Anıtı tahrip edilen Opramoas yoksulların koruyucusuydu

Anıtı tahrip edilen Opramoas yoksulların koruyucusuydu

0
PAYLAŞ
YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Antalya Kumluca’daki restorasyon skandalını düzeltme işini, skandala neden olan firmaya verdiler…
Antalya Kumluca’da restorasyon kurbanı olan tarihi anıtın sahibi ünlü hayırsever Opramoas’ın, M.S. II. yüzyılda Likya yerle bir eden depremlerde yıkılan 31 kentin yeniden ayağa kaldırılmasına yardım ettiği ortaya çıktı. Arkeolog-Yazar Nezih Başgelen, Opramoas’ın ayrıca Likya’da 16 yaşına gelmiş bütün çocukların eğitim ve beslenmeleriyle ilgilendiğini belirterek, kurduğu vakıf sayesinde de yoksulları beslediğini, genç kızlara çeyizlik, yaşlılara ise kefen parası verdiğini dile getirerek, “Son dönemde çıkan haberlerden, her şeyi yazarak tarihe bir sorumluluk anıtı olarak bıraktığı eserin restorasyonunu bile layıkıyla beceremediğimiz anlaşılıyor” diye konuştu.
ANITI TAHRİP EDİLEN OPRAMOAS YOKSULLARIN KORUYUCUSU ÇIKTI
Antalya’nın Kumluca ilçesinde bulunan Rhodiapolis antik kentindeki restorasyon skandalıyla ilgili tartışmalar sürüyor. Antik kentin simgesi niteliğinde olan ünlü Opramoas anıtının restorasyon skandalına kurban gitmesinin ardından bir açıklama yapan Arkeolji ve Sanat Yayınları ile Arkeoloji ve Sanat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni arkeolog-yazar Nezih Başgelen, “sıradışı bir hayırsever olan Opramoas, İ. S. 114-152/153 yılları arasında bütün Likya kentlerine inanılmaz ölçülerde yardımlarda bulunmuştur. Özellikle İ. S. 142-143 yıllarındaki Likya’yı yerle bir eden deprem felaketi sonrasında tüm Likya’da Opramoas’ın yardıma koştuğu kent sayısı 31’i bulmaktadır. Likyalı yurttaşlarının 16 yaşına gelmiş bütün çocuklarına eğitim ve beslenmeleri ile ilgilenmiş. 17 yaşından sonrası için de gelirinden kente yıllık faiziyle birlikte mal-mülk ve gümüş bırakıp bir vakıf kurarak yoksulları beslemiş, genç kızlar için çeyizlik para, yaşlılar için kefen parası vermiştir. Son dönemde çıkan haberlerden herşeyi yazarak tarihe bir sorumluluk anıtı olarak bıraktığı eserin restorasyonunu bile layıkıyla beceremediğimiz anlaşılıyor” diye konuştu.
 
‘ANTİK DÖNEMDE YÖNETİCİLER MAAŞ ALMADAN KENDİ KESESİNDEN HAYIR YAPIYORDU’
Opramoas anıtının restorasyon skandalına kurban edilmesinin ardından bir açıklama yapan Arkeolog-Yazar Nezih Başgelen, Antik dönemde özellikle kent yönetimlerinde, bugünkü anlamda kamu hizmetleri tarzında bazı önemli memuriyetleri kentlerin eşraf tabakasına mensup zengin kişilerin onursal olarak yerine getirmesi özendirilmişti. Kentin ileri gelen zengin ailelerinin temsilcileri yerine getirmek istediği bu kamusal görevin gerektirdiği bütün masraflarını kendi kesesinden karşılamak zorundaydı. Bu görev büyük bir onur olarak sayıldığı için maaş da alınmazdı. Karşılığında ise kent meclisi olarak bir takım yüksek onur payeleri verilirdi. Antik dönemde bu türden onursal görev ve memuriyetlere ‘Leiturgia’ adı verilirdi. Antik dönemde toplumlarına bu yolla hizmet eden kişilere ‘Euergetes’ (velinimet-hayırsever) unvanı verilir, yaptıkları bu tarz işler ise ‘Euergesia’ (hayır-hasenat işleri) sayılırdı” bilgisini verdi.
‘OPRAMOAS ADINI TARİHE ALTIN HARFLERLE YAZDIRDI’
Rhodiapolisli Opramoas’ın atalarının da Likya Birliği’nde ‘Lykiarkhia’ olarak anılan başkanlık ve ‘Strategia’ olarak anılan ordu komutanlığının yanı sıra ‘Hipparkhia’ olarak anılan süvari birliği başkanlığı gibi o dönemde çok önemli ve statü olarak çok yüksek makamlarda hizmet etmiş bir aile geleneğinden geldiği bilgisini veren Başgelen, “Likya’da yaptığı hayırlarla yaşadığımız coğrafyanın tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir ‘Euergetes’tir” diye konuştu.
OPRAMOAS ANITINDA NE OLMUŞTU?
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2010 yılında Kumluca Belediyesine devredilen Rhodiapolis ören yerinde, 2015 yılında restorasyon çalışmalarına başlandı. Kumluca Belediyesi tarafından yapılan restorasyon ihalesi, 1 milyon 450 bin lira bedelle Bitlis-Tatvan merkezli Er-Bil İnşaat A.Ş. adında bir inşaat firmasına verildi. Ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca hazırlanan proje kapsamında tiyatro ve Opramoas anıtının restorasyonuna başlayan firma, yazıtlarıyla ünlü anıtı yanlış restore etti. Bu hata ortaya çıkınca ise çalışmalar durduruldu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, anıttaki restorasyon hatasının düzeltilmesi için uzmanlardan bir rapor hazırlamasını talep etti. Bunun üzerine Prof. Dr. Bülent İplikçioğlu’nun hazırladığı kapsamlı raporda, Opramoas anıtının 38 yazıtının yanlış yerleştirildiği, iki yazıtın kaybolduğu, bir yazıtın ise parçalandığı ortaya çıktı. Raporda ayrıca tarihi anıtın orijinal sütunları yerde dururken, restorasyonda yeni sütunlar kullanıldığı belirtilerek, anıtın yıkılarak yeniden restore edilmesi önerildi.
SKANDALIN DÜZELTİLMESİ İŞİ DE AYNI FİRMAYA VERİLDİ
Ancak anıttaki restorasyon hatalarının düzeltilmesi işine bir türlü başlanamadı. Geçtiğimiz Şubat ayında ise restorasyon skandalına bir yenisi daha eklenerek, yarım kalan işlerin tamamlanmasıyla ilgili ihale, 490 bin lira karşılığında hatalı restorasyon yapan firmaya verildi. Uzmanların denetiminde yapılması gereken düzeltme işlemine ise halen başlanmadı. Bunun yerine restorasyon skandalının gündeme gelmesiyle birlikte tepkilerin odağında olan tarihi anıtın üzeri karton, plastik ve branda ile örtülerek bu çirkinliğin gizlenmesi yoluna gidildi. Restorasyonu becerilemeyen tarihi Opramoas anıtının üzerine kapatılan brandaya ise anıtın temsili resmi kaplandı. Edindiğimiz bilgilere göre, Antalya merkezli bir reklam ajansına yaptırılan kapatma işlemi için de bir hayli yüksek ücret ödendi. Restorasyon sırasında ve sonrasında üzeri hiçbir şekilde kapatılmayan anıt, restorasyon skandalının gündeme gelmesinin ardından bu ayıbın görülmemesi için kapatıldı.
RÖLÖVE VE ANITLAR MÜDÜRÜ: ‘İYİ NİYETLE SAHİP ÇIKIYORUZ’
Bütün bu tartışmaların ardından bir açıklama yapan Antalya Rölöve ve Anıtlar Müdürü Cemil Karabayram ise, restorasyon hatalarına hiç değinmezken anıtın üzerinin güneş, rüzgar ve yağmurdan korumak için örtüldüğü görüşünü savundu. Karabayram, ‘taş’ olarak nitelendirdiği Opramoas anıtını oluşturan yazıtların 1980-1990’lı yıllara kadar iklimsel koşullara terk edildiğini belirterek, “Şimdi biz iyi niyetle orada iklimsel koşullar ve güneş ışınlarını sert alan tepede çalışma yaptık. Biz ona sahip çıkıyoruz” dedi.
RESTORASYON SKANDALLARININ ARKASI KESİLMİYOR
Son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanından gelen restorasyon skandalı haberleri gözleri kültür mirasına ve tarihi yapılara çevirdi. Milyonlarca lira kaynak ayrılarak yapılan restorasyonlardaki hataların en büyük nedeninin, konunun uzmanı olmayan deneyimsiz firmalara verilen ihalelerden kaynaklandığı belirtiliyor. Restorasyonlarda uzman ekibin çalıştırılmadığı iddiaları da son dönemde oldukça gündemde. Ancak bu konudaki en büyük açmaz, Türkiye’nin de imza koyduğu uluslararası sözleşmelere uyulmaması.
‘VENEDİK TÜZÜĞÜNÜN BİRÇOK MADDESİ TÜRKİYE’DE UYGULANMIYOR’
Kültür mirasının korunması ve restorasyonuyla ilgili 1964 yılında imzalanan uluslararası bir sözleşme olan Venedik Tüzüğü’nün birçok maddesinin Türkiye’de uygulanmadığı görüşünü savunan Arkeolog-Yazar Nezih Başgelen, söz konusu maddeleri içeriğini şöyle sıraladı:
Madde 9- Onarım uzmanlık gerektiren bir iştir. Amacı, anıtın estetik ve tarihi değerini korumak ve ortaya çıkarmaktır. Onarım kendine temel olarak aldığı özgün malzeme ile güvenilir belgelere saygıyla bağlıdır. Faraziyenin başladığı yerde onarım durmalıdır; yapılması gerekli herhangi bir eklemenin mimari kompozisyondan farkı anlaşılabilmeli ve gününün damgasını taşımalıdır. Herhangi bir onarım işine başlamadan önce ve bittikten sonra, anıtın arkeolojik ve tarihi bir incelemesi yapılmalıdır.
Madde 10- Geleneksel tekniklerin yetersiz kaldığı yerlerde, koruma ve inşa için bilimsel verilerle ve deneylerle geçerliliği saptanmış herhangi çağdaş bir teknik kullanılarak anıt sağlamlaştırılabilir.
Madde 11- Anıta mal edilmiş farklı dönemlerin geçerli katkıları saygı görmelidir; zira onarımın amacı üslup birliği değildir. Bir anıt üst üste çeşitli dönemlerin izlerini taşıyorsa, alttaki dönemleri açığa çıkarmak ancak bazı özel durumlarda yok edilen malzemenin önemi azsa, açığa çıkarılan malzeme büyük tarihi, arkeolojik, ya da estetik değer taşıyorsa ve korunma durumu böyle bir davranışı gerekli gösterecek kadar iyi ise haklı çıkarılabilir. İlgili unsurların öneminin değerlendirilmesi ile ilgili yargıyı ve neyin yok edileceği üzerinde kararı vermek, sadece bu işi üzerine almış kimseye bırakılamaz.
Madde 12- Eksik kısımlar tamamlanırken, bütünle uyumlu bir şekilde bağdaştırılmalıdır; fakat bu onarımın, aynı zamanda sanatsal ve tarihi tanıklığı yanlış bir biçimde yansıtmaması için, özgünden ayırt edilebilecek bir şekilde yapılması gereklidir.
Madde 13- Eklemelere, ancak yapının ilgi çekici bölümlerine, geleneksel konumuna, kompozisyonuna, dengesine ve çevresiyle olan bağıntısına zarar gelmediği durumlarda izin verilebilir.”
 
Opramoas anıtı çizimi: Felix von Luschan (1889) Nezih Başgelen arşivi.

BİR CEVAP BIRAK