŞIMARIKLIĞININ EMEK SÖMÜRÜSÜ TÜRKİYE’YE SIÇRADI

AKP’li belediyelerin ve hükümetin çoğu projede kendisine model olarak gördüğü Katar ve Dubai gibi petrol zengini Körfez ülkelerindeki gökdelen ve animasyon proje çılgınlığı döneminde yaşanan ucuz işgücü sömürüsü son yıllarda giderek artan bir oranda Türkiye’de de yaşanıyor. Denizli’deki yapay şelale inşaatı ve İstanbul’daki Havalimanı işçilerinin insani talepleriyle bir kez daha gündeme gelen bu insanlık dramına karşı bütün toplumun sesini yükseltmesi gerekiyor.

BİR YANDA ŞATAFATLI HAYATLAR DİĞER YANDA CAN VEREN İŞÇİLER

Bir yanda devlet ihaleleriyle semirtilen türedi müteahhitlerin Swarowski taşlarıyla süslenmiş, şatafatlı hayatları, diğer yanda ise yanlıca bedenini satarak hayatta kalmaya çalışırken insanlıktan uzak koşullara mahkûm edilen, kimi zaman da can veren işçiler…

Bu tablo Türkiye’ye yakışmıyor.

Medyanın her türlü yanıltmasına karşın büyük bir ekonomik bunalımın ortasında olan Türkiye bir an önce bu animasyon projelerine bir son vererek istihdama, eğitime, kültüre ve toplumsal huzuru yükseltecek projelere öncelik vermeli.

Önceki haberİşsizlik de çift haneli artık
Sonraki haberEmperyalizm afyonu
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

thirteen − 8 =